Allaha Hamd resulüne salat-u
selamdan sonra: Bana bazı kardeşlerim Tacuddin-i Bayburdi’nin
Müslümanların içerisinde bulunduğu çirkin arızalardan birisi de ; gerek kabir
ziyaretleri esnasında ve gerekse oralara uğramadan ölüler için Kur’an okuyup
sevabını onlara gönderme adetleridir ….
Bu
konuda ne Allah’ın kitabında ve ne de Resulü’nün sünnetinde mesele ile alakalı
hiçbir delilin olmamasına rağmen,inananların kısmı azamı bu yanlışın
içeri-sinde hayat sürmektedirler .
Halbuki
Allah resulü s.a.v bir çok hadislerinde ölen bir kimseye nelerin fayda
vereceğini ve kabir ziyaretinde de bir müslümanın nasıl hareket edeceğini
açıkça uygulamış ve inananlara da bunu anlatmıştır.
dediğini ilettiler. Doğrudur.
Müslümanların alimlerinden bazıları kendisinin savunduğu şekilde fikirler
serdetmiştirler. Ancak kendisinin ifadelerini ben ağır buldum. Biz Allah için
kendisini sevenlerdeniz. Maksadımız birilerinin yaptığı gibi onun bu
sözlerinden hareketle savunduğu tüm değerleri yargılamak değil bu hususla
alakalı olmak üzere bir tashihtir. Bayburdi’nin bu hususta delil yoktur iddiası
söz götürür. Onun bu iddiasını desteklediği makalesinde şöyle dediğini gördüm:
Allah Resulü s.a.v
kabirleri ziyaret ettiği zaman şu duayı okurdu :
“ Esselamu aleykum ehled diyarı
minel mü’miniyne vel müslimin. Ve inne inşa-allahu le lahikun. Es elullahe lena
ve lekumul afiyeh “
“ Ey mü’minlerin ve
Müslimlerin diyarı ! Allah’ın selamı üzerinize olsun. Allah dilerse muhakkak
biz de sizin yanınıza geleceğiz. Allah tan bizlere ve sizlere afiyet dilerim “
} MÜSLİM : 3.C.975.N
Hatta Aişe
validemiz Allah Resulü s.a.v’e : “ Kabirleri ziyaret edeceğim zaman onlara
nasıl dua edeyim “ diye soru sorduğunda, Allah resulü s.a.v ona şu duayı
okumasını söylemiştir.
{ ….. Aişe r.a dan……………..
Resulullah s.a.v buyurdular ki : Cibril bana : Muhakkak ki Rabbin sana Baki –
mezarlığı – ehline gidip onlar için istiğfar etmeni emrediyor,dedi. Ben –
Aişe’de – dedim ki :
- Ya Rasulallah ! onlar için
nasıl dua edeyim ? . Resulullah s.a.v dedi ki : Şöyle de :
“ Esselamu aleykum ehled
diyarı minel mü’miniyne vel müslimin. Ve yerhamullahu’l mustakdimine minna vel
musta’hirin. Ve inna inşaallahu bikum le lahikun “
“ Ey mü’minlerin ve
Müslimlerin diyarı ! Allah’ın selamı üzerinize olsun.Allah, bizden önce
ölenlere ve bizden sonra öleceklere rahmet eylesin.Allah dilerse biz de sizlere
kavuşacağız “ } MÜSLİM : 3.C.974.N
Dolayısıyla, eğer
kabirlerde Kur’an okumak caiz olmuş olsaydı … veya Kur’an okuyup da onun
sevabını ölülere gönderme gibi bir şey dinimiz de caiz olmuş olsaydı,bunu
Resulullah s.a.v mutlaka hanımına söylerdi. Çünkü,İslam’ın bu hususta bir
kuralı vardır ki,o da :
تأخيرالبيانعنوقتالحاجةلايجوز
“ İhtiyaç anında
beyanın tehiri caiz değildir “
Bu istidlal yerinde değildir.
Soru sahibi Aişe (radiyallahu anha) Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e
nasıl dua edeceğini sormuştur ve buna mukabil Peygamber (sallallahu aleyhi ve
sellem) de nasıl dua edileceğini beyan etmiştir. Ortada Kur’an okumakla alakalı
bir husus yoktur. Bu sebeple de beyanın tehirinden sözedebilmek kabil değildir.
