| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 10.01.2008 - 06:04
|
Okunma Sayısı : 1888 |
Kefâlet'in
sahih olabilmesi için; bazı şartların bulunması gerekir. Bu şartlar;
1) Kefil'de aranan şartlar,
2) Kendisine kefil olunan şahısta aranan
şartlar,
3) Mekfûlün leh (Alacaklı olan) hususunda
aranan şartlar,
4) Kefilin ödemeyi ve teslim etmeyi taahhüd
ettiği şeyde bulunması gereken şartlardır.
Kefil; başkasına ait bir mes'ûliyeti üzerine
alan kimsedir. Dolayısıyla şu şartların bulunması zaruridir.
Birincisi: Akıllı olmalıdır. Çünkü kefâlet
bir akid'dir. Delinin yapacağı akid, hak meydana getirmez.
İkincisi: Bülûğa ermiş olmalıdır. Bir çocuk;
bûlûğa ermeden önce kefil olsa, bu sahih değildir. Velev ki, bûluğa erdikten
sonra "Ben ona kefil olmuştum" dese, hiçbirşey talep edilemez. Çünkü
bu tavır; kefâletin geçersiz olduğuna da delâlet etmektedir.
Üçüncüsü: Hürriyet'dir. Kefâlet akdinin
sahih olabilmesi için; kefil olan kimsenin hür olması şarttır. Beden sıhhati
hususunda ûlema; farklı görüşlere varmıştır. Hasta bir kimsenin kefâleti;
malının ancak üçte birinden sahih olur. Zira ölümü halinde; malının ancak üçte
birini vasiyyet edebilir. Üçte ikisi vârislere ait bir haktır.
Kefâletin sahih olabilmesi için; kendisine
kefil olunanda bazı şartların bulunması gerekir.
Birincisi: Kendisine kefil olunan kimsenin;
teslim almaya muktedir olması gerekir. İflâs etmiş kimsenin veya ölünün borcuna
kefil olunamaz. İmameyn'e göre müflisin borcuna kefil olmak sahihtir.
İkincisi: Kendisine kefil olunan kimse;
malûm olmalıdır. Meselâ: "Senin insanlara sattığın her mala ben kefilim.
Çünkü insanlar borçlarını öderler. Ödemezlerse ben tazmin ederim" denilse,
bununla kefâlet sahih olmaz. Zira meçhul olması halinde; icab ve kabûlün
tamamlanması mümkün değildir.
Kefâletin sahih olabilmesi için; alacaklı
ile ilgili şartlar da vardır.
Birincisi: Alacaklının mâlûm olması şarttır. Meselâ:
Bir topluluğa; "sizin sattığınız şeylere kefilim" denilse, alacaklı
mâlûm olmadığı için kefâlet sahih olmaz.
İkincisi: Mekfûlün leh (Kefâlet taleb eden,
alacaklı) akıllı olmalıdır.
Kefâletin sahih olması için; kefilin
ödenmesini veya teslim edilmesini taahhüd ettiği (Mekfûlü'n bih'de) hususta,
bazı şartların bulunması gerekir.
Birincisi: Kefilin ödenmesini veya teslim edilmesini
taahhüd ettiği hususta; kendisine kefil olunan kimsenin (Asil'in) icbar
edilebilmesi şartı aranır. Meselâ; emânet'e kefil olmak mümkün değildir.
Rehineler, ödünçler ve icâreler de böyledir. Ancak Emânet bırakılan şeyin
temkini, rehin bırakılan şeyin sahibine iadesi ve icârın müstecire tahrip
edilmeden verilmesi gibi hususlarda kefil olmak câizdir. Çünkü bu hususlarda;
Asil'i (Kendisine kefil olunan kimseyi) icbar etmek mümkündür. Ancak kocanın
elinde bulunan mehre; kefil olunamaz. Çünkü kocayı (Mehri ödemesi hususunda)
icbar edebilme gücünün bulunması gerekir. Yine "Şâhidi, hâkimin huzuruna
getirmek için kefil olmak câiz değildir". Çünkü icbar etme gücü yoktur.
İkincisi: Mekfûlü'n bih'i; kefilden almaya güç
yetirmek de şarttır. Kısas'ta ve had'lerde kefil olmak bâtıldır. Yeri
bilinmeyen bir şahsa; kefil olmak da, böyledir. Çünkü kefilden almaya güç
yetirilemez.
Üçüncüsü: Borcun sahih olmasıdır. Kumar borcuna
kefil olmak sahih değildir.
Şurası unutulmamalıdır ki kefil; kesinlikle
(Kefil olduğu mal, borç, nefis vs..) mes'ûldür. Dolayısıyla kefil olma
hususunda ihtiyatlı davranmak ve mes'ûliyetini iyi bilmek gerekir. Kefil
olunmaması daha ihtiyatlı bir davranıştır. Kefil olmakla nedâmet duymayacak
olur, insanlara yardımın gerekli olduğuna inandığı takdirde kefil olma durumu
iyi bir davranıştır. Veya ihtiyatlı bir davranıştır. Müslüman kardeşine; yardım
elini uzatması sevâbı gerektiren bir husustur. Buna göre kefâlet; alicenaplığın
gereği bir husus olarak karşımıza çıkmış bulunmaktadır.
Son Güncelleme : 10.01.2008 - 06:04
|