| Yazan: Lokman Yılmaz,
Tarih: 18.12.2007 - 17:34
|
Okunma Sayısı : 460 |
Cem’i önceki veya sonraki namazın vaktinde kılınması yönünden cem’i takdim ve cem’i tehir diye ikiye ayrılır:
2. VAKİT YÖNÜNDEN CEM’
a. Takdim-Tehir Yönünden Cem’in Çeşitleri
aa. Cem’i Takdim: (جمع التقديم )
Takdim sözlükte, öncelik vermek, öne almak, sunmak gibi anlamlara gelir.
Istılahta ise, ikindi namazını öne almak suretiyle öğle namazı ile
ikindi namazının öğle namazı vaktinde, yatsı namazının da öne alınarak,
akşam ve yatsı namazlarının akşam namazı vaktinde kılınmasını ifade
eder.
CEM’İ TAKDİMİN SIHHATİNİN ŞARTLARI:
Cumhur-u fukaha cem’i takdim için bir takım şartlar koşmuşlardır. Bu şartların başta gelenleri şunlardır:
1. Başta
iki namazdan ilk sırada olanını kılmak. Öğle ve akşam namazları
kılınmalıdır. Çünkü vakit o namaz içindir; diğer namaz o namaza
tabidir. Tabi ise matbuunun önüne geçemez. Eğer ikindiyi öğleden önce
veya yatsıyı akşamdan önce kıldıysa sahih olmaz; ilk sıradakinden
başlanarak yeniden kılınmalıdır.
2. Cem’e
niyet etmek. Niyet için en uygun yer ilk namazın başıdır. Ancak namaz
esnasında ve selâm verene kadarki süre içerisinde niyet edebilir.
Müzeni, “Cem’e niyet etmeye ihtiyaç yoktur; önemli olan iki namaz arasındaki fasılanın kısa olmasıdır” demiştir.
3. İki
namazı birbiri ardına kılmak. Bu ise iki namazın arasına uzun fasıla
girmemesi gerekir. Çünkü bu iki namaz tek namaz gibidir. Ancak kısa bir ara zarar vermez; çünkü bundan korunmaya çalışmak meşakkat doğurur.
Eğer
ara uzatılırsa cem’ batıl olur. İki namaz arasında uyumak gibi, unutmak
veya başka işlerle meşgul olmak gibi. Fasl-ı yesirin ölçüsü ise örfe
göre belirlenir; malı teslim almada ya da korumada olduğu gibi.
Şafiîler ve Hanbelilerden bazıları kamet müddeti kadar belirlerken Hanbeliler bu süreyi abdest süresine kadar uzatırlar.
4. Sefer
halinin devamı. Birinci namaza başlayıp bitirmek ve ikinci namaza
başlamış olduğu halde halen seferî olmak. Eğer birinci namaz esnasında
ikamete niyet ederse, veya birinci namazdayken beldesine ulaşırsa veya
iki namaz arasında mukim olursa cem’, sebebin zevalinden dolayı ikinci
namazın kendi vaktine kadar tehir edilmesi gerekir.
5. İki
namaz arasında nafile namaz kılınmaması. Eğer iki namaz arasına nafile
girerse cem’ sahih olmaz. Ancak bunun cem’e zarar vermeyeceğini
söyleyenler de olmuştur.
ab. Cem’i Tehir: (جمع التأخير)
Tehir sözlükte, geciktirmek, ertelemek engel olmak anlamlarına gelir.
Istılahta ise, öğle namazı ile ikindi namazının ikindi namazı vaktinde,
akşam ile yatsı namazının da yatsı namazı vaktinde kılınmasıdır.
Cem’i
takdim ve cem’i tehir sadece öğle ile ikindinin ve akşamla yatsının
birleştirilmesi şeklinde olabilir. Sabah ile öğle, ikindi ile akşam ve
yatsı ile sabah arasında cem’ yapılamaz. Çünkü Resûlullah (s.a.s.)’dan
böyle bir rivayet menkul değildir ve bu konuda icma vardır.
CEM’İ TEHİRİN SIHHATİNİN ŞARTLARI:
1. Cem’i
tehirin sıhhati için birinci namazın vakti çıkmadan önce niyet
edilmelidir. Eğer cem’ etme niyeti olmaksızın tehir edilmesi günahtır
ve uygulama ile maksadın karışmasından dolayı kaza olur.
2. Şafiîler
cem’i tehir için seferîlik halinin iki namazı tamamlayana kadar sürmesi
şeklinde bir şart sürerler. Eğer iki namaz bitmeden mukim olduysa
birinci namaz kaza olur.