Beyan hakkıyla yapılmış ve nasıl dua edileceği gösterilmiştir. Bunu Kur’an’a
hamletmek yani dua caizse Kur’an okumak da caizdir demek nasıl sözü mecrasından
çıkarmaksa zıddını iddia etmek de sözü mecrasından çıkarmak demektir.
Sonra Bayburdi şöyle devam etmiş
ve demiş ki;
Yani,eğer ölüler için Kur’an okumanın onlara faydası
olacak olsaydı bunu Allah Resulü s.a.v mutlaka söylerdi. Çünkü kendisine,
kabirleri ziyaret etmek isteyen bir kimsenin orada ne yapacağı sorulmuştur.
Bu istidlal makul değildir. Zira
Soru sahibi ölüye faydalı olan şeyler nelerdir?! Dememiştir ki neticede böyle
bir iddia edelim.
Bayburdi’nin
Çünkü kendisine, kabirleri
ziyaret etmek isteyen bir kimsenin orada ne yapacağı sorulmuştur.
Sözü batıldır zira soru sahibi
kendisinin de naklettiği gibi “onlara nasıl dua edeyim” demiştir.
Eğer Kur’an’a
ve Sünnet’e az da olsa vukufiyetimiz olmuş olsaydı, insana faidesi
olmayacak bu gibi bid’atlerle uğraşmayacağımız gibi, bununla uğraşan kimselere
de bunun tam zıddına bir çok delillerin olduğunu anlatırdık.
Bakınız Allah’u Azze ve Celle kerim kitabında ne buyuruyor :
“ Biz ona – yani Muhammed’e – şiir öğretmedik.
Ki,ona yakışmaz da. O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. Ki,onunla diri
olanları uyarsın ve inkar edenlere de azab sözü hak olsun. “ YASİN : 69.70.AY.
Ayet’i kerimeye dikkat
edilirse, لِيُنذِرَ
مَن كَانَ حَيّاً
“ diri olanları uyarması için “ ifadesiyle Kur’an’ın, dirilerin
uyarılması için indirildiği anlatılmaktadır.
Görünen o ki makale sahibi
istidlal nedir ve delil nelerden olur bunu bilmemektedir. Ya da kendi mantık
silsilesi içinde makul olan her şey kendisi açısından delildir.
Kur’an’ın nüzul sebeblerinden
birisinin zikrolunan inzar hususu olması başka bir takım faidelerin kendisinden
umulmasına mani değildir. Nitekim Kur’an diriler inzar olunsun diye indirildi
ama namazda da okunuyor. Namazda okumanın dirilerin inzarı ile ne gibi bir
alakası vardır?!
Rabbimiz yine bir Ayet’i Celile’sinde şöyle
buyurmaktadır :
“ O mubarek bir kitaptır. Onu
sana indirdik ki, Ayet’lerini düşünsünler ve akıl sahipleri de öğüt alsınlar.
“SAD : 29.AY.
Bu Ayet’i kerime de
inandığını söyleyenlere açıkça şunu anlatmaktadır ; Kur’an, akledebilen ve
düşünebilen kimseler için inzal olmuştur. Dolayısıyla onun, düşünme,akletme
ve anlama hasleti elinden alınmış ölü kimselere okunması makul
değildir…..
Asıl makul olmayan bu meselede bu
ayetin delil getirilmesidir. Şu halde Arapça bilmeyen bir mükellefin Kur’an
okumasının ya da dinlemesinin hiçbir makul tarafı yoktur. İşin aslı böyle
midir?! Hayır! Elbette onun lafzı ile ibadet olunur. Onu anlamak ve manaları
üzerinde tefekkür bir başka husustur. Yine Bayburdi’nin istidlal metoduyla
hareket edersek maksad hasıl olmayacağı için Arapça bilmeyenlere Kur’an okumayı
öğretmenin hiçbir ehemmiyeti yoktur, demek icab ederdi. Ancak kendisi de kabul
edecektir ki böyle bir şey iddia olunamaz.
Bununla beraber şunun da hiç
unutulmaması gerekir ki,bu inanç ve amel Kur’an’ın gaye ve hedefine de terstir.
