| Yazan: Lokman Yılmaz,
Tarih: 18.12.2007 - 17:39
|
Okunma Sayısı : 478 |
CEM’ İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
Namazların
cem’i ile ilgili problemleri mazeret yönünden iki başlıkta
inceleyebiliriz: Bu da mazerete binaen yapılması ve hiçbir mazeret
olmadan namazlarının birlikte kılınması şeklindedir. Birinci madde de
kendi içinde birkaç bölümde incelenebilir. Namazların birleştirilmesi
ile ilgili en dikkat çekici mazeret seferîlik hâlidir. Daha sonra
gelecek mazeretler seferîliğe göre kısmen daha hafif kabul edilebilir.
Kişinin namazı için yağmur-kar-dolu gibi doğa olayları, bireyin beş kutsal değerine (akıl,
mal, din, can, namus ve şeref) yönelik bir durum sonucundaki korku ve
kişiyi namazdan dolayı zora sokacak bir hastalık yüzünden kişinin
namazlarını birleştirmesi söz konusudur. Bunların haricinde çamurun
kişiyi zora sokması, karanlıktan dolayı mescide gitmenin veya abdest
almanın zorluğu, şiddetli rüzgâr-fırtına veya kişiyi meşgul eden şahsi
işleri de namazların birleştirilmesine konu olabilir.
A. SEFERDE CEM’:
Hadis
kaynaklarımızda seferîlikle ilgili hadisler geniş yer kaplamaktadır. Bu
konuda iki önemli başlık vardır ki, bunlar Tebük ve Benû Mustalik
gazveleridir. Tebük gazvesi gerçekten Müslümanların belki de en çok
zorlandıkları gazvedir. Buna bağlı olarak da ruhsatlar konusunda bu
sefer büyük önem taşımaktadır. Benû Mustalik gazvesinde ise kendisine
yönelinen kavmin haberi olmaması için yolu dolaylama ve hızlıca hareket
etme söz konusudur. Seferîlikte cem’ ile ilgili hadisler daha çok bu
iki başlık altında verilmektedir.
Bunun
haricinde Arafat ve Müzdelife’de cem’ ile ilgili rivayetler de seferde
cem’e konu olabilmektedir. Bu konu ayrı bir başlık altında
incelenecektir.
Bizans’ın,
Müslümanların kıtlık durumundan istifade edip onları yok etmek
maksadıyla büyük bir ordu hazırladığı haberi üzerine en büyük ve en
donanımlı ordu hazırlanmış, Şam’a doğru gönderilmiştir.
Mevsimin
sıcak, yolun çetin, imkanların kısıtlı olması bu gazvenin önemini
artırmakta idi. Bu yüzdendir ki, bu sefere katılanlara “Ceyşu’l-‘Usra”
denilmiştir. Bu zaman Kur'an-ı Kerim’de “Sa’atü’l-‘Usra” diye
isimlendirilir.
Gazve zamanı hasat zamanına denk gelmektedir. İnsanlar bu mevsimde ağaç
gölgelerinde oturmayı sevmektedirler. Ve Hz. Peygamber insanları adeta
gölgeleri bırakıp çöllere atılmaya çağırmaktadır. Seferberlik halinin
duyulmasının ardından bazı Müslümanlar ağır davranmaktaydılar. Onlara
Kur'an-ı Kerim şöyle seslenmiştir: Ey îmân edenler! Size ne oluyor da
‘Allah yolunda cihada çıkın’ denildiğinde yere çakılıp kalıyorsunuz?..”
Müslümanlardan bir kısım ihmâlkârların Kur'an-ı Kerim’de belirtilen
hikâyelerinde, tüm genişliğine rağmen yeryüzünün onlara dar geldiğinin
bildirilmesi ve onlarca gün kendilerine yönelik tecrit hareketinin sona
ermesi için yalvarmaları
Tebük’ün nasıl bir dönüm noktası olduğunu göstermektedir. Münafıkların
orduyu engelleme çalışmaları da meşakkatleri iyice artırdı.
İşte
bu atmosferde gerçekleştirilen gazvede Müslümanlara birçok ruhsatlar
tanınmıştır. Bu ruhsatların başında aşağıda zikredilen rivayetlerin
odak noktasını oluşturan namazların cem’i yer almaktadır. Mestler
üzerine meshe de bu seferde izin verilmiştir. İlk defa kaza namazı da
bu seferde kılınan sabah namazıdır. Ayrıca abdest organları da su
yokluğundan birer defa yıkanmıştır.
