| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 30.07.2007 - 09:23
|
Okunma Sayısı : 727 |
Müslümanların en kuvvetlisi, en bilgilisi, en sabırlısı ve en muttakisi kadılık görevine getirilmelidir. Elbette bu göreve de insanlar tâlip olacaktır. Kadılık görevi bakımından insanları beş kısımda mütâlâa etmek mümkündür. Birincisi: Bir kimsenin; Kazâ'ya (Kadılığa) kendisinden daha ehil birisi bulunmadığı zaman, onun kazâ (Kadılık) vazifesini ifâ etmesi farzdır. İkincisi: Kazâ'ya (Kadılığa) ehil bir-çok kimse bulunduğu halde, bunlardan birisinin bu göreve daha ehil olması halinde, kadılığı o şahsın ifâ etmesi müstehabtır. Üçüncüsü: İslâm cemaatinde; liyâkat ve selâhiyet bakımından kendisine müsâvi kişilerin bulunması halinde kadılık görevini alıp-almamak hususunda muhayyerdir. Dilerse kabul eder, dilemezse kabul etmez. Dördüncüsü: Bir kimsenin kadılığa ehil olduğu halde, cemaatte kendisinden daha ehil ve muttaki kimseler bulunursa, bu kimsenin kazâ makamını işgal etmesi mekruhtur. Beşincisi: Kendi nefsinin âcizliğini, insafının azlığını ve hevâsına uyduğunu, (bu durumunu başkalarının bilmediğini) bilen bir kimsenin kazâ makamına gelmesi (Kadı'lık yapması) haramdır. Kazâ (Kadılık) makamını talep eden kimsenin; nefsine fazla itimad ettiği gizlenemez. Dolayısıyla Kazâ makamını ihtirasla taleb etmek câiz değildir. Ancak mü'minlerin velâyetine hâiz Ulû'lemr; zorla bu makama getirse (yani ısrar ederse) kabul etmekte bir beis yoktur. Kazâ (Kadılık) makamını kabul etmek ruhsat, ondan kaçınmak ise azimettir. Kadılık; lisan ile taleb edilemediği gibi, kalben de taleb edilemez. Ancak o makama kendisinden daha liyâkatlı bir kimse yoksa, o zaman müslümanların hukukunu korumak için farz olur. Bir beldede kazâ makamını (Kadılık görevini) hakkı ile temsil edecek, selâhiyet sahibi birçok kimse bulunursa, bunlardan herhangi birisinin kadı olmaktan kaçınması günah olmaz. Şayed liyâkat sahibi olan müslümanların hepsi bu görevden kaçınır; bu sebeble cahil birisi kadı olursa, tamamı günaha ortak olur.
Son Güncelleme : 30.07.2007 - 09:23
|