| Yazan: Mustafa İslamoğlu,
Tarih: 03.12.2007 - 08:27
|
Okunma Sayısı : 543 |
Ne
zaman Fethi Paşa Korusu’na gitsem, başörtülü genç kızlar, yanlarındaki
yeni yetme oğlanlarla laubali biçimde fingirdeşiyorlar.
Bakıyorum,
karşımdan bir bayan geliyor. O da ne? Başını örtmüş, gerisi açıkta.
Gülmek geliyor içimden, fakat üzüntü ağır basıyor.
Şu başörtüsü
işi böylesine sulandırılmamalıydı. Bir şey maksadından soyutlanarak
algılanırsa olacağı budur. Bunda en büyük suç, tesettürü kadının
kişiliğini öne çıkaran bir onur değil de erkeği kadından koruyan bir
emir olarak algılayan geleneğimizin ve geleneksel kafalarındır.
Önce mütearifeler:
1. Din insan içindir.
2. Dolayısıyla, tüm dini emir ve yasaklar Allah’ın değil, insanın çıkarı içindir.
3.
İşte bu yüzden, tüm dini emir ve yasaklar uygulanırken, onu uygulayan
insanın bundan elde ettiği çıkarı iyi bilmesi gerekir. Bu çıkarı
bilerek emre uymak, insanı “tatmin eder” ve imanı “sorumluluk
bilincine” dönüştürür.
4. Bunun için de ilahi mesajı ve
buyrukları maksadını gözeterek okumak şarttır. Çünkü Allah amaçsız
düzenleme yapmaz, hikmetsiz iş buyurmaz.
Peki tesettür emrinin maksadı nedir?
Bu
sorunun cevabını verebilmek için tesettürü emreden ayet olan Ahzab 59.
ayetin devamındaki “onların tanınmaları için en uygun olun budur”
ibaresi üzerinde yoğunlaşmak şart. Burada altı çizilen kadın kimliğinin
hicab yönü ilk saldırıya uğrayan noktadır.
Aslında “hicab”
sorunun anahtar kavramı. Hicabı “baş örtüsüne” indirgemek yanlış bir
kere. Bizde böyle bir şey var. Hatta hicabı baş değil beden örtüsüne
indirgemek. Kur’an’ın yaklaşımına kıyasla yanlış bir anlamadır. Çünkü
Kur’an takva örtüsünü ön plana çıkarıyor. “Takva elbisesi, işte budur
en önemlisi!” (7.26) Yani, bedenin tesettürü takva örtüsünden, yüreğin
ve zihnin tesettüründen ayrı değerlendirilmemelidir.
Hicab; kimlik ve kişiliği öne çıkarmak için
Öncelikle, Kur’an’ın
böyle bir bütüncül bakış açısı olduğunu görmekteyiz. Bedenin
tesettürünü, zihnin ve kalbin tesettüründen ayrı düşündüğümüz zaman
Kur’an’ın bütüncül bakış açısını parçalamış oluruz. Ahzab 59’da geçen
‘li yu’rafne’ (tanınmaları için), bu tek kelime, Arap dilinde, kendi
içinde tamamlanmış bir cümledir. Bu tanınmaları için bir gerekçedir.
Yani ‘Bu emri niçin verdin Ya Rabbi?’ diyene bir cevaptır. Cevapta iki
gerekçe var, iffetli olarak kalmaları ve tanınmaları için. Ama asıl
vurgu yapılması gereken kavram, bu ‘tanınmak’ kavramıdır, “li yu’rafne.”
Bu
kavramın kök kelimesi ‘arafe’dir. ‘Arafe’ anlam alanı ile
düşündüğümüzde “maruf, arif, tarif, marifet” kavramları karşımıza
çıkar. Bu hem bir bilince tekabül eder, hem de bir kimliğe tekabül
eder. Dolayısıyla buradaki tanınmak sıradan bir “görünce ayrımsamak,
fark etmek” değildir. Buradaki tanınmak, çok daha derin ve kendi
bağlamı içerisinde sıradan basit bir ayrımsama, ayırdetmeden öte bir
kimlik, bir kişilik, bir bilinç, bir şahsiyet vurgusudur.
Dolayısıyla
bu ayet ve tesettürle ilgili diğer ayetlerdeki örtünme emrinin temelini
kadının kişiliğini şeffaflaştırmak için bedenini örtmek teşkil eder.
Kadının kişiliğini şeffaflaştırmak için tanınmak anlamı sıkıştırılmış
(zipli) bir ifadedir ki, zaten Kur’an’ın dili sıkıştırılmış bir dildir.
İcaz buna denir, Kur’an’ın icazını çözdüğümüzde doğal ve zorunlu
biçimde o sıkıştırılmış ifadenin bize daha farklı bir kelime grubu ile
yansıması şarttır. Yani aradaki boşlukları doldurmamız gerekir. Onun
için “li yu’rafne” ibaresini açarak anlamaya çalışırsak, bu tamamen
“kişiliğini şeffaflaştırmak için bedenini örtmek” anlamına gelir.
“Kişilik”le “dişilik” arasında kadın
Bu, tarihte kadına
yapılmış en büyük ikramdır. İnsanların önüne çıkaracak bir erdemi, bir
kimliği, bir kişiliği bulunmayan bir kadın ille de farkedilmek
istiyorsa, insanlara “dişiliğini” gösterecektir; kişiliği yerine
dişiliğini. Yani tesettürü emreden Kur’an’ın kadına verdiği açık mesaj
şudur: Dişiliğinizle kendinizi görünür kılmak yerine
kişiliğinizle/şahsiyetinizle erkek egemen dünyada hak ettiğiniz saygın
yeri alın. Onun için tesettür, kadının insan kimliğini teninin önüne
koymak demektir.
Tesettür emri, ancak bu yaklaşımla doğru
anlaşılabilir. Tesettüre karşı çıkanlar, bilerek veya bilmeyerek kadını
kimliksiz ve kişiliksiz yapmak isteyenler, onun teninden haksız kazanç
sağlamak isteyen, onu metalaştıran, onu hep edilgen ve zevkine hitap
eden bir nesne olarak görmek isteyenlerdir.
Neden böyle
isterler? Dikkat ederseniz, kadını kimliksiz ve kişiliksiz görmek
isteyenlerin hemen hemen tamamına yakını nefsine kul olmuş erkeklerdir.
Neden? Çünkü kimliksiz bir kadının bedenini, estetiğini daha çabuk
istismar edebilirler, örseleyebilirler, ondan yararlanabilirler. O
sebeple kadının örtüsüne yönelik her düşmanlık, farkında olunsun ya da
olunmasın, aslında kadının bedenini istismara açmak isteğinden başka
bir şey değildir.
Sonuç: Modern kadın, dişiliği erkekler
tarafından tepe tepe sömürülmek amacıyla kişiliği yok edilen kadındır.
Eğer Müslüman kadın, tesettürü kişiliğin öne çıkarılması için dişiliğin
örtülmesi olarak görmeyip, onu dişiliğini öne çıkarmanın bir aracı
kılıyorsa, o tesettür tesettür değildir.
Ona “örtülü çıplak” derler.
Siz kendi değerlerinizi dalgaya alıyorsanız, sizi kim ciddiye alır?
Son Güncelleme : 03.12.2007 - 08:27
|
|
|