| Manzum Kavaid-i Fıkhiye ve Şerhi |
|
| Yazar Mustafa Refik | |
| 25 09 2009 | |
|
Kitabın Takdimi:
Hamd, ancak Allah içindir. O'na hamdeder. O'ndan
yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden amellerimizin kötülüğünden
O'na sığınırız. Allah (azze ve celle) kimi hidayete erdirirse onu saptıracak,
kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek kimse yoktur.
Allah'tan başka ibadete layık ilah olmadığına
şehadet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed (sallallahu
aleyhi ve sellem) O'nun kulu ve Rasulüdür.
Allah (azze ve celle) şöyle buyuruyor: "Ey
iman edenler! Allah'tan sakınılması gerektiği şekilde sakının ve ancak
müslümanlar olarak ölün." (Al-i İmran: 3/102)
"Ey insanlar! Sizi bir tek
nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden bir çok erkekler ve
kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden
dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de
sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir." (Nisa: 4/1)
"Ey iman edenler! Allah'tan
korkun ve doğru söz söyleyin ki Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı
bağışlasın. Kim Allah'a ve Rasulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş
olur." (Ahzab:
33/70-71)
Muhakkak ki, sözlerin en doğrusu Allah'ın Kelamı,
yolların en hayırlısı Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'in yoludur.
İşlerin en kötüsü ise sonradan uydurulanlardır. Sonradan uydurulup dine
sokulan her amel bidat, her bidat sapıklık ve her sapıklık da nar-ı cehennemdedir.
Bundan sonra (Allah sizlere ve bizlere merhamet
buyursun); kısa bir müddet evvel Mecelle’de geçen fıkhi kaideleri önmli
olduğunu düşünerek bir şiirde toplamayı istedim ve bunu yaptım. Sonra bunu bazı
kardeşlerime arzettim onlar da bunların uzun olmayan izahatıyla derslerinin
yapılabileceğini söylediler. Ben de onların bu arzusuna icabetle derhal işe
koyuldum ve izah ettim. Zaten mevzunun ehemmiyeti ve şiir olarak kaleme almış
olmam bazı yerlerini anlaşılması güç kılmıştı. Allah’ın izni ile şerhini de
ikmal ettim ve ona “Şuruhu’l-Behiyye li Manzume-i Kavaidi Fıkhiyye” ismini
verdim.
Hakikat şu ki ulemayı kiramın ortaya koydukları bu
kavaid yani kaideler fıkhın esasatını oluşturmaktadır. Bunlar şer’i delillerin
özü mesabesindedir. Bunların her birisi illa ki bir şer’i delile müsteniddir.
Hatta ekseriyası muhtelif delillerin tahkiki ile onlardan çıkarılarak meydana
getirilmiştir. Bu sebepledir ki bu kavaid belli bir delilden daha kuvvetlidir.
Filhakika mezkur kavaidin mevzusu dışında bazı
meseleler vardır. Ama bu kavaid, esasen birbirini tahdid ve takyid eylediği,
tahsis ettiği ve netice itibariyle birbirlerini itmam ettikleri sebeple yine
bir temel olmakla muttasıftırlar.
Bu kavaid yani temel kaideler insanda hukuk
melekesinin gelişmesine yardımcıdır. Füruata dair bir çok meseleyi ezberlemek
yerine bu kaideleri biliyor olmak daha faydalıdır. Bu kaideler bir çok
hadiselerin ahkamını tayine yardım ile hiç şüphesiz insana rehber olacaktır.
Fıkıh talebeleri de aynı şekilde bu kaidelerle meselelerin aslına vakıf
olabileck ve bu şekilde müşkil meselelerde yollarını rahatla bulabileceklerdir.
Cenab-ı Allah’tan bu amelimizi bir sadaka-i cariye
kabilinden dergah-ı izzetinde kabul ve makbul kılmasını. Yazanı ve dahi onu
okuyanları azami derecede faydalandırmasını, niyaz ediyorum. Çaba bizden,
tevfik ve hidayet Allah’tandır.
Tüm noksanlıklardan seni tenzih ederiz! Senin bize
öğrettiğinden başkaca bir ilmimiz de yoktur. Rabbimiz bizden kabul buyur!
Muhakkak ki sen her şeyi işiten ve bilensin..!
Mustafa Acıoğlu
İstanbul 2009
|
|
| Son Güncelleme ( 25 09 2009 ) |
| Sonraki > |
|---|