3. Hanbeliler
ise ikinci namazın vakti girene kadar seferîliğin varlığını şart
koşmuşlardır. Gene onlardan rivayet edilir ki, ikinci namazın vakti
girdikten sonra iki namazı kılmadan seferîlik bitse dahi cem’in
sıhhatine zarar vermez.
b. Cem’i Takdim ve Cem’i Tehir İle İlgili Rivayetler:
Muaz b. Cebel rivayet etmektedir;
“Tebük
gazvesinde idi. Resûlullah (s.a.s.) güneş zeval vaktine erişmeden önce
yola çıkarsa öğle namazını ikindi namazına bitiştirip cem’ ederek
kıldırırdı. Güneşin zeval vaktinden sonra yola çıktığı takdirde ise
öğle ile ikindiyi cem’ ederek kıldırır sonra hareket ederdi. Akşam
namazı girmeden yola çıktığı zaman, akşam namazını yatsı namazıyla
birlikte kıldırasıya kadar te’hir ederdi. Akşam namazı vakti girdikten
sonra yola çıkarsa yatsıyı öne alır ve akşam ile birlikte kıldırırdı.”
Ayrıca bu hadisi
Ahmet b. Hanbel (v. 241/855), Ebû Dâvûd (v. 275/888), İbn Hibban (v.
354/965), Dârekutnî (v. 385/995) ve Beyhakî (v. 458/1066) Muaz b.
Cebel’den rivayet etmişlerdir. Gene Ebû Dâvûd bu hadisi İbn Abbas’tan
rivayet etmiştir.
Nafi’ şöyle rivayet etmiştir:
“İbn
Ömer ile beraber Mekke’den yola çıktık. Beraberinde Hafs b. Asım b.
Ömer ve Musahik b. Amr b. Hıdaş da vardı. Bu sırada güneş battı ve o
ikisinden birisi ‘namaz’ dedi, o ise buna ses çıkarmadı. Sonra diğeri
‘namaz’ dedi, ona da ses çıkarmadı. Nafi’ dedi ki: ben de ona ‘namaz’
dedim; ‘Ben Resûlullah (s.a.s.)’ı gördüm, yolculuğa çıktığında acelesi
varsa bu iki namazı cem’ ederdi. Ben de bu ikisini (akşam ve yatsıyı)
cem’ etmek istiyorum’ cevabını verdi. Birkaç mil yol aldık, sonra
(hayvanından indi ve) namazını kıldırdı.
(Hadisi
Nafi’den rivayet eden)Yahya şöyle demiştir: “Nafi’ bu hadisi bana başka
bir defa rivayet ettiğinde ise: ‘Gecenin dörtte birine yakın bir müddet
yol aldık, sonra indi ve namazını kıl(dır)dı’ dedi.”
Bu
hadisi, Abdurrezzak (v. 211/826) üç ayrı senetle, Buhârî (v. 256/870)
iki farklı senetle, Ahmet b. Hanbel (v. 241/855) üç farklı senetle, Ebû
Dâvûd (v. 275/888) dört farklı senetle, Nesaî (v. 303/916) dört farklı
senetle, Beyhakî (v. 458/1066), beş farklı senetle, Dârekutnî (v. 385)
üç farklı senetle Abdullah b. Ömer’den rivayet etmişlerdir.
Farklı bir metinle bu hadis İbn Huzeyme (v. 311/894) tarafından da rivayet edilmiştir.
İbn Abbas’tan:
(İbn
Abbas) “Size Resûlullah (s.a.s.)’ın yolculukta nasıl namaz kıldığını
anlatayım mı? dedi. ‘Evet (anlat)’ dedik. İbn Abbâs da şöyle dedi: Eğer
(yolculuk sırasında) konaklamış ve o esnada güneş de zeval vaktine
gelmişse (hayvanına) binmeden önce öğle ile ikindi namazlarını cem’
ederdi. Şayet konakladığı sırada henüz güneş zeval vaktine erişmemişse,
yola devam eder, ikindi vakti olunca (hayvanından) iner ve öğle ile
ikindiyi cem’ ederdi. (Aynı şekilde) eğer konakladığı sırada akşam
namazının vakti girmiş ise akşam ile yatsı namazlarını cem’ ederdi.
Konakladığı sırada akşam namazının vakti girmemişse yola devam eder,
yatsı vakti girince iner ve ikisini cem’ ederdi.”
Bu hadisi Abdürrezzak’tan başka, Dârekutnî –biri Abdürrezzak’tan – dört senetle ve Beyhakî –biri Abdürrezzak’tan – iki senetle rivayet etmişlerdir.
