| Yazan: Lokman Yılmaz,
Tarih: 18.12.2007 - 17:37
|
Okunma Sayısı : 503 |
c. Cem’i Takdim ve Cem’i Tehir İle İlgili Görüşler:
Namazların
takdim veya tehir yoluyla kılınması hususunda ihtilaf vardır.
Bazılarına göre takdim, bazılarına göre de tehir caiz değildir.
Bazılarına göre her iki şekilde cem’ caizken, bazılarına göre her iki
şekli de caiz değildir.
Ebu
Hanife (v. 150/767) cem’in hiçbir şeklinin caiz olmadığını söylerken
tabiin alimlerinden de aynı görüş etrafında toplananlar olmuştur.
İbrahim en-Nehaî (v. 95/714), Hasan el-Basri (v. 110/728), Muhammed b.
Sirin (v. 110/728) ve Mekhul (v. 113/721)’e göre seferî kişi namazını
ister takdim isterse tehir yoluyla olsun cem’ ederek kılması caiz
değildir. Bu konuda varid olan hadisleri ise şeklen cem’ olarak
yorumlamışlardır.
Arafat ve Müzdelife’de cem’in caiz olduğu hususunda ittifak olduğunu,
bu konuda ismi mezkur zevatın da aynı görüşte olduğunu belirtmek
gerekir. İsmi mevzubahis olan yerlerde cem’i takdim veya cem’i tehir
yoluyla namazların kılınabileceği hususu ayrı bir başlık altında
sunulacaktır.
Ulemadan
bazılarına göre yolculukta cem’i takdim caiz değildir. Bunların başında
Ahmed b. Hanbel gelmektedir. İbn Hazm (v. 456/1063) da aynı görüştedir.
Cem’i takdimin caiz olmadığı görüşü İmam Malik (v. 179/795)’ten de
rivayet edilmiştir. Onlar bu hususta şu rivayete istinad etmektedirler:
Enes’ten;
“Resûlullah
(s.a.s.) güneşin zeval vaktinden önce hareket ederse öğleyi ikindiye
kadar tehir eder sonra hayvanından iner ve iki namazı cem’ ederdi.
Şayet hareket etmeden önce güneş zeval vaktine erişmişse, öğle namazını
kıldırır ve sonra yola devam ederdi.”
Evzaî
(v. 157/774)’den de aynı görüş nakledilmektedir; o da sadece cem’i
tehir varlığını yukarıda geçen Enes hadisine mutabaat babından kabul
etmektedir.
Bu
konuda Resûlullah (s.a.s.)’ın yola çıkmadan önce öğle ve ikindi
namazını kıldırıp sonra yola çıktığına dair rivayetler de vardır. Ancak
cem’i takdimi caiz görmeyenler bu hadisleri senedlerindeki bazı
ravilerden dolayı kabul etmemişlerdir.
Bu hadislerden biri de Kuteybe b. Said tarafından rivayet edilmektedir.
Ebû Dâvûd’a rivayet eden Kuteybe’nin kendisinden
hadis aldığı Halid el-Hemedani hakkında hocalarının hadislerine ekleme
(derc) suçunda bulunduğu Buhârî tarafından zikredilir.
Ayrıca Ebû Dâvûd da bu rivayeti sadece Kuteybe’de gördüğünü söylemiştir.
Hakim (v. 405/1014) Kuteybe’nin bu rivayeti için mevzu demiştir.
Buhârî’nin
sözüne dayanarak İbn Hazm (v. 456/1063), Aynî (v. 855/1450) ve Zurkanî
(v. 1122/1710) de bu rivayeti mevzu saymışlardır. El-Muhallâ’yı tahkik
eden Ahmed Şakir mezkur hadisin mevzu olmadığını iddia etmiştir.
Tablo 1
|
Görüşler
|
Sahibi
|
Görüşü
|
|
Birincisi
|
Timizi (v. 279)
|
Hasen Garib
|
|
İkincisi
|
Ebû Dâvûd (v. 275)
|
Münker
|
|
Üçüncüsü
|
İbn Hibban (v. 311)
|
Sahih, Mahfuz
|
|
Dördüncüsü
|
Hakim (v. 405)
|
Mevzu’
|
|
Beşincisi
|
İbn Hazm (v. 456)
|
Munkatı’
|
Bu hadisle ilgili görüşler Neylu’l-Evtar’da beş çeşit olarak bildirilmiş, tarafımızdan yukarıdaki tabloda özetlenmiştir.
Bu hadisin başka senedleri olmakla birlikte, bunların tümü illetli sayılmıştır.
Cem’i
takdimin delili sadece Kuteybe’nin rivayeti değildir. Yukarıda bu
konuyla ilgili rivayetler sıralanmıştı. Ancak bu hadisler de illetli
sayılmış ve kabul görmemiştir. Diğer bir kısım ulema ise bu hadisler
için yöneltilen eleştirilerin yeterli olmadığını, hadislerin makbul
olduğunu söyler. Bunlardan biri de Kastallani (v. 923/1517)’dir. O
şöyle demektedir:
“Bu
rivayetlerin hiçbiri olmasa bile, Resûlullah (s.a.s.)’ın Arafat’ta
öğleyin, öğle ile ikindiyi cem’ ettiğine dair fiili, yolculukta (takdim
yoluyla) cem’in cevazı için kuvvetli bir delil olurdu.”
Tüm bu münakaşalara rağmen fakihlerin çoğunun bu rivayetleri kabul edip ona göre hüküm verdikleri görülmektedir.
Takdimin
mi yoksa tehirin mi efdal olduğu meselesine gelince; tehirin asıl vakit
olması dolayısıyla tehir efdal kabul edilmiştir.
Şafiîlerde
efdal olan cem’in terk edilmesidir. Ancak cem’ yaptığında efdal olan
bir durum ortaya çıkacaksa o zaman cem’ etmesi efdaldir. Şöyle ki, iki
namazı cemaatle birlikte kılmak için veya elindeki işi bitirmek için ya
da elbisesi olmayan avret mahallini örtecek elbise bulması için cem’
yaparsa o zaman efdal olan cem’ etmesidir.
Hareket
halinde olması yönüyle ise Şafiîlerde şöyle denmektedir: “Eğer birinci
namazın vaktinde hareket halinde ise birinci namazı ikincinin vaktine
tehir etmesi efdaldir. Eğer birinci namazın vakti girdikten sonra
hareket edecekse cem’i takdim yoluyla kılması efdaldir.
Cuma namazı ise öğle namazı gibi cem’i takdim yoluyla kılınmalıdır.
Vitir namazı ise yatsıya tabi olarak kabul edilmiş ve onunla birlikte takdim yoluyla kılınabileceği belirtilmiştir.
Caferiler
takdim ya da tehir yoluyla kılınması arasında fazla bir fark
göremiyoruz. Onlara göre: “Efdal olsun diye namazların tehir edilmesi
gerekmez. Takdim yoluyla kılınmasına gelince. Bunun bir mahsuru yoktur;
bazı yönlerden efdaldir bile.”
“Cem’u’s-Salavat”, el-Mevsuatü’l-Fıkhiyye, 15/286.
Son Güncelleme : 18.12.2007 - 17:37
|