| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 28.10.2007 - 21:07
|
Okunma Sayısı : 651 |
Korku
ziyadeleştiği zaman; harp emiri cemaati iki kısma ayırır. Bir kısmını düşmana
karşı sipere gönderir, bir kısmını da arkasına alarak namazı kıldırır. Korkunun
ziyadeleşmesi veya şiddetlenmesi; hep birlikte namazı edâ ile meşgul oldukları
zaman, kafirlerin durumu görüp, topluca baskın yapmalarından endişe halidir.
İmam
veya Harp emiri; cemaati iki kısma ayırarak; bir kısmını baskın yapmasından endişe
edilen düşmana karşı sipere gönderir, diğer kısım ile Eğer misafir iseler,
sabah namazını edâ ediyorsalar, Cum'a ve Bayram Namazlarında da durum aynıdır
bir rek'at edâ eder. Eğer imam mûkim olursa veya iki rek'atlı namazın başkasını
öğle, ikindi, akşam ve yatsıyı edâ edenler Duruma göre; bir veya ikinci rek'atı
edâdan sonra derhal sipere giderler, diğer kısım siperde bekleyenler imama
iktidâ için gelir. Namazın geri kalan kısmını imam bunlarla birlikte tamamlar
ve selâm verir. İmama iktida edenler; selâm vermeksizin sipere giderler.
Birinci kısım gelir ve namazlarını kıraatsız olarak tamamlarlar ve selâm
verirler. Ondan sonra diğer kısım siperden gelir ve namazlarını kıraat ile
kılıp tamamlarlar. Çünkü onlar mesbukturlar. Bu baskın endişesi anında kılınan
namazdır. Eğer onların korkuları çok daha şiddetli olursa; kadir oldukları yöne
imâ ile kılarlar ve hatta vâsıta üzerinde kılabilirler. Rükû ve secdeyi kıbleye
teveccüh ederek edâ etme imkanları da bulunmazsa, diledikleri yöne doğru ima
ederek namazlarını kılarlar.
Korku
kafirlerden olsun, vahşi hayvanlardan olsun müsavidir. Korku namazı kısaltmayı
gerektirmez. Ancak namaz esnasında yürümeyi mübah kılar. Namaz edâ edilirken
savaş yapılmaz. Namaz içinde savaşa girişen kimsenin namazı batıl olur. Keza korku
namazı kılan kimse, düşman karşısına sipere dönerken hayvanına binmiş olsa
namazı ifsad olur.
Son Güncelleme : 28.10.2007 - 21:07
|
|
|
Okuyucu yorumları  |
|
Ortalama Üye Değerlendirmesi
(0 Oylama)
|
|
Yorumunuzu ekleyin
|