| Soru-Cevap Sistemi |
| Forum |
| Yarışmalar |
| Bizi Tavsiye Edin |
| Ziyaretçi Defteri |
| Resim Galerisi |
| Zekat ve Devlet İlişkisi |
|
| Yazar Mustafa Refik | |
| 15 11 2007 | |
|
Zekatla alakalı ayet ve hadisler zekâtın ferdî ve ihtiyârî bir yardım olmadığının, tam aksine devletin idare ettiği ictimâî bir müessese olduğunun delilleridir. Zekâtın toplanıp sarfedilmesinde devletin aracılığına şu noktalarda ihtiyaç vardır: a) Din ve merhamet duyguları zayıflamış bazı kimseler kendi hallerine bırakılınca bu hakkı ödemeyebilirler. b) Fakirin bu hakkını devletten alması haysiyet ve şahsiyetinin incinmemesi bakımından daha uygundur. c) Zekâtı ferdlerin ödemesi halinde, bazı fakirler ihtiyacından fazla zekât alırken bazıları bundan mahrum kalacaklardır. d) Allah yolunda ve gönülleri kazanılacak olanlar gibi bazı sarf yerlerini takdir etmek, ferdi aşan bir sâha olmaktadır. Zekâtı devlet idare etmekle beraber toplama ve dağıtma işinde nassları aşması mümkün değildir; bu sebeple zekâtın bütçe ve hazînesi, beytü'l-mâlın diğer fasıllarından ayrı tutulacak; cizye ve harâc, ganîmetler ve sahipsiz mallara ait beytü'l-mallar yanında dördüncü olarak bir de zekât beytü'l-mâlı bulunacaktır. Başlangıçtan üçüncü halîfe Osman zamanına kadar her çeşit malın zekâtı devletçe toplanıp dağıtılmış, halife Osman, kendi devrinin şartlarını gözönüne alarak para, altın, gümüş, ticaret eşyasını içine alan gizli "bâtınî" malların zekâtını ödeme işini fertlere bırakmış, diğer açık "zâhirî" malların zekâtını yine memurları vâsıtasıyla almış ve dağıtmıştır. Bu tasarrufa istinaden bize göre açık malların zekâtı devlete verilir. Gizli mallarınkini ise bizzat mükellefler öder; eğer devlet başkanı ödenmediğini tesbit ederse o zaman devleti araya sokar. Zekâtın devletle ilgisi üzerindeki nasslar, tatbikat ve ictihadlar şu noktalarda birleşir: a) Devlet her nevi malın zekâtını taleb edebilir ve bu durumda -âdil idarecilere- zekât verilecektir. b) Devlet zekâtı toplayıp dağıtma işini terketse dahi mükellefler bunu bizzat yerlerine sarfetmeye diyâneten mecburdurlar. Bu noktada üzerinde durulan meselelerden birisi de zekâtı alan devletin ve devlet başkanının dinî durumudur. Fukâhânın ifadelerinden anlaşılan odur ki İslâm devletini idare edenler diğer mevzûularda haksız ve gayr-ı meşru tasarruf ve davranışlarda bulunmakla beraber, zekâtı toplayıp dağıtma işinde dürüst davranıyorlarsa bunlara zekât verilir. Zekâtı yerine sarfetmiyorlarsa verilmez, gizlenir; eğer cebren alırlarsa cumhura göre yeniden ehline verilmesi gerekir. |
|
| Son Güncelleme ( 15 11 2007 ) |