Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

el-Hidaye - Namaz Vakitleri Bahsi E-Posta
 

Yazan: İmam Merginani, Tarih: 14.02.2010 - 21:16

Okunma Sayısı : 309


Namaz Vakitleri

 

Sabah namazının vakti, Tan yerinin ağarması demek olan ikin­ci fecrin doğmasından başlayarak güneşin doğmasına kadar devam eder. Zira Cibril (Aleyhisselâm)'in Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e imamlık ettiğine ilişkin hadise gö­re Cibril (Aleyhisselâm) sabah namazım birinci günde tan yerinin ağarmasıyla, ikinci günde de ortalık tamamen ağarıp güneş doğmak üzereyken kıldırmış ve sonra: “Bu iki vaktin arası, senin ve senin ümmetin için sabah namazının vaktidir.” [1]  demiştir.

Yalancı fecir denilen ve uzunlamasına yükseldikten sonra tek­rar kayıp olup yerine zifiri bir karanlık basan beyazlığa itibar olun­maz. Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-safâtü ve's-selâm);

Ne Bilâl'ın ezanı ve ne de uzunlamasına yükselen beyazlık si­zi aldatmasın. Fecir ancak, ufuk üzerinde genişliyen beyazlıktır.”[2] buyurmuştur.

Öğle namazının vakti de, güneşin tepeden sağa doğru kaymasıyla başlar. Zira yukarıda geçen Cibril (Aleyhisselâm)'ın imamlığına ilişkin hadise göre Cibril (Aleyhisselâm) öğle namazını birinci günde güneşin sağa doğru kaymasıyla birlikte kıldırmıştır. Öğle namazı vaktinin sonu da İmam Ebû Hanife'ye göre- herhangi bir şeyin gölgesi, güneş tepede iken olan gölgesi dışında iki katı kadar olduğu zamandır. Diğer iki İmam ise: “Bir katı kadar olunca öğle namazının vakti bitmiş olur demişlerdir.” İmam Ebû Hanife'den de bu yolda bir rivayet vardır.

İki İmamın dayanağı, Cibril (Aleyhisselâm)'in ikindi na­mazını birinci günde kendilerinin dediği vakitte kıldırmış olmasıdır.İmam Ebû Hanife de; “Öğle namazını hava serinleştiği vakte bırakın. Zira sıcağın şiddeti. Cehennemin savurduğu yakıcı nefesindendir[3] hadisidir. Çünkü Arabistan'da sıcağın şiddeti, her şeyin gölgesi bir katı ka­dar oluncaya dek sürer. Bundan ise öğle namazı vaktinin, her şeyin gölgesi bir katı kadar olduğu zaman bitmediği anlaşılır. (İkindi namazının vakti de, öğle namazı vaktinin -iki kavle gö­re- bitmesiyle başlar ve güneş batmcaya dek devam eder.) Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm); “Kim ki ikindi namazından bir rekâta güneş batmadan yeti­şirse ikindi namazına yetişmiş olur[4] buyurmuştur. Akşam namazının vakti de güneş batınca başlayıp güneşin ba­tışından   sonra   ufukta   kalan   aydınlık   gidinceye kadar sürer. İmam-ı Şafii: “Akşam namazının vakti, kişinin üç rekât kadar namaz kılabile­ceği kadardır. Zira Cibril (Aleyhisselâm) akşam namazını hem birinci hem ikinci günde aynı vakitte küdırmıstır” demiştir. [5] Biz ise: “Akşam namazı vaktinin başlangıcı güneşin batışı, sonu da ufuk­taki aydınlığın kayboluşudur[6] hadisine dayanıyoruz. Çünkü biz diyoruz ki: Akşam namazının vakti darolduğu için namaz kerahet vaktine girmesin diye Cibril (Aleyhisselâm) her iki günde de akşam namazını aynı vakitte kildırmıştır.

Güneşin batısından sonra ufuktaki aydınlık İmam Ebû Hani­fe'ye göre kırmızılıktan sonraki beyazlıktır. Diğer iki İmam ise -kır­mızılıktır, demişlerdir. İmam Ebû Hanife’den de bu yolda bir rivayet vardır ve aynı zamanda İmam-ı Şafii de buna kaildir. Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm):

Aydınlık larmızüıktar. O kaybo­lunca namaz vacip olur[7] buyurmuştur. İmam Ebû Hanife; “Akşam namazı vaktinin sonu ufukun karardığı vakittir[8] hadisine dayanmıştır. Çünkü İmam Şafii'nin dayandığı hadis, İmam Malik'in Muvatta'da anlattığına göre hadis olmayıp Abdullah Îbn-i Ömer'in sözüdür. Kaldı ki bu konuda Ashab da ihtilaf etmiş­lerdir.

