Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

HEPSI - 0-9 - A - B - C - Ç - D - E - F - G - Ğ - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - S - Ş - T - U - Ü - V - Y - Z


Ravilerde Aranan Şart ve Sıfatlar E-Posta
Yazar Mustafa Refik   
04 01 2008

Ravilerde vücudu aranılan başlıca şartlar, dörttür. Bun­lardan biri bulunmayınca rivayeti makbul olmaz. Şöyle ki:

(1) :  Ravide  akü şarttır.    Binaenaleyh mecnunların,  matuhların, gayri mümeyyiz çocukların rivayetleri muteber değildir.

(2) : Ravide islamiyet şarttır. Çünkü gayri müslimlerin islam di­nine müteallik bir husus hakkında taassubdan azade bir halde ilgili bu­lunmaları, müsteb'addir.

(3) : Ravide adalet şarttır. Yani: ravi, diyanet ve siyretçe müsta­kim olup kebair denilen büyük günahlardan kaçınmalıdır. Sagayir deni­len küçük günahlara musir olmamalıdır.  Nefsin hissetine delalet eden adi hallerden de uzak bulunmalıdır.

(4) : Ravide zabıt şarttır ki, bu, hakkile işitmek, manayı anlamak, lafzı hıfz etmek, hıfz üzerine murakabede bulunmak ile hasıl olur. Şöyle ki: ravi, rivayet ettiği şeye dair hiçbir şeyi kaçırmayıp onu layıkile işit­miş, görmüş olmalıdır.

Kezalik: rivayet ettiği şeyin manasını layıkile anlamalı ve onu kud­reti nisbetinde ezberlemeğe çalışmalıdır ve onu başkasına rivayet ede­ceği zamana kadar güzelce hafızasında tutmuş bulunmalıdır.

Rivayet edilen bir hadisi şerifin yalnız lugavi manası değil, hük­mü şer'isini de bilmek, zaptın kemal mertebesidir.

Bir hadisi şerifi Resulü Ekrem'den rivayet eden zat, bi­hakkın fakih, yani: her veçhile içtihada kadir ve hadis rivayetile maruf ise rivayet ettiği hadis, kıyasa muvafık olsun obuasın kabul olunur. Kı­yas ile aralarını telif kabil ise telif edilir. Mesela:  hadisi şerif amma, kıyas hassa delalet ediyorsa hass, ammı tahsis ederek her ikisinin de, hükmüne riayet edilmiş olur. Fakat aralarında tearuz bulunup telifi ka­bil olmazsa böyle haberi vahid kabilinden olan bir hadis, kıyasa tercih olunur. Hulefai Raşidin ile Abdullah ibni Abbas, Abdullah ibni Öme Abdullah ibni Mes'ud, Abdullah ibni Amr ve Zeyd ibni Sabit ve Müa ibni Cebel ve Ummülmüminin Hazreti Aişe bu kabii ravilerdendir (rad yallahü anhüm).

İmam Malikten rivayet edildiğine nazaran haberi ahad kabilinde olan bir hadis ile kıyas arasında tearuz vukuunda mutlaka kıyas, ta* dim olunur.-

Haberi ahad kabilinden olan bir hadisin ravisi, rivayeti maruf olduğu halde bihakkın fekahetle muttasıf bulunmadığı takdird o hadis, kıyasa muvafık ise kabul olunur, muvafık değilse kabul edilme: Şariin maksadına iyice infazı nazarda bulunamamış olduğuna zehab h£ sil olur.

Eshabi kiramdan Ebu Hüreyre ile Enes ibni Malik (radıyallahü ar hüma) bu kabil ravilerden sayılmıştır. Vakıa bunlar da fakın zevatta: iseler de her vecihle içtihada muktedir bulunmamışlardır.

Bir hadisi şerifin ravisi, yalnız bir iki hadis rivayetile ma ruf olunca bakılır:  Eğer bu zatın rivayeti birinci,  ikinci veya üçünci karinde vaki ve kiyasa muvafık ise bu rivayeti kabul olunur. Velev ki selef arasında zahir bulunmuş olmasın. Çünkü bu üç karinde sıdk y adalet galiptir. Fakat bu tarihten sonra vukubulacak böyle bir rivaye kabul olunmaz.

Böyle yalnız iki hadis rivayetile tanümış olan zata «meçhulürriva ye» denir. Bu hususta seleften murad, imamı Azam zamanından İman Muhammed İbnil Hasenin zamanına kadar olan zatlardır.

Bir ravinin naklettiği hadis, selef arasında zahir bulunmuı olunca bakılır. Eğer selef bunu kabul etmiş ise veya sükut edip hakkın da ta'n etmemiş ise veya ihtilaf edip bunu bazıları kabul edip bazılar kabul etmemiş, fakat kıyasa uygun bulunmuş ve bunu kendisinden si kat da nakleylemiş ise kabul olunur. Ve illa kabul olunmaz. İki misal:

(1) : Sahabei kiramdan Ma'kil ibni Sinan rivayet etmiştir ki: Hi lal ibni Mürre vefat edip medhulün biha olmayan zevcesi Berda'ı teri etti, bu kadın için mehr tesmiye edilmemiştir. Resulü Ekrem Hazretler bu kadına kabile kadınlarından emsalinin mehrleri nisbetinde bir meni ile hüküm buyurdu.

Ma'kil'in bu rivayetini ibni Mes'ud kabul etmiş, İmam Ali kabul et' memişti. Fakat bu rivayet, Hanefiyece kıyasa muvafıktır. Bu rivayet ibni Mes'ud, Alkami, Mesruk gibi zatlar da Ma'kildene nakl etmişlerdir Binaenaleyh  Hanefiye  bununla  amel etmiştir.

Kıyasa muvafakati şu cihetledir: Mevt, duhul gibidir. Duhul ile -zifaf ile mehr lazım geldiği gibi mevt ile de lazım gelir. Yani: duhul ile nikah teekküt edip mehr vacip olduğu gibi ölüm ile de nikah teekküt eder. Artık bundan dolayı ölüm ile de mehr vacip olur.

Fakat Şafiiier, bu hadisi şerifi kıyasa muhalif görerek bununla amel etmemişlerdir. Onlara göre mehr ya takdir ile veya iki tarafın terazisile veya hakimin kazasile veya duhul ile vacip olur. Bunlardan biri bulunmayınca mehr lazım gelmez. Nitekim duhulden evvel talak vukuunda da hüküm böyledir. Binaenaleyh duhulden evvel vefat vu­kuunda da mehr verilmesi vacip olmaz.

(2) : Fatma Binti Kays demiştir ki: Kocam beni üç talak ile bo­şadı. Resulü Ekrem Hazretleri bana nafaka ve sükna takdir buyurma-dı. Fakat Hazreti Ömer ile sair sahabei güzin bu rivayeti (kendi sakin olduğunuz yerde onları da iskan ediniz) emri Kur'anisine muhalif görüp kabul etmemişlerdir. Binaenaleyh bu­nunla amel olunamaz. Maahaza, bu rivayet, kıyasa da muhaliftir. Çün­kü üç talak ile boşanan bir kadın da iddet içinde bulundukça sair mu' teddeler gibidir. Binaenaleyh o da nafakaya, süknaya müstahik  olur.

Hanefilerin mezhebi budur. Ibni Mes'ud Hazretlerinin, ibrahim Nahainin mezhepleri de böyledir.

 
Kapa