| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 04.02.2008 - 22:07
|
Okunma Sayısı : 2744 |
Kalb;
îmânın makam olması dolayısyıyla en son hüküm de oraya âit oluyor. Bir kötülüğü
nefretle karşılamak, îmânın en zayıf noktasında da olsa müslümanı îmânında
sabit tutuyor. Fakat kötülüğü normal görme veya rızâ gösterme, îmânın o en
zayıf hazzın-dan ve kurtarıcılığından da ediyor. Zîrâ, "küfre rızâ,
küfür"dür.
Kalb
ile buğzun bugün tek kelime ile karşılığı "boykot" olmalıdır. Yâni
müslüman kötü gördüğü bir şeyi kötü görmekle kalmamalı, boykot etmelidir ki,
bu pasif mukavemet cümlesindendir. Esasen, el ve dil, işin aktif cephesini;
kalb ile buğuz veya boykot da pasif yönünü ifade eder.
"İnziva"mn
meşru olacağı bildirilen devir; kanaatımızca müslüman fertlerin "el"
ve "dil" ile bir şey yapma gücünü yitirdiği, ancak kalben
buğzedebildiği an olmalıdır. Bu zaman, muayyen bir devre olmayıp herkes için
ayr: ayrı zamanlarda tecelli edebilir...
Toplumun kötülüğünden hiç
değiîse kalben olsun ayrılma imkânı tanıyan Ulu Allah'a ne kadar hamdetsek
yeridir. Bu kapı da olmasa idi, bugünkü âciz tutumumuzla nereye sığınabilirdik?
Son Güncelleme : 04.02.2008 - 22:07
|
|
|
Okuyucu yorumları  |
|
Ortalama Üye Değerlendirmesi
(0 Oylama)
|
|
Yorumunuzu ekleyin
|