İbn Abbâs şöyle demiştir:
“Size
Resûlullah'ın yolculukta nasıl namaz kıl(dır)dığını anlatayım mı? Eğer
konakladığı esnada güneş zeval vaktine erişmişse, zeval vakti
içerisinde öğle ile ikindiyi cem’ ederdi. Güneşin zeval vaktine
erişmesinden önce hareket etmişse, öğle namazım ikindinin vaktinde
ikindi ile birlikte kıldırıncaya kadar tehir ederdi.”
(Kurayb) “Zannedersem (İbn Abbâs) akşam ile yatsı namazları hakkında da böyle söylemişti” demiştir.
Enes b. Mâlik şöyle demiştir:
“Resûlullah
(s.a.s.) güneşin zevali vaktinden önce hareket ederse öğleyi ikindi
vaktine tehir eder sonra (hayvanından) iner ve iki namazı cem’ ederdi.
Şayet hareket etmeden önce güneş zeval vaktine erişmişse, öğle
namazını kıldırır ve sonra yola devam ederdi.”
Ebû Dâvûd’da ise şu ilave vardır: “… ve akşam namazını da şafak kaybolunca yatsı ile birlikte cem’ etmek üzere te’hir ederdi.”
Bu
hadisi Ahmed b. Hanbel iki farklı senetle, Buhârî ve Ebû Dâvûd iki
farklı senetle, Dârekutnî ve Beyhakî Ebû Dâvûd tarikiyle İbn Abbas’tan
rivayet etmişlerdir.
Enes b. Mâlik’ten:
“Resûlullah
(s.a.s.) süratle yol almak istediğinde öğle namazını ikindinin ilk
vaktine tehir eder ve iki namazı cem’ ederdi. Aksam namazını da şafak
kaybolunca yatsı ile cem’ edesiye kadar te’hir ederdi.”
Bu hadisi Müslim (v. 261/875) –ikisi İbn Ömer’den – üç senetle, Nesai (303/916) –biri İbn Ömer’den – iki senetle, Beyhakî –biri İbn Ömer’den – iki senetle Enes b. Malik’ten rivayet etmişlerdir.
Abdullah b. Dînâr şöyle demiştir:
“Ben
Abdullah b. Ömer ile beraber iken güneş battı, biz yola devam ettik.
Akşam olduğunu görünce (ona) ‘Namaz!’ dedik. O yine şafak kaybolasıya
ve yıldızlar ortaya çıkıncaya kadar yola devam etti. Sonra
(hayvanından) indi ve iki namazı cem’ ederek kıldırdı. Sonra da:
‘Süratle yol aldığı zaman Resûlullah (s.a.s.)’ın benim gibi namaz
kıldırdığını gördüm’ dedi. Yani iki namazı gece olduktan sonra cem’
ettiğini söyledi.
(Bir
sonraki hadisi İbn Ömer’den rivayet eden) İsmail b. Abdirrahman b.
Zueyb, İbn Ömer’in namazları şafak kaybolduktan sonra cem’ ettiğini
söylemiştir.
Bu hadisi Ebû Dâvûd ve Beyhakî, İbn Abbas’tan rivayet etmişlerdir.
İbn Ebî Zueyb el-Esedî şöyle demiştir:
“İbn
Ömer ile birlikte Hıma'ya doğru yola çıktık. Bu sırada güneş battı.
Fakat biz ona ‘(hayvanından) in de namaz kılalım’ demeye çekindik.
Ufkun beyazlığı ve yatsının karanlığı gidince (hayvanından) indi ve üç
rekat (akşam namazı) kıldırdı, sonra selam verdi, sonra iki rekat
(yatsı namazı) kıldırdı. Sonra bize döndü ve ‘Resûlullah (s.a.s.)’ın
bu şekilde yaptığını gördüm’ dedi.”
Bu hadisi Şafiî’den başka Beyhakî, İbn Ömer’den rivayet etmiştir.
Esed b. Abdiluzzâ kabilesinden İsmail b. Abdirrahman b. Zueyb şöyle demiştir:
“İbn
Ömer ile Hımâ'ya doğru yola çıktık. Güneş batınca ona ‘Namaz(ı kılmıyor
muyuz?)’ demekten çekindik. Ufkun beyazlığı ve yatsının karanlığı
gidince indi ve önce üç sonra da İki rekat olarak bize namazı kıldırdı
ve bize dönerek; ‘Resûlullah (s.a.s.)’ın bu şekilde yaptığını gördüm’
dedi.”
Bu hadisi Ahmed b. Hanbel’den başka Nesai de rivayet etmiştir.
Nafi’ rivayet etmektedir:
“İbn
Ömer akşam ve yatsı namazlarını şafak kaybolduktan sonra cem’ ederdi.
O, Resûlullah (s.a.s.)’ın bu iki namazı süratle yol aldığı zaman cem’
ettiğini söylemiştir.”