Çünkü Allah’u Teala Kur’an’ı
kerimi,onunla amel edilsin diye göndermiştir.Yani o, ölülerin kitabı değil
dirilerin kitabıdır.
Elbetteki Allah Kur’an’ı amel
olunsun diye göndermiştir. Ancak onun bu hususiyeti başka bir takım faidelerin
gözetilmesine mani değildir. Sonra Bayburdi şöyle demiş:
Ölenlerin ise artık amelleri
kesilmiştir.Onlar Kur’an’ı ne okuyabilirler ve ne de onunla amel edebilirler.
Ölenlerin amelleri kesilmiştir.
Ancak her ölenin ameli kesilir mi?! Neden sadaka-i cariye ile alakalı hadisi
zikretmedi?! Zira o hadisi zikretmek kendi davasını izah sadedinde büyük bir
müşkil ortaya çıkaracaktır. Halbuki saadaka-i cariye yaptıranların, geriye amel
olunsun veya olunmasın hayırlı bir ilim bırakanların ve dahşi kendisine dua
edecek hayırlı evladlar yetiştirenlerin amel defterleri kapanmamıştır. Bu nass
ile sabittir. Sonra şöyle demiş:
Onlar için okunan Kur’an’ın
sevabı da onlara ulaşmaz. Meğer ki, Kur’an’ı kendisine öğrettiği kimse ola.
Yani, bir kimse hayatta iken kime Kur’an öğretmiş ise,onun okumasından bir
sevap kazanabilir. Çünkü bu şey, henüz hayatta iken kendisinin sa’yı
gayretinden olan şeylerdendir.
İşte hak olan budur. Hocası gibi
valideyni de müstefid olurlar zira ona bu imkanı sunanlardan bazısı da
onlardırlar. Emeği geçen herkes emeği nispetinde istifade ederler. Sonra
Bayburdi sözlerine şöyle devam etmiş:
Çünkü Allah’u Azze ve Celle kerim kitabında şöyle
buyurmaktadır :
{ …… Cerir bin Abdullah
r.a’dan. Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Kim iyi bir çığır açar da o yolda
yürünürse,o yolda yürüyenlerin sevabı kadar bu çığırı açan kimseye de ecir
yazılır.Onların sevaplarından da bir şey eksilmez ……… } MÜSLİM :
3.C.1017.N - İBNİ MACE : 1.C.203.N
Hulasa, bu delillerin umum
ifadeleri bizlere şunu anlatmaktadır : İster hayatta olsun ister ölü olsun, kim
hayırlı bir işe vesile olmuş ise,o işten hasıl olan sevapların aynısını bu
kimse de kazanacaktır.
Dolayısıyla,hayatta iken
birilerine Kur’an öğretenler, o kimseler Kur’an okudukça sevap
kazanacaklardır…. İşte Kur’an-ın ölüye ancak bu şekilde faydası olur.
Onun bu sözleri elbette
hakikattır. Biz hakikata muhalefet edecek değiliz. Ancak son kısmındaki sözleri
müstesna. Bu söz hakikattır ancak sadece bu şekilde faydası olur kaydı zaten bu
reddiyenin asli sebebidir. Sonra İbni Kesir’den naklen şöyle demiş:
İbni Kesir r.h ;
وَأَنلَّيْسَلِلْإِنسَانِإِلَّامَاسَعَى
“ İnsan için kendi çalışıp çabalamasından
başka bir şey yoktur “ NECM : 39.AY.
Mealindeki Ayet’in tefsirini
yaparken şöyle diyor : “ Yani başkasının günahı kişiye yüklenmediği gibi, kendi
nefsi için kazandığı hariç, başkasının yapacağı sevaptan da yararlanamaz.
Allah’tan muvaffakiyet dileyerek
ben derim ki; Biz şer’i delillerle istidlal ederken her zaman şunu söyleriz.
Bir husustaki tüm deliller ele alınmadan söz söylemek her halukarda hatadır.
İmdi; Ayetteki ifade mutlak bir ifadedir. Az evel zikrettiğimiz sadaka-i cariye
hadisi ayetin bu mutlak (illa ma sa’a) ifadesinin istisnalarını beyan eder.
