| Usulü Fıkhın Mevzuu Ve Gayesi |
|
| Yazar Mustafa Refik | |
| 31 12 2007 | |
|
Usulü fıkh ilminin mevzuu, şer'i hükümleri ispata vasıta
olmaları itibarile şer'i delillerdir. Bu ilimde bütün edillei şer'iyenin ahvalinden
bahsolunur. Kitabullah ile sünnetin ve icma' ile kıyasın, hususi ve müşterek
vasıflarından bahsetmek bu ilme aittir. Şöyle ki: Kur'anı Mübinin nazmı celilüe
ahadisi şerifenin elfazı mübarekesi; hass, amm, müşterek, müevvel, hakikat,
mecaz gibi kısımlara ayrılır. Kezalik: ahadisi şerife; mütevatir, meşhur,
haberi ahad kısımlarına münkasim olur ve bunlar; emirleri, nehiyleri ihtiva
eder. İşte bütün bunların ahvalinden
bahsetmek bu usul ilminin salahiyeti cümle sindendir.
Mesela: Başkasının muhterem, mütekavvim bir malını haksız yere
elinden almak bir gasptır, asla caiz değildir. Çünkü bir ayeti kerimede buyurulmuştur. Bu nazmı celil ise bir delili
şer' idir, bir hücceti kur'aniyedir, bununla başkasının malını haksız yere yemek
nehy ediliyor. Bu nehy ise hürmeti, memnuiyeti icap eder. İşte usulü fıkh, bu
gibi delillerden —böyle hürmeti veya sair bir hükmü şer'iyi müstelzim olması
itibarile-bahsederek bunları mevzuu' dahilinde bulundurur.
Usulü fıkhın gayesine gelince: bu pek mühimdir. Bu bir hikmeti islamiye ilmidir.
Ahkamı şer'iyenin hikmeti teşriiyesini
gösterir, bunların anlaşılmasına yardım eder, insanın dünyevi ve uhrevi saadetine
vesile olur.
Usulü fıkıh ilmi, kur'am kerim'in nazmı latifine, ahadisi
şerifenin mübarek elfazma hadimdir. Bu sayede şer'i delillerin mahiyetleri
mün-keşif olur, bunlardan şer'i hükümlerin nasıl istinbat olunduğu tebarüz
eder. Bu sayede muhterem müçtehitlerimizin nasıl çalışmış oldukları anlaşılır,
ne gibi delillere istinat ettikleri, aralarında münazara kaidelerinin ne
veçhile cereyan etmiş olduğu görülür. İslam hukukunun yüksek mahiyeti ve ne
kadar yüksek, muntazam esaslara müstenit bulunduğu tecelli eder.
Yine bu İlim sayesinde lafızların, ibarelerin havas ve mezayası
anlaşılır, bunlar İle İstihdaf edilen maksatlar taayyün eder, sözlerin inceliklerine,
şer'i ve bedii vasıflarına ıttıla'
mümkün olur.
Usulü fıkıh ilminin ihtiva ettiği usul ve kavait, yalnız şer'i
delillere, hükümlere münhasır değildir.
Bunlar, bütün muhaverata, ka-vanine,
desatjre kabili tatbik olduğundan
bu sayede insanlarda hukuk fikri inkişaf
eder, hukuk bilgisi ilmi bir mahiyet kazanır, kanunları, nizamnameleri tanzim
hususunda bu feyizli ilimden'pek çok istifade edilir.
Son zamanlarda garp alimleri; tarihlerde, kanunlarda, tec-rübi ilimlerde ve sairede tatbik edilmek
üzere (metodoloji -
mantıki tatbiki) denilen mecmuai usulü tedvin ederek ilim sahasında bir
muntazam tedkik ve tenkit tariki vücude getirmişlerdir. İslam alimleri
ise bundan bin iki yüz şu kadar sene
evvel «usulü fıkh>; ilmini
tedvin etmişlerdir ki, bu güzide İlim, lisaniyata, rivayata, elfaz ve ibaratın
havas ve mezayasına, delillerin derece!
kuvvet ve za'fma ve saireye dair en mükemmel menahiç ve kavaidi cami
bulunmaktadır. <-Usulü hadis» ilmi de
bu hususta ayrıca zikre şayandır. Artık bu usul ilminden hiç bir hukuk
müntesibi müstağni olamaz. |
|
| Son Güncelleme ( 31 12 2007 ) |
| < Önceki |
|---|