| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 10.01.2008 - 06:18
|
Okunma Sayısı : 603 |
Havalenin
sahih olması için; çeşitli şartlar aranır. Bu şartların bazısı borcu havale
eden kimsede (Muhilde), bazısı havaleyi kabul eden kimsede (Muhtâlun leh'de),
bazısı havale eden kimsenin borcunu ödemesi gerekende (Muhtâlûn Aleyh'de) ve
bazısı da havale olunan borçta aranır.
Havalenin
sahih olmasının ilk şartı; bunların tamamının rızasıdır. Havale edenle ilgili
olarak havalenin sahih olmasının şartı akıldır. Dolayısıyla deli olanın
havalesi, henüz meseleyi idrak edemeyen, mümeyyiz olmayan çocuğun havalesi de
sahih olmaz. Onun için ikinci şart rızâdır. İkrah edilen (Zorlanan, tehdit
edilen) kimsenin havalesi de sahih değildir. Baliğ olmaya gelince; bu
sıhhatinin değil nefâzının şartıdır. Çünkü akil olup, baliğ olmayan mümeyyiz
çocuğun havalesi, velisinin icâzetine mütevakkıf olarak sahihtir. Hürriyet
şartlardan değildir. Çünkü mutlak olarak kölenin havalesi sahihtir. Ancak
kendisine ticaretle izin verilen mezûn dediğimiz kölenin havalesinde borç hemen
taleb edilir. Sıhhatli olma şartı da yoktur. Çünkü hasta olan kişiden havale
sahihtir. Alacaklı olan ve lehinde havale yapılan kişi hakkında ise bu şartlar;
akıl ve rızâ şartıdır. Hür ve baliğ olma şartı bunda da nefâzının şartıdır.
Küçük ve mümeyyiz olan çocuğun alacağının başka birine havale edilmesi, onun da
bu havaleyi kabul etmesi (velisinin icâzetine mütevakkıf olduğu gibi) havaleyi
üstlenen ikinci borçlunun, birinciden daha zengin, borcu ödeyebilir durumunda
olması şartına da bağlıdır. Yetimin malıyla ilgili olarak borçlusunun havale
kabul etmesi de, aynen buna benzemektedir. Havalenin sahih olmasının
şartlarından birisi de meclistir. Burada şart olan yalnız alacağı havale edilen
kişinin mecliste bulunmasıdır. Bulunmadığı takdirde onun lehine yapılan o
havale sahih olmaz. Ancak bu durumda onun yerine havaleyi kabul edecek başka
bir kişi, yani vekili (nâibi) varsa o zaman sahih olur. Havaleyi kabul eden;
yani borcu yeniden üstlenen kişinin mecliste olmaması, havalenin sahih olmasına
mâni teşkil etmez. Buna göre kendisine havale yapıldığını duysa ve kabul etse
sahihtir. Tabii ki bu kabulde rızâ'nın olması muhakkaktır. Çünkü kabule
zorlanan kişinin, kabulü sahih olmayacağından havale de sahih olmaz. Havalenin
sahih olmasının şartlarından biri de; havale edilen nesnenin ödenmesi lâzım
gelen bir borç olmasıdır. Kefâlette olduğu gibi burada da kitâbet bedeli olan
borçta havale sahih olmaz. Hepsinin rızâsı şarttır. Havale edenin rızâsı
şarttır. Çünkü kişiliği olan insanlar, borçlarının başkaları tarafından
üstlenilmesine tahammül etmezler, rızâ göstermezler. Onun için açıktan râzı
olması şart koşulmuştur. Alacağı olan kişinin de rızâsı şarttır. Çünkü bu
havalede ona âid bir hakkın, bir zimmetten, diğer bir zimmete intikâli
sözkonusudur. Zimmetler değişiktir. Onun için, onun rızâsı da şart koşulmuştur.
Borcu üstlenen; havaleyi kabul eden, üçüncü kişinin de rızâsı şarttır. Zira
havale borç ile bir kimseyi ilzâm etmektedir. Kendisi böyle bir borcu iltizâm
etmediği takdirde, borçla ilzam etmek mümkün değildir. İltizâm etmesi de
rızâsına bağlıdır.
Son Güncelleme : 10.01.2008 - 06:18
|
|
|