Zira evladı insanın sa’yindendir. Geriye bıraktığı ilmi de ve geriye bıraktığı
faydalanılan eserleri de… Bir ayet bu şekilde bir kere kayıtlanabiliyorsa
sonsuz kere meşru usullerle kayıt altına alınabilir. Demek ki bu nakil de Bayburdi’nin
davasına tam delalet etmektedir. Zira getirdiği mutlak delilin istisnaları
vardır. Şimdi Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hadislerinde gelen
istisnai durumlara tekrar bakalım:
1-Ölü için
istiğfar etmek meşrudur. Nitekim makale sahibi Bayburdi buna dair hadisleri
tahric etmiştir.
2-Ölü adına
sadaka vermek meşrudur. Nitekim Müslim, Ahmed ve diğerleri Ebu Hüreyre
(radiyallahu anh)’dan Bir adamın Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e
gelip “Babam öldü, geriye mal bıraktı onun adına sadaka versem günahlarına
kefaret olur mu” dediğini Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in de “Evet”
buyurduğunu rivayet etmişlerdir. Yine İbni Ubade’nin annesi hakkında “onun
adına sadaka verebilir miyim?” sualine Peygamber müsbet cevab vermiş ve en
efdalinin de su dağıtmak olduğuna işaret etmiştir. Bunu da Ahmed ve Nesai ile
daha başkaları rivayet etmişlerdir.
3-Ölü için oruç
tutmak da meşrudur. Zira İbni Abbas’tan gelen muttefekun aleyh bir hadiste
Allah rasulüne bu hususun sorulduğunu ve Peygamber (sallallahu aleyhi ve
sellem)’in “Annenin borcu olsa öder miydin?! Şu halde Allahın hakkı ödenmeye en
layık olanıdır” buyurmuştur.
4-Ölü için Namaz
kılmak da meşrudur. Darekutni’nin rivayetinde Peygamber (sallallahu aleyhi ve
sellem) “öldükten sonra namazınla beraber onlar için namaz kılman, orucunla
beraber oruç tutman iyiliktendir” buyurmuştur.
5-Ölü için
haccetmek de meşrudur. Zira Buhari’nin İbni Abbas’tan rivayetinde Peygamber
(sallallahu aleyhi ve sellem): “Onun yerine haccet! Annenin borcu olsa öder
miydin?! Şu halde Allahın hakkı ödenmeye en layık olanıdır.” Buyurmuştur.
Şimdi biz Bayburdi’ye soruyoruz. Bunların
hepsi ulaşıyor da sadece Kur’an’ın sevabı mı ulaşmamaktadır?!
Ehl-i Sünnetin cumhuru Kur’an
okumanın meşruiyetinde ittifak etmişlerdir. Anlaşılmıştır ki onun:
Eğer Kur’an’a
ve Sünnet’e az da olsa vukufiyetimiz olmuş olsaydı, insana faidesi
olmayacak bu gibi bid’atlerle uğraşmayacağımız gibi, bununla uğraşan kimselere
de bunun tam zıddına bir çok delillerin olduğunu anlatırdık.
Sözünün bir kıymeti yoktur. Zira
İbni Ömer (radiyallahu anhuma) ölünce Bakara suresinin okunmasını vasiyet
etmiştir. Bunu Beyhaki rivayet etmiştir. İbni Teymiye dahi bu rivayeti
zikretmiş ve sıhhati aleyhinde kelam etmemiştir. Sonra Bayburdi şunları
söylemiştir:
İbni Kesir devam ediyor
ve diyor ki : Bu Ayet’i Kerime’den İmam Şafii r.h şu hükmü çıkarmıştır :
“Ölüler için okunup,hediye edilen
Kur’an’ın sevabı onlara kavuşmaz,çünkü okunan Kur’an onların ameli ve kazancı
değildir. Bunun içindir ki Allah’ın Resulü s.a.v ölülere Kur’an okumayı
ümmetine tavsiye etmemiş ve ne açık bir ifade ile ve ne de ima yolu ile de
olsa, onlara bu yolu göstermemiştir “
Bununla beraber,
Sahabeden de bu hususta sahih bir nakil yoktur.Şayet bu hayırlı bir iş olmuş
olsaydı,şüphesiz ki onlar bu hayırda bizleri geçerdi. - Yani onlar bizden önce
bunu yaparlardı - Unutmayın ki,Allah’a yaklaştıran ameller ancak nas’la sabit
olur. Bu gibi hususlarda ne kıyasla ve ne de şahsi görüşlerle hareket edilmez.