Yatsı namazının vakti de aydınlığın batmasından başlayarak tan yeri ağarmasına kadar devam eder. Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem);

Yatsı namazının vakti tan yerinin ağarmasıyla sona erer[9] buyurmuştur. Bu hadis “Yatsı namazının vakti geceden üçtebir” gidinceye kadardır, diyen İmam-ı Şafii'nin görüşüne karşı bir delil­dir. [10]

Vitir namazının vakti de, yatsı namazı kılındıktan sonra baş­layarak tan yeri ağarıncaya kadar sürer. Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-salâtü ve’s-selâm):

Vitir namazını yatsı namazı ile tan yerinin ağarması arasında kı­lın» [11] buyurmuştur. Ben diyorum ki: Bu, iki İmama göredir İmam Ebü Hanife ise: “Yatsı ile vitir namazlarının va­kitleri aynıdır. Ancak şu var ki; “Vitir namazı yatsı namazından ön­ce kılınamaz” demiştir.[12]

 

Bir Fasıl

 

Sabah namazında ortalığın aydınlanmasını beklemek müstahaptır. Çünkü Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm):

Sabah namazını gün aydınlanınca kılın.” [13] buyurmuştur, İmam-ı Şafiî (Allah rahmet ey­lesin): “Bütün namazları erken kılmak daha sevaplıdır” demiş ise de gerek bu ve gerek daha sonra getireceğimiz hadisler onun bu görüşüne karşı bizim için birer delildir.

Öğle namazını da yazın sıcağında serinliğe bırakmak keza müstahaptır. Zira Enes b. Malik (Radıyallâhü anh)'dan ge­len rivayete göre Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) öğle namazını kış aylarında erken kılar, yaz aylarında ise se­rinliğe bırakırdı. [14]

İkindi namazında da bekleyip güneşin rengi sararmak üzere iken kılmak müstahaptır. Zira ikindi namazı kılındıktan sonra na­maz kılmak mekruh olduğu için ikindi namazı ne kadar geç kılınsa o kadar nafile namazları kılmaya imkân verilmiş olur. Güneşin sararması -sahih olan kavle göre- ona bakan kimsenin gözleri­nin kamaşmayacağı bir duruma gelmesi demektir, ki ikindi nama­zım bu vakte bırakmak mekruhtur. Akşam namazını geç kılmada Yahudilere benzeyiş bulunduğu için (akşam namazım erken kılmak müstahaptır.) Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm):

Benim ümmetim akşam namazını erken, yatsı namazını da geç kıldıkları sürece iyilik içindedirler[15] buyurmuştur.

Yatsı namazını da geceden  üçtebir geçinceye dek geç kılmak müstehabtır. Çünkü hem Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-selâtü ve's-selâm):

Eğer ümmetime zorluk yaratmaktan korkmasaydım, yatsı na­mazını geceden üçte bir geçinceye dek geciktirecektim”. [16] buyur­muş ve hem de yatsı namazının geç kılınması halinde, namazdan sonra oturup konuşmak önlenmiş olur. Bu da iyi bir şeydir. Zira yatsı namazından sonra oturup konuşmaktan nehyedilmiştir. [17] Ki­misi: “Yazın yatsı namazı -cemaatın azalmaması için- erken kı­lınmalıdır.” demiştir. Yatsı namazım gecenin yansına kadar tehir etmek mubahtır. Çünkü tehir etmenin her ne kadar cemaatı azalt­mak gibi bir zararı varsa da, namazdan sonra oturup konuşmayı büsbütün önlediği için kâr ile zaran birbirini karşılar. Bunun için mubah olmuştur. Fakat gecenin yansından sonraya bırakmak mek­ruhtur. Çünkü bunda kâr yoktur, sadece zarar vardır. Zira vakit çok ilerlediği için kimsenin namazdan sonra artık oturup konuşma­sı söz konusu değildir. Üstelik cemaatın azalmasına da yüzdeyüz se­bep olur. Gece namazını kılmaya alışkın kimseler için vitir namazını gecenin sonuna bırakmak müstahaptır.

Uyanacağından emin olmayan kimse ise, yatmadan kılmalıdır. Zira Peygamber Efendimiz (Aley's-selâtü ve's-selâm):

Gecenin sonunda kalkamayacağından korkan kimse vitir na­mazım gecenin başında kılsın. Gecenin sonunda kalkacağını uman kimse ise, vitirini gecenin sonuna bıraksın[18] buyurmuştur.

