| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 28.07.2007 - 21:19
|
Okunma Sayısı : 1194 |
Ramazan-ı Şerifte tutulan oruçların dışındakilerde keffaret yoktur. Hem kaza hem keffarettin gerekmesi için bazı şartlar vardır. 1) Kasden orucu bozmuş olmak şarttır. Oruçlu kimse hata yolu ile iftar ederse, keffaret gerekmez, ancak kaza gerekir. Meselâ: Abdest alırken ağızına su verdiği anda, elinde olmayarak boğazına suyun kaçması gibi!.. bu durumda kasden bozmak sözkonusu değildir. Ancak gününe gün kaza eder. 2) Kendi iradesi ile bozmalı, zorlama neticesinde bozmuş olmamalıdır. 3) Oruca başladıktan sonra hastalanmaması veya sefere çıkmaması esastır. Eğer hastalanır veya sefere çıkarak bozarsa, keffaret gerekmez. 4) Mükellef Ramazan-ı Şerif orucunu tutarken geceden niyyet etmiş olmalıdır. 5) Orucu bozarken, tabi gıdalardan veya gıda yerine geçebilecek yiyecek ve içeceklerden faydalanmış olmalıdır. Meselâ: Çakıl taşını veya demir parçasını yutan kimsenin orucu bozulur. Ancak keffaret gerekmez. Zira bunlar gıda maddeleri olmadığı gibi, gıda yerine geçecek maddeler de değildir ki bunlara iştah kabarmaz. Her ikisi de oruçlu iken kocası, kadını cimaya zorlayabilir. Bu durumda Kadının orucu sahihtir ona kefaret gerekmez. Ama kocasına cima kefareti gerekir. Bu kefaret ise; bir köle azat etmektir. Bulamazsa iki ay peşpeşe oruç tutmak, buna da güç yetiremezse altmış miskini doyurmaktır. Ayrıca o günün orucunu kaza da etmesi gerekir. Şifa olacağı gerekçesi ile harhangi bir ilâcı kullanmak; asma yaprağı veya taze ağaç yaprağını yemek; yenilen cinsten otları, ilâç veya gıda niyyetiyle kullanmak. Bütün bunlar vücûda dahil olduğu anda oruç bozulur, hem kaza hem keffaret gerekir.
Son Güncelleme : 28.07.2007 - 21:19
|