“ İBNİ KESİR : 13.C.7554.S
Doğrudur… Nevevi Şafiinin meşhur
görüşü budur, demiştir. Ancak şafi mezhebinde bu husus ihtilaflıdır. Şafilerden
bir grup ve İmam Ahmed ise mutlak manada ulaşır demişlerdir. Demek ki bu
hususta bidat kelimesini kullanmak yerinde değildir. Daha sonra Bayburdi
sünnetten bazı deliller getirmiştir:
SÜNNET’TEN DELİLLER
Ölülere Kur’an
okunmayacağının sünnet’ten delilleri ise şunlardır :
عن أبي هريرة , أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال : لا تجعلوا بيوتكم مقابر. إن الشيطان ينفر من البيت الذي
تقرأ فيه سورة البقرة
.
{ …. Ebu Hureyre r.a dan.
Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Muhakkak
şeytan, içerisinde Bakara suresi okunan evden kaçar.} MÜSLİM : 2.C. 780.
N - TİRMİZİ : 5.C.3036.N - AHMED : 2 / 284-337
Hulasa, ölülere faydası dokunsun
diye Kur’an okumanın eğer dinimizde bir yeri olmuş olsaydı, Müslümanlara karşı
çok şevkatli ve merhametli olan Peygamberimiz Muhammed s.a.v : “Evleriniz de Kur’an okuyunuz ve namaz
kılınız, oraları kabirlere çevirmeyiniz “ diye nasihatte bulunmazdı…
Çünkü,kabirler Kur’an okuma ve namaz kılma yeri değildir.
Bu nasıl bir delil getirmektir?!
“Kabirlere çevirmek” ifadesi nehy
mi ifade eder. Yoksa bu tabir kabristanda nasıl hiç kimse kur’an okumazsa
evinizde de öyle hiç kimse kur’an okumaz olmasın manasında mıdır?! Üsluba dair
bir teşbihten çıkarılan bu mana hangi usul kitabında kayıtlıdır?! Bu hüküm
mezkur hadisin ne zahirinden, ne nassından ne delaletinden ne de mefhumundan
çıkarılamaz. Sonra demiş ki;
Bunun içindir ki ; Hayatı boyunca defalarca kabirleri
ziyaret eden Allah Resulü s.a.v, ne böyle bir şey yapmıştır,ne ümmetine böyle
bir şey tavsiye etmiştir ve ne de ima ile de olsa buna işaret etmiştir …..
Bunun böyle olmuş olması mutlak
manada Bayburdi’yi haklı yapmamaktadır. Aslen açıklanmış fer olarak
açıklanmamış ancak cennet yoluna götürecek çok şeyler vardır.
Kendisinin de hadisi şeriflerinde
buyurduğu gibi :
مابقيمنشيءيقربمنالجنةويباعدمنالنارإلاوقدبينلكم . ( صحيح )
{ Size cennet’e yaklaştıracak ne
var ise onu açıklamışımdır. Ve yine size, cehen-nem’den uzaklaştıracak ne var
ise onları da açıklamışımdır.} M. ZEVAİD
: 8 . 264 - S . SAHİHA : 4.C.1803.N - HAKİM : 2.C. 4. SAY
عن أبي ذر قال تركنا رسول
الله صلى الله عليه وسلم وما طائر يقلب جناحيه في الهواء إلا وهو يذكرنا منه علما
قال فقال صلى الله عليه وسلم فذكره . وله شاهد من رواية
عمرو عن المطلب مرفوعا بلفظ ما تركت شيئا مما أمركم الله به إلا قد
أمرتكم به وما تركت شيئا مما نهاكم عنه إلا قد نهيتكم عنه . وإسناده مرسل حسن
.