Havanın kapalı olduğu günlerde sabah, öğle ve akşam namaz­larını tehir etmek, ikindi ile yatsı namazlarını ise erken kılmak müs­tahaptır. Çünkü hava yağışlı olduğu için, yatsı namazının geç kı­lınması halinde cemaat azalabilir. İkindi namazının geç kılınmasın­da da namazın mekruh olan vakitte kılınma şüphesi vardır. Sabah namazının ise, vakti uzun olduğu için onu geç kılmada bu şüphe yoktur. Hasan İbn-i Ziyad'ın rivayetine göre İmam Ebû Hanife: “Kapalı havalarda bütün namazlar ihtiyaten geç kılınmalıdır. Çünkü vakit çıktıktan sonra kılman namaz, her ne kadar kaza ise de sahihtir. Fakat vakit girmeden kılınan namaz fasittir.[19]

 

Namaz Kılmanın Mekruh Olduğu Vakitler

 

Güneş doğarken, tam tepede iken ve batarken namaz kılmak caiz değildir. Zira Ukbe b.Âmir (Radıyallâhü anhümâ): Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

Güneş do­ğarken yükselinceye kadar, tepede iken sağa doğru kayıncaya ka­dar ve batarken de tam batıncaya kadar olmak üzere- üç vakitte bizi namaz kılmaktan ve ölülerimizi kaldırmaktan nehyederdi” diye söylemiştir. “Ölülerimizi kaldırmaktan bizi nehyederdi[20] sözün­den maksat «Cenaze namazım kılmaktan nehyederdi” demektir. Çün­kü hiç bir vakit ölüleri gömmek mekruh değildir. Bu hadisteki itlak, geçen namazları kaza etmenin ve Mekke'de nafile namazla­rı dahi kılmanın bu vakitlerde mekruh olmadığını diyen Îmam-ı Şafii ile, cuma günleri güneş tepede iken nafile namazı kılma­nın mubah olduğunu söyleyen İmam Ebû Yûsuf'un gö­rüşlerine karşı bir delildir.

Sözü geçen vakitlerde -yukarıda geçen hadise binaen- cena­ze namazını da kılmak caiz değildir. Tilâvet secdesi de namaz ni­teliğinde olduğu için Tilâvet secdesini de yapmak caiz değildir. An­cak aynı günün ikindi namaza güneş batmakta iken kıhnabilir. Çün­kü namazın vücubuna sebeb olan, vakiin halen elde kalan parça­sıdır. Zira eğer vaktin tamamı namazın vücubuna sebeb olursa, va­kit çıktıktan sonra kılınan namazın eda olması ve eğer vakitten ge­çen parça sebeb olursa, vaktin sonunda kılman namazın kaza ol­ması lâzım gelir, öyleyse namazın vücubuna sebep olan, vaktin el­de kalan parçasıdır. Bu ise eksik ve kusurlu bir sebebtir. Kusurlu bir sebebten dolayı vacib olan namaz da kusurlu olarak eda oluna­bilir. Fakat diğer namazlar öyle değildir. Çünkü diğer namazlar ku­surlu sebebten dolayı vacib olmadıktan için kusurlu olarak eda olu­namazlar.

Ben diyorum ki: Cenaze namazıyla tilâvet secdesinin caiz olma­maları mekruh olmaları demektir. Hattâ eğer kişi bu vakitlerde ce­naze namazını kılar veyahut bir secde âyetini okuyup tilâvet sec­desini yaparsa, mekruh bir ibadet yapmış olmakla beraber, kıldı­ğı namaz veyahut ettiği  secde fasit değildir. Zira bu namaz veya secde her ne kadar kusurlu olarak eda edilmişse de, onların vücu­buna sebeb olan cenazenin hazır oluşu veyahut secde âyetinin oku­nuşu da -mekruh vakitte olduğu için- kusurlu birer sebebtir. Sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar ve ikindi na­mazından sonra da güneş batuıcaya kadar nafile namazı kılmak mekruhtur. Çünkü Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bundan nehyetmiştir. [21] Bu iki vakitte kaza veya cenaze na­mazını kumada ve tilavet secdesini yapmada sakınca yoktur. Zira bu iki vakitte namaz kılmanın mekruh olması, bu vakitlerde herhan­gi bir özellik bulunduğu için değil, bu vakitlerin farz namazın va­kitleri olduğu içindir. Bunun için bu vakitlerde farz namazın -ister eda, ister kaza olsun- kılınması ve tilâvet secdesi gibi bizatihi vâcib olan bir dini ödevin yerine getirilmesi mekruh değildir. Fakat -adanmış olan namaz, tavaf namazı ve başlandıktan sonra bozu­lan namaz gibi- herhangi bir sebebten dolayı vacib olan namazla­rı bu vakitlerde kılmak mekruhtur. Çünkü hu namazlar lizatihi va­cib olmayıp adanmış olan namaz, kişinin onu boynuna borç kılmasıyla, tavaf namazı onunla tavaf mühürlensin diye, başlandıktan son­ra bozulan namaz da, eda edilmekte olan ibâdet yanda bırakılma­sın diye vacib olmuştur.

