| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 09.01.2008 - 23:42
|
Okunma Sayısı : 1649 |
Allahu
Teala'ya itaat etmek ve sâlih ameller işlemek hususunda; yemin eden bir
kimsenin, yemininden rücû etmemesi gerekir. Allahu Teala'nın adını anarak ve
O'nu kefil yaparak; İslâm'ın meşrû kabul ettiği bir işi yapmak için, yemin eden
kimseye muhayyerlik yoktur. Eğer yeminini bozarsa; keffâret gündeme girer.
Yemini
bozmadan, keffâret vermek câiz değildir. Çünkü kitap ve sünnet'te; yeminin
bozulmasından sonra keffâret'in sözkonusu olacağı sarihtir. Gücü yeten kimse;
şu üç şeyden birisi ile yemin keffâretini yerine getirir.
1)
Köle azâd etmektir. Zıhâr keffaretinde câiz olan,burada da câizdir.
2)
On yoksulu giydirmektir. Her fakire bir veya daha fazla giyecek verir. Bunun
asgarisi; fâkirin namazının caiz olacağı kadar giyindirilmesidir.
3)
On yoksulun doyurulmasıdır. Bu da tıpkı zıhâr keffaretinde olduğu gibidir.
Ancak yukarıda zikredilenlerin hiçbirisine gücü yetmezse; arka arkaya üç gün
oruç tutmak mecburiyetindedir. İmkânı varken; borçlu olsa bile, oruç tutması
câiz olmaz!.. Zira oruç; gücü yetmeyen (Çok fakir olan) kimseler için meşrû
kılınmıştır.
Son Güncelleme : 09.01.2008 - 23:42
|