Benû
Mustalik gazvesinde ise Müslümanların kökünü kazıma niyetinde olan bir
takım Arap kabileleri hedef alınmıştır. Peygamberimiz (s.a.s.) ters
istikamete doğru yola çıkmış, bir zaman sonra hızlı bir şekilde
hedefteki istikamete dönmüştür. Bu sefer namazların birleştirilerek kılındığı, seferlerden biridir.
1. TEBÜK GAZVESİ İLE İLGİLİ RİVAYETLER:
Muaz bin Cebel şöyle rivayet etmiştir:
“Tebük
senesi Peygamberimiz (s.a.s.) ile yola çıktık. Peygamberimiz (s.a.s.)
öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazlarını cem’ ediyordu. Bir gün
namazı tehir etti, sonra dışarı çıktı ve öğle ile ikindiyi cem’ ederek
kıldırdı, sonra girdi. Sonra tekrar çıktı ve akşam ile yatsıyı cem’
ederek kıldırdı. Sonra şöyle buyurdu: ‘Yarın inşallah Tebük kaynağına
varacaksınız. Güneş yükselmeden oraya varmayın. Oraya varanlar, ben
gelinceye kadar suya dokunmasın.’
“Oraya
vardığımızda iki kişinin bizden önce gelmiş olduğunu ve suyun azar azar
akmakta olduğunu gördük. Resûlullah (s.a.s.) onlara, suya dokunup
dokunmadıklarını sordu, onlar da, ‘Evet dokunduk’ dediler. Resûlullah
(s.a.s.) da onlara ağır sözler söyledi, sonra insanlar elleriyle azar
azar su alıp bir kap içerisinde topladılar. Sonra Resûlullah (s.a.s.)
bu kaptaki su ile yüzünü ve ellerini yıkadı ve bu suyu kaynağa döktü.
Bunun kaynağın suyu çoğaldı, insanlar da su ihtiyacını giderdiler.
Sonra Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: ‘Ey Muaz, eğer ömrün olursa,
yakında buraların hep bahçelerle dolduğunu göreceksin.”
Bu
hadisi, Malik (v. 179/795), Şafiî (v. 204/819), Abdurrezzak (v.
211/826), İbn Ebi Şeybe (v. 235/849), Ahmet b. Hanbel (v. 241/855),
Darimi (v. 255/869), Müslim (v. 261/875), İbn Mace (v. 273/886), Ebû
Dâvûd (v. 275/888), Nesaî (v. 303/916), İbn Hibban (v. 311/894) ve
Beyhakî (v. 458/1066) Muaz bin Cebel’den rivayet etmişlerdir.
Bu
hadis Muaz’dan başka iki sahabîden daha rivayet olunmaktadır. Bunlar:
Ebu Hureyre ve Cabir’dir. Malik, Ebu Hureyre’den, Abdurrezzak, İbn Ebi
Şeybe de Cabir’den rivayet etmişlerdir.
Tebük’te cem’le ilgili Muaz ve İbn Abbas’tan gelen başka bir rivayet vardır ki o da şöyledir:
“Resûlullah (s.a.s.) çıkmış olduğu bir gazvede – ki bu Tebük gazvesidir – öğle ile
ikindi ve akşam ile yatsı namazlarını cem’ ediyordu. (Ebu’t-Tufeyl
Muaz’a ve/vaya ibn Abbas’a) ‘Resûlullah (s.a.s.)’ın bunu yapmaktaki
gayesi nedir?’ diye sordum, ‘Ümmetine zorluk olmasın diye’ cevabını
verdi.”
Bu hadisi, Tayalisî (v.203/818), İbn Hanbel ve Müslim Muaz b. Cebel’den, gene Müslim, İbn Huzeyme ve Ebû Avâne (v. 316/928) İbn Abbas’tan rivayet etmiştir.
2. BENÛ MÜSTALİK GAZVESİ İLE İLGİLİ RİVAYETLER:
Abdullah b. Amr rivayet etmiştir:
“Resûlullah (s.a.s.) Benû Mustalik gazvesinde iki namazı cem’ etti.”
Bu hadisi İbn Hanbel ve İbn Ebi Şeybe Abdullah b. Amr b. el-Âs tarikiyle rivayet etmişlerdir.
Bir diğer hadis de Ebu’z-Zubeyr’den gelmektedir:
“Cabir’e
‘Resûlullah (s.a.s.) akşamla yatsıyı cem’ etti mi?’ diye sordum. ‘Evet,
Benû Mustalik gazvesine çıktığımızda’ cevabını verdi.”
Bu hadisi İbn Hanbel ve aynı senedle İbn Ebi Şeybe Ebu’z-Zübeyr tarikiyle rivayet etmişlerdir.
Tevbe (9), 117.
Son Güncelleme : 18.12.2007 - 17:39
|