{ Ebu Zerr r.a şöyle
dedi : Resulullah s.a.v bizi, hava’da kanat çırpan kuştan dahi malumat vemiş
olduğu halde terk etti . } İBNİ HİBBAN : 1.C. 65.N - AHMED.MÜSNED :
5 / 162 - TABERANİ KEBİR : 1647.N - S . SAHİHA : 4.C. 1803.N
{ Ve yine bir hadislerinde
şöyle buyurmaktadır : Allah’ın size emredip de benim size emretmediğim hiçbir
şey bırakmadım.Ve yine,Allah’ın size yasaklayıp da benim size yasaklamadığım
hiçbir şey de bırakmadım.} S . SAHİHA : 4.C. 1803.N
Artık bu delillerden sonra
söylenecek tek söz ” Allah,bu konuda problemi olan kimselere anlayış ve hidayet
versin “ sözüdür.
Bu umum ifade eden hadislerin
meselemize hassaten delaletleri yoktur. Az evel dediğimiz gibi “Aslen
açıklanmış fer olarak açıklanmamış ancak cennet yoluna götürecek çok şeyler
vardır.” Sonra bazılarının istimal ettiği uydurma rivayetlere işaret etmiş ki
bu daha da çirkin olmuş zira sormak gerekir acaba ulemanın hangisi bu
hadislerle istidlal etmişlerdir?!
BU KONUDAKİ
ZAYIF VE UYDURMA HADİSLER
Ölüye Kur’an
okuma hususunda delil olarak öne sürülen hadislerden birtanesi şudur :
{ …… Ma’kıl bin Yesar r.a
dan. Dedi ki : Resulullah s.a.v : “ Ölülerinize { Yasin } okuyunuz “ buyurmuştur.
} EBU DAVUD : 4.C.3121.N - İBNİ MACE : 4.C.1448.N
- İBNİ HİBBAN : 5.C.2991. N - AHMED : 5 / 26 . 19790.N - HAKİM
: 1 / 565
İBNİ HACER : Ravilerden Ebu Osman
mübhem’dir. Yani meçhuldür. TEHZİB : 12 / 370
İBNİ MUNZİR : Ravilerden
“ Ebu Osman ve babası “ tanınmış kimseler değillerdir. İBNİ MUNZİR : 5 /
310 / 922
EL – ALBANİ : Bu hadis
zayıftır. Bu hususta herhangi sahih bir hadis yoktur. DAİFU
EBU DAVUD : 3121.N - KİTABU’L CENAİZ : 11. S - İRVAU ĞALİL :
688.N - MİŞKAT : 1622
{ …. Resulullah s.a.v
buyurdular ki :” Kim kabristana giripte orada Yasin suresini okursa, Allah
onların yüklerini hafifletir ve o kabirde bulunanların sayısı kadar o kimselere
hasenat yazar “ } EBU NUAYM . Fİ AHBARUL ESBAHAN : 2.344.345 - SUYUTİ .
Fİ İLAL : 2 . C . 44 - EL- ALBANİ . SİLSİLETÜ’D DAİFE :
3.C.1246.N
الثانية : أيوببنمدركمتفقعلىضعفهوتركه , بلقالابنمعين : " كذاب "
. و في رواية : " كان يكذب
" .
الثالثة : أحمدالرياحي , وهوأحمدبنيزيدبندينارأبوالعوام , قالالبيهقي " مجهول
قالالألبانيفي " السلسلةالضعيفةوالموضوعة :
موضوع
Hadis olarak
zikredilen bu rivayet ; Salebi’nin tefsirinde zikredilmektedir. El-Albani –
Allah kendisine rahmet eylesin – Silsiletü’d Daife’de zikrettiği gibi : “ Bu
hadis Mevzu’dur “ yani uydurmadır.
İbni Main : Sened de bulunan Ebu
Ubeyd Meçhul’dür,der.
İbni Main : Eyyub bin Müderrik
için ; “ yalancıdır “ der.
Beyhaki : Sened
te bulunan Ahmed er-Riyahi için “ meçhul “ der.
