Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

HEPSI - 0-9 - A - B - C - Ç - D - E - F - G - Ğ - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - S - Ş - T - U - Ü - V - Y - Z


Fidye İle Alakalı Hususlar E-Posta
Yazar Mustafa Refik   
01 11 2007

Oruç tutmaya gücü yetmeyen yani aciz olan kimselerin "Fidye" vermeleri gerekir. Malûm olduğu üzere fidye; buğday, arpa, hurma ve üzüm gibi yiyecek maddeleri esas alınarak hesaplanır ve her yıl miktarı değişir. Asgari miktar; buğday'dan yarım sa' (1,667 kg. ), arpa, hurma ve üzümden bir sa' (3,334 kg. )'dır. Bunların bizzat kendileri verilebileceği gibi, bedelleri de verilebilir. Eğer açıklanan fidye miktarı ile; bu amelin yerine gelmeyeceğine inanıyorsa, gönlünün arzu ettiği kadar fazla verebilir. Bu onun için çok daha hayırlıdır.

Hastalık veya yolculuk gibi bir özürle; Ramazan orucunu edâ edemeyen mükellefin derhal fidye vermesi gerekmez. Zirâ acizlik durumunun ortadan kalkması ve kaza etmesi ihtimali vardır. Ancak kaza edemediği halde; daha açık bir ifade ile, kaza imkânı doğduğu, fakat ihmal ettiği durumlarda, fidyeyi vasiyyet etmesi zaruridir. Eğer ölen kimse; "Oruç fidyesini" vasiyyet etti ise, varisleri ölünün malından fidye verirler. Bu durumda olan bir kimse; vasiyyet etmemiş olsa dâhi, varislerinin teberruda bulunarak fidyeyi ödemeleri caizdir. Fark şudur: Vasiyyet ettiği takdirde kadı; Fidye için varisleri zorlar. Ancak vasiyyet yoksa, zorlayamaz.

 
Kapa