Nâfi'den:
“İbn Ömer süratle yol aldığı zaman, şafak kaybolduktan sonra akşam ve yatsı namazlarını cem’ eder ve ‘Süratle yol aldığı zaman Resûlullah (s.a.s.) akşam ve yatsı namazlarını cem’ ederdi’ derdi.
İbn Abbâs şöyle demiştir:
“Resûlullah
yolculuğu çıkar da süratle yol alırsa, güneş zeval vaktine erişmeden
yola çıkmışsa ikindinin ilk vakti girinceye kadar öğleyi tehir eder,
sonra (hayvanından) iner ve iki namazı cem’ ederek kıldırırdı. (Keza)
akşam namazını da şafak'ın kaybolduğu belli olasıya kadar tehir eder,
sonra iner ve aksam ile yatsı namazlarını cem’ ederek kıldırırdı.
İbn Abbâs şöyle demiştir:
“Güneş
zeval vaktine erişmişse, Resûlullah (s.a.s.) öğle ve ikindiyi cem’
ederek kıldırırdı. Şayet zeval vaktinden önce hareket etmişse öğleyi
te’hir eder ve ikindi vaktinde (ikindiyle beraber) kıldırırdı.”
Bu hadisi, Dârekutnî İbn Abbas’tan, Beyhakî Enes b. Malik’ten rivayet etmişlerdir.
Enes b. Mâlik'ten:
“Resûlullah
(s.a.s.) süratle yol aldığı zaman, öğleyi ikindinin ilk vaktine tehir
eder ve ikisini cem’ ederdi. Akşamı da tehir eder ve şafak kaybolduğu
zaman yatsı ile birlikte (cem’ ederek) kıldırırdı.”
Ayrıca Ebû Avâne (v. 316/928) ve Beyhakî de bu hadisi rivayet etmiştir.
Nâfi'den:
“İbn
Ömer (hanımı) Safiyye'nin durumunun ağır olduğu haberini aldı ve o gece
üç gecelik yolu kat etti. Akşam vakti giresiye kadar yoluna devam
etti. Ben ona: ‘Namaz(ı kılalım)’ dedim. Cevap vermedi ve karanlık
basıncaya kadar yola devam etti. Bunun üzerine oğlu Salim veya başka
birisi ‘Akşam oldu (artık) namazı kıl(dır)’ dedi. Bunun üzerine İbn
Ömer ‘Resûlullah (s.a.s.) acele bir iş için yola çıktığında bu iki
namazı cem’ ederdi. Ben de bu iki namazı cem’ edeceğim, yola devam
edin’ dedi ve yola devam etti. Şafak kaybolunca (hayvanından) indi ve
iki namazı cem’ etti.
Bu hadisi Buhârî’den başka Ahmed b. Hanbel ve Beyhakî, İbn Ömer’den rivayet etmişlerdir.
Nâfi’ rivayet ediyor:
“İbn
Ömer Mekke'den yola çıktı ve (hanımı) Safiyye bintü Ebî Ubeyd’in (hasta
olduğu) haberi geldi. Bunun üzerine süratini arttırdı, güneş batınca
beraberindekiler den birisi ‘namazı kılalım’ dedi. Cevap vermedi ve bir
müddet yola devam etti. Bu defa (diğer) arkadaşı tekrar ‘namazı
kılalım’ dedi, yine aldırmadı. Bunun üzerine o arkadaşı İbn Ömer’e (ilk
olarak) namazı hatırlatana ‘O böyle davranması ile ilgili, benim
bilmediğim bir şey biliyor’ dedi. İbn Ömer yola devanı etti ve şafak
kaybolduktan bir müddet sonra (hayvanından) indi ve kamet getirdi. –İbn
Ömer yolculukta namaz için nida etmiyor (ezan
okumuyor)du. (Hadisi Dârekutnî’ye rivayet eden) ‘en-Neysâbûrî ...
yolculukta namazlar için...’ demiştir – İbn Ömer akşam ile yatsı namazlarını cem’ ederek kıldırdı ve sonra: ‘Resûlullah (s.a.s.) süratle
yol aldığı zaman, şafak kaybolduktan bir müddet sonra akşam ile yatsı
namazlarını cem’ ederdi’ dedi. İbn Ömer yolculuk esnasında hayvanı
üzerinde ve hayvanı ne istikamete dönerse o cihete doğru namazım
kılardı. Bu suretle onlara, Resûlullah (s.a.s.)’ın da böyle yapmış
olduğunu belirtmek istiyordu.”
Bu hadisi Dârekutnî ve Beyhakî iki farklı senetle rivayet etmişlerdir.
Mutçalı, a.g.e., s. 692.
Son Güncelleme : 18.12.2007 - 17:34
|