| Soru-Cevap Sistemi |
| Forum |
| Yarışmalar |
| Bizi Tavsiye Edin |
| Ziyaretçi Defteri |
| Resim Galerisi |
| İsnad, İrsal, İttisal ve İnkıta' |
|
| Yazar Mustafa Refik | |
| 04 01 2008 | |
|
Resulü Ekrem {sallallahü aleyhi vesellem) Efendimizden rivayet
edilen bir sünneti seniye, bir hadisi şerif, ya müsned veya mürsel bulunur.
Şöyle ki. bir sünneti nebeviyye, bizlerden ta zatı risaletpe-nahiye kadar bir raviler
silsilesile isal edilirse müsned, muttasıl namını alır. Bu raviler silsilesine
senet, an'ane de denilir. Bu ravilerin sırasile adlarım zikr etmeğe de İsnad
adı verilir. Sened ile isnadın cem'inde «esa-nid-- tabiri kullanılır. Bu isnad,
islam aleminde ta zamanı Nebeviden beri caridir ve müslümanlann
pek yüksek hasletlerinden maduttur.
Bilakis bir sünneti nebeviyye, doğrudan doğruya Resulullahtan
rivayet edilip aradaki ravilerin isimleri tamamen veya kısmen
zikredil-mezse mürse! ve munkati namım
alır. Mesela: hadisi şerifi bir müsned
hadistir. Bu hadisteki ravilerin sıra ile yazılan isimleri, «sened»
dir. Buna. tarik, vecih
de denir. Bu ravilerin böyle birbirinden hadisi nakl etmiş
olmalarını bildirmeğe de «isnad» denilir. Resulü Ekrem'in asıl
mübarek sözlerine de «metni hadis» adı verilir. Bu hadisi
şerifte Abdullah ibni Ömer
(radıyaliahü anhüma) dan şöyle dediği rivayet olunuyor. Ben
Resulullah (sallallahü aleyhi vesel* temden işittim, buyurdu ki: Hepiniz
çobansınız, hepiniz raiyyesinden mesuldür. Yani: her fert, muhafızdır, bir
velayeti haizdir, eli altında olanlardan indallah mesuldür —: Emir, muhafızdır,
erkek; ailesi efradı üzerinde muhafızdır. Kadın, kocasının hanesi ve çocuğu
üzerinde muhafızdır. Artık hepiniz muhafızdır, hepiniz kendi eli altında bulunanlardan
mesuldür. Herkes, uhdesine düşen sıyanet ve himaye vazifesini la-yıkile ifaya
çalışmalıdır ki, bu mesuliyetten kurtulabilsin. ,(Sahih Buharı).
Bir hadisi şerifin inkıtaı, ya zahir veya batındır. inkıtaı
zahir, usuliyyuna göre ravi ile merviyyün anh arasındaki vasıtayı terk
etmektir. Böyle bir hadise «mürsel» denir. Mesela: bir hadisi şerifi ibrahim
ibni Musa Hişamdan, o da Cüreycden, o da Ata'dan, o da ibni Abbas'tan rivayet
etmiş olduğu halde bir zat, Hişam'ı zikr etmeksizin «İbrahim ibni Musa; ibni
Cüreycden, O da Ata'dan O da ibni Abbas'dan diye rivayet etse bu hadis, mürsel
olmuş olur.
Kezalik: ravilerin hepsini zikr edip de yalnız ibni Abbasi zikr
etmese yine mürsel olmuş olur. İste bunlardaki inkıta, zahirdir.
İnkıtaı batına gelince bu da hadisin ravileri tamamen
zikredilmiş olmakla beraber hadisin batında, hakikati halde munkati olmasından
ibarettir. Şöyle ki; bir hadisi şerifi nakledenlerden birinde adaletten veya
zabıttan mahrumiyet gibi bir noksan bulunsa veya o hadis kitabul-laha veya maruf
bir hadisi nebeviyyeye muarız bulunsa batını bir inkıta ile munkati bulunmuş
olur.
Bir hadisin kitaba veya maruf bir hadise muarız bulunması, ya
sarahaten olur. Nitekim Kays kızı Fatma'nın kendisine nafaka ve sükna takdir
edilmemiş olduğuna dair rivayet ettiği hadis, daha kuvvetli delil olan ayeti
celilesinc sarahaten muarız bulunmuştur.
Kezalik: ibni Abbas Hazretlerinin rivayet ettiği bir hadise
göre Resulü Ekrem Efendimiz, bir hadisede yalnız bir şahit dinlemiş, bir de
müddeiye yemin verdirerek hüküm vermiştir. Bu hadis ise kendisinden kuvvetli ve
meşhur olan şahit ikamesi davacıya, yemin de inkar edene aittir) hadisi
şerifine sarahaten muarızdır.
Yahut bu muarız bulunmak delaleten olur. Bu da belvayı. amde, yani:
herkesin bilmesine ihtiyaç bulunan bir hususda rivayet edilip yalnız bir iki
kişice malum olan ve ashabı kiram tarafından nakli iltizam edilmemiş bulunan
hadistir ki, bunun böyle şaz bir mahiyette bulunması, munkati olmasını icap
eder. Nitekim Resulü Ekrem'in namazlarda besmelei şerifeyi cehren tilavet buyurduğunu Ebu Hüreyre Hazretleri
nakletmiştir. Halbuki bu hadisi, sair eshabı kiram nakletmemişler-dir. Eğer
böyle olsaydı bu hal, sair sahabei kirama hafi kalmazdı. Onlar tarafından da
nakli iltizam olunurdu.
Kezalik: Hadis diye nakl edilen bir şeyi eshabı kiramın hadis
olarak kabul etmeyip işitmiş oldukları halde ondan ı'raü etmeleri, delaleten
bir muarizlik sayılır. Çünkü ashabı kiram, şeriati garrayı nakl hususunda
umdedirler, asıldırlar. Onların böyle nakledilen bir haberden kaçınmaları o
haberin inkıtaına, intisabına delalet eder.
Mesela: Gayri baliğ kimselerin mallarından Hanefiyeye göre zekat
lazım gelmez. Hazreti Ali ile ibni Abbas'm mezhebi böyledir. Şafiiyyeye göre
ise lazım gelir. Hazreti Aişe ile Abdullah ibni Ömer'in mezhebi de böyledir. Bu
babda her iki tarafın delilleri vardır. Bu hususta Amr ibni Şuayıb: yetimlerin
malları hakkında bir hayırlı cihet arayınız, ta ki, o malları sadaka yiyip tüketmesin)
aiye bir hadis rivayet etmiştir. Fakat iki taraf da bu hadisi nazara almamış,
kendi içtihatlarım, .hükümlerini buna bina kümanuştır. Binaenaleyh bu haberden
i'raz ettikleri için bu, batmen, manen munka-ti bulunmuştur. |