| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 01.11.2007 - 05:51
|
Okunma Sayısı : 662 |
Bir insana oruç'un farz olması için üç şart vardır:
1) İslâm (yani o insan müslüman olmalıdır. Çünkü tevhid akidesi olmadan hiçbir ibadet sahih olmaz.)
2) Akıl,
3) Bülûğa ermiş olmak.
Çocuklara
oruç, bülûğa ermedikleri süre içerisinde farz değildir. Ancak onların;
belirli bir yaştan itibaren, bu ibadete teşvik olunmaları çok
önemlidir. Esasen tuttukları oruç da sahihtir.
Bir
mükellefe; oruç'un edâsının farz olması için iki şart vardır:
Birincisi: Sıhhatli olmak, İkincisi: Mûkim olmaktır. Yani seferi halde
bulunmamak!.. Bilindiği gibi ruhsat; kulların özürlerine binaen meşrû
kılınmış olan hükümleri içine alır. Muhakkak ki seferi halde bulunmak
güçlükten hali olmaz. Ancak Ramazan ayında tutulan oruçla; diğer
zamanlarda tutulan oruç bir değildir. Dolayısıyla "Ruhsat-ı Terfih"teki
esas; azimet'le amelin meşrûiyyetini düşürmemesidir. Nitekim bu konu
üzerinde daha önce durmuştuk.
Oruç'un
edâsının sahih olması için iki şart vardır: Birincisi: Niyyet!..
İkincisi: Hayız'dan ve Nifas'tan temiz olmak!.. Niyyet; kalbe ait olan
kat'i bir azimdir. Mükellefin oruç tutacağını kalbi ile bilmesi ve
azmetmesi niyyettir. Bu niyyeti dili ile söylemesi ise sünnet'tir.
Ramazan ayında her günün orucu için ayrı ayrı niyyet etmek esastır.
Zira her günün oruç'u başlı-başına bir ibadettir.
Son Güncelleme : 01.11.2007 - 05:51
|
|
|
Okuyucu yorumları  |
|
Ortalama Üye Değerlendirmesi
(0 Oylama)
|
|
Yorumunuzu ekleyin
|