Tan yeri ağardıktan sonra iki rekâttan fazla sünnet kılmak mek­ruhtur. Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Sabah namazında iki rekâttan fazla sünnet kılmamıştır.

Güneş battıktan sonra farzdan önce herhangi bir sünnet kılı­namaz. Zira akşam namazından önce sünnet kılınırsa vakti dar olan akşam namazının farzı gecikmiş olur. Namaz kılmak hutbeyi dinlemeye mâni olduğu için Cuma gü­nü imam hutbe okurken hutbesini bitirinceye kadar namaz kılına­maz. [22]



[1] Nesai, Mevakit 10 24; Muvatta, Vükut 3; Ahmed Müsned'i 3/113, 121.

[2] Müslim, Oruç 41; Nesai, Oruç 30; Ahmed Müsned’i 5, 7, 9, 13, 18, 43.

[3] Buhari, Mevakit 9, 10; Bed’ülhalk 10; Ebû Dâvud, Namaz 4; Tirmizi, Namaz 5; İbn-i Mace, Namaz 4; Darimi, Namaz 14; Muvatta, Vükut 27, 29; Abmed Müsned'i 5/155, 162. 176.

[4] Nesai, Mevakit 11; Ahmed Müsned'i 2/254.

[5] İmam-ı Şafii'nin akşam namazının vakti hakkında iki görüşü daha var­dır. Biline göre -Ki en kuvvetlisi budur ve Ahmed İbn-i Hanbel de buna kaildir- “Akşam namazının vakti kırmızılık batıncaya kadardır”, birine göre de “Güneş battıktan sonra herhangi bir kimsenin ezan okuyup ikamet getirmesi ve beş rekât namaz kılabilmesi kadardır” demiştir

[6] Bu hadis bu lafzı ile gariptir. Ancak aynı mânayı ifade eden hadisin bir başka şekli Müslim s, 223; Ahmed Müsned'i c, 2. s, 213’de kayıtlıdır. Nasb-ürraye c. 1, 3. 232

[7] Darekutni, s, 100

[8] Bu hadis bu lafziyle gariptir. Ancak Ebü Davud s, 62 ve Darekutnı s, 93'te aynı mânada ve fakat başka bir ifadeyle bir hadis kayıtlıdır.

[9] Bu hadis de yine gariptir. Ancak Tahavi Şerh-ül “Asar adlı kitabında Butun hadislerden yatsı namazı vaktinin sonu tan yerinin sarmasıdır diye anlaşılmaktadır” demiştir.

[10] Îmam-ı Şafii'nin böyle bir görüşte olduğuna rastlanamamıştır. Fıkhı Şafii kitaplarında açık olarak yanlı bulunduğuna göre îmam-ı Şafii de yatsı na­mazı vaktinin tan yeri ağarmasıyla son bulduğu görüşündedir. Ahmed Meylanî.

[11] Tirmizi, Vitir 1; İbn-i Mâce, İkame 114.

[12] Şeyhü'l-Îslâm Burhanüddîn Ebu'l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî, Hidaye Tercümesi, Kahraman Yayınları: 1/83-86.

[13] Tirmizi, Namaz 3; Nesai, Mevakit 27; Darimi Namaz 21.

[14] Buhari, Mevakit 12.

[15] Bu lafızla gariptir. Ancak Ebû Davud (Akşam Namazının Vakti) bâ­tında kayıtlı bulunan bir hadis aynı mânayı vermekledir. Nasb-ürraye c. 1, s. 246

[16] Tirmizi, Taharet 18;  Namaz 10; Nesai,  Taharet 6; Mevakit 20.

[17] Ebû Davud, Edeb c. 2, s. 318.

[18] Müslim, Müsafirin 162, 163; Tirmizi, Vitir 3; İbn-i Mace, îkame 121.

[19] Şeyhü'l-Îslâm Burhanüddîn Ebu'l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî, Hidaye Tercümesi, Kahraman Yayınları: 1/86-88.

[20] Ebû Davud, Güneş Doğarken ve Batarken ölülerin Defni c. 2, s. 96

[21] Ahmet Müsned-i 1/19, 2/42, 3/95, Buhari, Mevakit 31; Nesai, Mevakit 6; Îbn-i Mace, İkame 148.

[22] Şeyhü'l-Îslâm Burhanüddîn Ebu'l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî, Hidaye Tercümesi, Kahraman Yayınları: 1/88-90.


Son Güncelleme : 14.02.2010 - 21:16

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Derlemeye Ekle
Yazdır
E-mail olarak gönder
Benzer Konular

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayıtlı üyeler bir konuyu yorumlayabilir. Lütfen üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.6 © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
Sonraki >
Kapa