|
"Veli" lûgatta; sahib, ve düşmanın hilâfı'dır. Örfen "Veli"; Allahu Teala'yı bilen (Mü'min) kimsedir. Malûm olduğu üzere; mükellef hür kadının nikâhı velisiz münakid olur. Ancak küçük çocukların, akli melekelerinde zaaf bulunan kimselerin ve kölelerin nikâhlarının sıhhati için velinin izni şarttır. Zira bunlarda "Aciz" olma durumu sözkonusudur. Lehlerindeki ve aleylerindeki durumları kat'i olarak kavrayamazlar. Şu dört sebeple, velâyet hakkı sabit olur: 1) Karabet (Akrabalık), 2) Velâet (Efendilik), 3) İmamet (Ulû'l Emir ve O'nun naibi olmak), 4) Malikiyet (Sahibi bulunmak)" hükmünde ittifak etmiştir. Velâyet; başkası üzerinde ister-istemez sözünü geçirmektir. Bu söz, velâyet'in fıkhi tarifidir. Velinin izni, nikâhın sıhhatinin şartı değildir. Kendi malında tasarruf eden herkes, nefsinde de tasarruf eder. Malında tasarruf edemeyen (Küçük çocuk, köle ve mecnun gibi) nefsinde de tasarruf edemez. Kâfir olan babanın; müslüman olan kızının üzerinde "Velâyet" hakkı yoktur. Fasık üzerinde ise ihtilaf mevcuttur. Eğer kızını mehr-i misil'den az bir mehirle ve dengi olmayan bir kimse ile evlendirmeye kalkarsa, kadı (şer'i şerifle hükmeden hakim) fasık olan babaya mani olur. Dengi ile evlendirirse ve mehr-i misil hususunda hassasiyet gösterirse, maslahat gereği "Velâyet" geçerli olur. Nikâhta dikkat edilecek hususlardan birisi de "Kefaet"tir. Kefaet; "Denk olmak" manasınadır. Burada murad, hususi bir denkliktir. Yahud kadının (Evleneceği erkekten) daha aşağı olmasıdır. Kefaet (denklik) nikâhın geçerli veya sahih olması için, nikâhın başında erkek tarafından muteberdir. Çünkü şerefli bir kadın, alçak bir adama kadınlık etmekten çekinir. Onun için kadın tarafından kefaet itibara alınmaz. Zira kadını alan kocasıdır. Kadının aşağılığı onu rencide etmez. Erkeğin; Neseb yönünden, İslâmiyet noktasından, "Hürriyet" açısından, Mal'a sahib olma durumundan, hırfet (sanat, ticaret, ziraat ve bunun gibi sahalarda kabiliyet) noktasından ve diyanet'en evleneceği kadından aşağı olmaması gerekir. Esasen bu sahalarda; kadın erkekten üstün olursa, aile saadetinin temini güç olur!.. Kefaet; nikâh kıyılmadan önce erkekte aranır. Nikâh kıyıldıktan sonra; kefaet üzerinde durulmaz. Şurası muhakkaktır ki; ilim ve salih amelle kazanılmış olan asalet önemlidir. Mü'min ve muttaki bir kız; fasık olan bir erkeğin dengi değildir. Fasık olan bir erkek, saliha olan bir kadına kefaet noktasından eşit (denk) değildir. Bir kimse küçük yaştaki kızını, içki içen veya başka kötü itiyatları olan bir şahsa -iyi kimsedir veya içki içmez zannıyla- nikâhlasa, sonra da onun bu hallerini öğrense, kız da baliğa olunca: "Ben bu nikâha razı değilim" dese; koca tarafının çoğunluğu salih kimseler olsa dahi, yine de bu nikâh batıldır. Haseb, bir kimsenin babalarının öğülecek hallarini saymasıdır. Yani kadının babaları ve dedeleri şeref, diyanet ve cömertlik hususunda damadınınkinden aşağı olması müstehabtır. Mevkii, yükseklik ve malda aşağı olunursa, kadın kocasına itaat eder, onu küçümsemez. Aksi takdirde kendini ondan yüksek görür. Kadınlardan dünürlüğü ve mesarifi en sade olanını seçer. Evlenmemiş almak daha iyidir. Hür kadın almaya kudreti varken, cariyeyle evlenmemeli, kadın da; dindar, ahlâklı, cömert ve zengin erkeği seçmeli, fasıkla evlenmemelidir. Bir adam genç kızını ihtiyar birine ve çirkine vermemeli, onu dengiyle evlendirmelidir. Denkten murad, takva sahibi olan her müslümandır. Erkekler rağbet göstersin diye, kızları, zinetlerle kıymetli elbiselerle süslemek sünnettir. Başkasının dünür yolladığı kız istenmez. Çünkü bu cefa ve hıyanettir. |
|
|
Bu kategori şuan boş |
|
|
|