| Soru-Cevap Sistemi |
| Forum |
| Yarışmalar |
| Bizi Tavsiye Edin |
| Ziyaretçi Defteri |
| Resim Galerisi |
| Propaganda ve Reklam |
|
| Yazar Mustafa Refik | |
| 18 01 2008 | |
|
Propaganda
kelimesi, vaktiyle papalık tarafından katolik mezhebinin yayılması için
kullanılan bir terimdi. Onsekizinci yüzyılın sonunda ilk defa olarak, bu
kelime din adamları dışında, lâik kimseler tarafından ele alındı, fakat
mahiyeti itibariyle yine dînî konular için kullanıldı.
Propaganda,
halk efkârını ve toplumun gidişini tesir altında bırakmak için yapılan bir
harekettir. Öyle ki insanlar muayyen bir düşünceyi ve güdümü benimsesinler.
Propaganda,
halk kitlelerine hitâb etmek için kullanılan konuşma tarzıdır; radyolar, basm
ve filmler vasıtasıyla yayılan sözler kullanılır. Propagandanın amacı, halk
kitlelerinin davranışlarına tesir etmek ve onları muayen düşüncelere
yöneltmektir.
Propaganda
bir bakıma reklâmcılığa benzer. Çünkü, onun gibi fikirleri değiştirmeye yahut
doğrulayıp, yeni fikirler oluşturmaya çaiışır ve reklâmcılığın usûllerinden
faydalanır. Aradaki fark, birinin amacının ticarî, ötekinin siyasî oluşudur.
Propagandanın telkin veya empoze ettiği inançlar ve refleksler çoğu zaman
insanların davranışlarını, ruh haletlerini, hattâ dînî ve .felsefî
kanaatlerini değiştirirler.
Propaganda
Eğitim midir?
Şu
halde propaganda insan ruhunun temel davranışına tesir ediyor demektir. Bu
bakımdan onu eğitime benzetebiliriz; fakat, genel olarak kullandığı teknik ve
hele yetiştirmeden ikna etmeye ve hâkimiyeti altına almaya çalışması, onu
eğitimin zıddı haline getirmektedir.33
Propaganda
ve reklâm, ilim anlamında eğitimle ilgili değildir. Maksadı gerçeğe hizmet
değil, sadece taraftar veya para kazanmaya hizmettir. Propaganda ve reklâm
düşünmeğe değil, düşünmeden kabul etmeğe sevkeder.
Buraya
kadar olan iktibaslarımızdan anlıyoruz ki; tavsiye "propaganda" ile
ilk nazarda birleşmektedir. Bu birlik, propaganda kelimesinin ilk defa
kullanılmaya başladığı zamanki mânâsı itibariyledir. Yoksa amaç yönünden bir
birlik söz konusu değildir. Ayrıca "tavsiye", "karşıdakinin
iyiliğini isteme" niteliğiyle de; böylesi bir şey düşünmeksizin sadece
tesir altına almak için çalışan propagandadan ayrılmakta ve ona bir üstünlük
ifade etmektedir. Kaldı ki tavsiye'de mutlaka kabûi ettirmek isteği de yoktur.
Ancak
bugün bir san'at ve ihtisas dalı haline gelmiş bulunan, modern metod ve
vasıtaları kullanan propaganda, metod ve vasıtalar yönünden bizim tavsiye'mize
yardımcı olabilir. Yâni "Hakkı Tavsiye", propagandanın usûl ve
vasıtalarını (kendi metod ve vasıtalarına ilâveten) kullanabilir ve bunda
herhangi bir sakınca da yoktur. Aksine fayda ve kazanç çoktur. Unutulmamalıdır
ki, İslâm (i'lâ'yı kelimetu'llah için) terakkiperver bir dindir.
Öte
yandan bugünkü manâsıyla propaganda büyük ölçüde "yalan"a dayanır.
Ona bu vasfı veren de daha çok propaganda'nın politika sahasında kullanılmakta
olmasıdır. Tavsiye ve davetin böylesi bir kusuru yoktur.
Şu
halde yukarıdaki kayıtlar unutulmaksızın Hakkı Tavsi-ye'ye "Hakkın Propagandası
veya Hakka Davet" de diyebiliriz. Ama biz, Kur'ân-ı Kerîmin Asr
Süresindeki ifadesine bağlı kalarak ve kendine has meziyetleri bulunması
sebebiyle tavsiye'yi tercih edeceğiz. |