|
Her canlının; er veya geç ölümü
tadacağı sabittir. İnsan ölünce; geriye (az veya çok) Allah'ın kendisine ihsan
ettiği nimetleri bırakır. Bu noktada karşımıza: "Bu nimetler kimlere ve ne
şeklide teslim edilecektir? suali çıkar. Allahu Teala'nın kat'i nasslarla edâ
edilmesini emrettiği hususlardan birisi de; mirâs'ın hak sahiplerine
teslimidir. "Mirâs, irs, verâset, tevârüs, mûris, vâris" aynı kökten kelimeler olup masdarının lûgat manası; geçmek, halef olmak ve intikâl etmektir. Mirâs'ın mahiyetini ve taksimini beyan için kullanılan ıstılâhlardan birisi de "Ferâiz"dir. "Ferâiz ilminin hedefi; Allahu Teala'nın tayin etmiş olduğu hakları, hak sahiplerine ulaştırmaktır. Dolayısıyla buna mani olmak; hangi sebeble olursa olsun, kat'i bir zulümdür. Eğer herhangi bir hak; sahibinin rızâsının dışında, başkasına verilirse "Haram" gündeme girer. Ferâize göre taksim edilen mirâs helâl, hevâ ve heveslere (şahsi kanaatlere) göre dağıtılan mirâs haramdır. Günümüzde: "-Efendim, nasıl olur da erkeğe, kadının iki katı mirâs verilir?" denilmekte, Halbuki erkek; (hem kendisinin, hem karısının olmak üzere) iki kişinin nafakasını elde etmek zorundadır. Evlenirken "Mehir" vermek sûretiyle, belli bir yükün altına girmiştir. Annesinin, babasının ve çocuklarının nafakalarını da temin etmek mecburiyetindedir. Kadın ise; evlenirken "Mehir" aldığı gibi, nafakasını da kocasından temin eder. Mülkiyet hakkı bakidir. Eğer kocası; kendi evinde (karısının) oturuyorsa, ondan kira talebinde bulunma hakkı vardır. İslâm'ın hükümlerine, şahsi kanaat ve reylerle, karşı çıkılması mümkün değildir. |
|
|
|