Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

Rükün, Şart ve Hükümleri E-Posta
 

Yazan: Mustafa Refik, Tarih: 10.01.2008 - 06:39

Okunma Sayısı : 561

Rehin yalnız seferde değil, mûkim iken dâhi verilebilir. Fakat seyahat halinde iken yazma işi güç olduğundan, borcun teminatı olarak rehin vermek daha lüzûmlu hale gelir. Dolayısıyla Rehin; kitap, sünnet ve icmâ ile sâbit olan bir akiddir. Senet garantisi yerine geçmek üzere borçlu; alacaklı olan kimseye rehin bırakabilir. Rehin; borcun vesikası hükmündedir.

Rehin'in Rüknü; tarafların rızâsını ortaya koyan icab, kabûl ve malın yani rehin bırakılan şeyin teslimidir. Rehin veren kimseye "Râhin", rehin alan kimseye "Mürtehin", ve rehin olarak alıkonan şeye de "Mürtehen" adı verilir. Rehin veren kimsenin sarih izni olmadığı müddetçe; rehin alan kimse, o maldan kat'iyyen faydalanamaz. Çünkü o sadece vesikâ yani Senet hükmündedir. Başka bir kimseye devredilmesi de mümkün değildir. Ancak rehinin muhafaza edilebilmesi için; belli bir masraf sözkonusu ise, bu doğrudan doğruya rehin alan kimseye aittir. Ancak rehin bırakan kimse; sırf kendi arzusuyla bu masrafı üzerine alırsa, teberrû hükmünde olur, sonunda hak talebinde bulunamaz.

Rehin bırakılan şey; rehin alan kimsenin mülkiyetine dâhil olamaz. Ayrıca kendisine rehin bırakılan bir şey;  ihmâli sonucu zail olursa eğer borcun miktarı ile rehin alınan malın kıymeti birbirine eşit olursa; Telef olma durumunda rehin bırakan kimsenin borcu düşer.

Rehin bırakılan şeyin kıymeti bilinmediği zaman (Örtülü hâle gelince); o hakkında verildiği borcun mukâbilinde, tazmin olunur. Dolayısıyla alacağına karşı rehin isteyen kimse; onu muhafaza etme hususunda hassasiyet göstermek mecburiyetindedir. Rehin bırakan kimsenin; istediği zaman, bu malı geri talep etmesi mümkündür. Çünkü rehin bıraktığı malı geri alması, borcu düşürmez. Hatta rehin alan kimse yani alacaklı; aynı malı; borçluya, iâre ödünç olarak verebilir. Rehin alan kimsenin elinde; rehin aldığı mal telef olsa, tazmin etmesi gerekmez. Yani rehin alınan malın helâk olmasının borcu iskât etmez. Rehin; rahinin hakkı ödeninceye kadar, rehin veren tarafından satılamaz, hibe edilemez, sadaka olarak verilemez ve kendisine teslim edilen şahsın elinden çıkarılamaz.

Taraflar (Rehin alan ve veren) rehin olan malın; Âdil bir kimsenin yanına bırakılması hususunda ittifak ederlerse, bu câizdir. Âdil olan kimsenin; borç ödeninceye kadar, rehini taraflardan herhangi birine verme hakkı yoktur. Eğer verirse; meydana gelebilecek zararı tazmin etmek durumundadır. Zira mal hususunda; rehin koyan kimsenin "Emânetçi'si" olduğu gibi, hak hususunda da, rehin alan kimsenin emânetçisidir. İkisinden biri, diğerine yabancıdır. Bilindiği gibi; yabancıya verilen emânetin zâyi olmasında tazmin mecburiyeti vardır. Kendisine "yed-i adl" yani Âdaletli el denilmiştir. Dolayısıyle tarafların rızâsı ile; kendisine rehin bırakılan kimse, "Borç ödeninceye kadar" görevini sadakatle yerine getirmek mecburiyetindedir. Emâneti kabul ederken taraflara; bu hususta, herhangi bir talebi kabul etmeyeceğini bildirmelidir. Eğer rehin alınan mal; âdil olan kimsenin elinde iken, hiçbir kasdı olmadan telef olursa, rehin alan kimsenin zararına telef olmuş sayılır. Çünkü bu noktada âdil kimsenin eli; rehin alan kimsenin eli hükmündedir. Eğer borcun ödenmesi hususunda herhangi bir müddet tayin olunmuşsa; süre dolduktan sonra, rehin bırakılan mal satılır ve ücreti alacaklıya teslim edilir. Bu hususta âdil kimse; vekil hükmündedir.

 

Son Güncelleme : 10.01.2008 - 06:39

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Derlemeye Ekle
Yazdır
E-mail olarak gönder
Benzer Konular

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayıtlı üyeler bir konuyu yorumlayabilir. Lütfen üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.6 © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
Kapa