El-Albani : yine der ki : Sened
de bulunan Eyyub bin Müderrik’in zayıflığı ve terki hususunda ittifak
edilmiştir. EL-ALBANİ . S. DAİFE :
3.C.1246.N
Bu husustaki
uydurulan şeylerden bir tanesi de şudur :
{ … Resulullah s.a.v
buyurdular ki : Kim kabristanın yanından geçer ve ihlas suresini onbir defa
okuyup da bunun ecrini ölülere bağışlarsa,o kimseye ölü sayısınca mukafat
verilir. }
Asrımızın muhaddislerinden
Nasiru’d-din El Albani bu rivayetle alakalı şunları söy-lemektedir :
Bu batıl ve uydurma bir
hadis’tir. Bunu Ebu Muhammed el-Hallal,el-kıraati alel Kubur 201 / 2 de.
Deylemi “ Abdullah b. Ahmed b.
Amir’in babasından.onun Ali er-Rıza’dan,onun babalarından rivayete dair bir
nüsha’da zikretmiştir.
Bu ise batıl ve uydurma bir
nüsha’dır. Bu,ya burada sözü geçen Abdullah’ın uy-durması ya da onun
babasının uydurmasıdır.
Nitekim ez-Zehebi el-Mizan’da
böyle demiş ve Hafız İbn Hacer’de el-Lisan adlı ese-rinde ona uymuştur.
Daha sonra Suyuti, Zeylu’l
Ahadiysi’l Mevdua adlı eserinde aynı şeyleri tekrarlamış ve onun bu hadisini
zikretmiştir.
İbn Arrak Tenzihu’ş Şeria
el-Merfua fi’l-Ahadiysi’ş-Şeria ve’l-Mevdua adlı eserinde de aynı şeyleri
söylemiştir. EL-ALBANİ . K.CENAİZ :
142.S
{ … Resulullah s.a.v buyurdular
ki : Hangi ölünün başında Yasin suresi okunursa Allah onun işini kolaylaştırır.
“ EL-ALBANİ : S. DAİFE : 5219.N
Hulasa, kabirlerde Kur’an okuma
veya başka bir mekanda da olsa Kur’an okuyup onun sevabını ölülere bağışlama
hususunda zikredilen bu ve bunun gibi rivayetler zayıf ve uydurma
rivayetlerdir. İlim ehlinin de ifade ettiği gibi ; bu hususta sahih bir hadis
yoktur.
Gerçekten bu hususta delil yok
mudur?!
Acaba Bayburdi cenaze namazı
kılmıyor mu?! Ölüye Fatiha suresini hiç okumadı mı?!
Bu sünnetle sabit değil midir?!
Sabitse bu ölüye Kur’an okumak
değil midir?!
Vallahi onun bu hususta getirip
de olmaz dediği delillere bakınca bizim söylediğimiz daha açık bir delildir.
Sonra biz Bayburdi’ye İbni
Teymiye’nin şu kavlini hatırlatırız:
“Bu görüşlerin ilkine göre namaz
kılmak, Kur’an okumak gibi bedenle yapılan ibadetlerin sevabı ölüye ulaşır.
Tıpkı alimlerin ittifak ettikleri gibi mali ibadetlerden hasıl olan sevabın ona
ulaştığı gibi. Ebu Hanife ve Hanbeli ile Şafii ve Malikilerin bazıları böyle
demişlerdir. Bu görüş başka eserlerimizde açıkladığımız gibi ve çok sayıda
delille de desteklendiği için daha doğru olan görüştür.” Kabir ziyaretleri
s:100 Tevhid Yayınları’ndan
Dikkat buyrulursa İbni Teymiye
çok sayıda delilden bahsetmektedir. Acaba delil anlayışı farklı olabilir mi?!
Hiç şüphesiz bu hususta hak olan
budur. Bayburdi bu hususta Elbani’nin sözlerine aldanmıştır. İbni Ömer (radiyallahu
anhuma) mezarı başında ölüye defnolunduktan sonra Bakara Suresinin başı ve
sonunu okumayı müstahab görmüştür. Beyhaki’nin Sünen’inde kayıtlıdır. Bkz.
Kübra 4/93 No:7068…
Allah’u Azze ve Celle bizlere, hakkı hak bilip ona
ittiba eden ve batılı da batıl bilip ondan uzak duran kullar olmamızı
nasibeylesin ……
Amin… Biz Bayburdi’den bu kavlini
tashih etmesini rica eder, çalışmalarında kendisine Allah’ın muvaffakiyetler
nasib eylemesini niyaz ederiz…