| Yazan: Prof. Dr. Hayrettin Karaman,
Tarih: 06.12.2007 - 03:56
|
Okunma Sayısı : 562 |
İçlerinde Hurşid Ahmed, Gannûşî, Fethî Yeken gibi ülkemizde de tanınan
kişilerin bulunduğu Arap ve İslam ülkelerinden 170 civarında Müslüman
alim, siyaset ve fikir adamı, İsrail saldırılarına karşı Lübnan ve
Filistin'in yanında olduklarını beyan eden bir bildiri yayınladılar.
İslam ülkeleri yöneticilerinin derin ve üzücü sessizliği, hatta
bazılarının cılız da olsa, Hizbullah karşısında İsrail'den yana tavır
almaları Müslümanların kanını dondurmuş idi, bu bildiri ve benzeri
diğer açıklamalar ise yüreklere su serpti. Dikkatlerden kaçmış
olacağını düşündüğüm için bildirinin özünü bozmadan bir özetini sunmayı
gerekli gördüm; çünkü bu bildiri yalnızca gelip geçici bir olay ve onun
tarafları karşısındaki tutumla ilgili olmayıp, İslam'ın ve
Müslümanların ötekine karşı tavır ve tutumları ile bu dünyada
yüklendikleri misyon hakkında da önemli bir belge niteliği taşıyor. Biz
aşağıda ismi geçen İslam Ümmetinin alim, davetçi, düşünür, siyasetçi ve
aydınları olarak Lübnan ve Filistin'de yaşanan olaylarla ilgili olarak
sorumluluğumuzun bir gereği ve tarihe tanıklık etme adına bu bildiriyi
sunuyoruz:
Bizler öncelikle Arap ve İslam halklarımıza,
çeşitli cemiyet ve kuruluşlarımıza, sonra Arap ve İslam ülkelerinin
yöneticilerine, özgür ülke halklarına ve yöneticilerine, en son olarak
da birtakım şeytani emeller uğruna dünyayı yakıp yıkmaktan çekinmeyen
İsrail ve Amerika ile onların işbirlikçilerine ve uşaklarına
sesleniyoruz:
1- Bizler, haksız saldırı ve işgale karşı
direnen Lübnan ve Filistin halkına tam ve mutlak desteğimizi ilan
ediyor ve tüm Müslüman halklarını Lübnan ve Filistinli kardeşlerimizin
yanında olmaya, mümkün olan tüm yolları kullanarak maddi ve manevi
olarak onlara yardım etmeye, destek vermeye ve bu konuda dini ölçüleri
yerine getirmeye çağırıyoruz.
Şu an zulmün, katliamın, sürgün
ve kuşatmanın en merhametsiz türlerine maruz kalan Filistin ve Lübnan
halklarına yardım etmek en öncelikli bir farizadır. Her iki halk da bu
kahramanca direnişiyle aslında dinin ve ümmetin mukaddesatını, kişilik
ve kimliği ile yakın ve çıkarlarını savunmaktadır. Bizler Filistin ve
Lübnanlı kardeşlerimizi selamlıyor, onlara düşman karşısında sabır,
sebat ve zafer diliyoruz. Cenabı Hakkın şu kavlini hatırlatıyoruz:
(Gerektiğinde savaşmayı ve direnmeyi emreden Hacc, 39, Nisa, 104,
Tevbe, 14 âyetleri zikrediliyor.)
2- Bizler ümmetin tüm
kesimlerini, hiçbir istisna yapmaksızın kendisini yok etmek isteyen
düşmana karşı gayretlerini birleştirmeye, saflarını sıklaştırmaya,
ihtilaf ve çekişmeleri bırakmaya çağırıyoruz. Şu an düşman mezhep ve
meşrebine bakmaksızın ümmet olarak hepimizi hedef almış durumdadır.
Irak topraklarında yaşanan kör mezhep çatışmalarını başka alanlara
taşımak caiz değildir. Doğru olan fitneyi çıkış mahalline hapsetmek ve
orada yok etmektir. Halk ve idareciler nezdinde birliği sağlamak
zorundayız. Olayların vahametini kavramalı ve bilinçli olmalıyız. Meşru
tüm vasıtaları kullanarak ümmetin değişik taife ve kesimleri arasındaki
ayrılıkları gidermeye çalışmalıyız. Yüce dinimiz ve ali çıkarlarımız
bize düşmanla çarpışma anında gücümüzü kıracak, düşmanın işini
kolaylaştıracak, durumu aleyhimize çevirecek her tür tefrikayı
yasaklamaktadır. (Burada Müslümanları birliğe çağıran ve tefrikayı
yasaklayan bazı âyetler naklediliyor: Enbiya, 92, Saf, Enfal, 46).
3-
Arap ve İslam ülkelerinin yöneticilerini halkları ve gelecekleri
konusunda Allah'tan korkmaya, Dinleri ve Rableri ile barışmaya,
Allah'tan başka her türlü bağımlılıktan ve tabiiyetten kurtulmaya,
işgalci düşmana güvenmekten kaçınmaya, düşmanın ve şer güçlerin
baskılarına boyun eğmemeye çağırıyoruz:
Hak Teala şöyle
buyurdu: "Allah, yalnız sizinle din uğrunda savaşanları, sizi
yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için yardım edenleri dost
edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır."
(Mümtehine, 9)
"Ey Müslüman ülkelerin liderleri! Ümmetin gücü Rabbine itaatte, dinine
bağlılıkta, düşmana karşı birlik olup tek bir beden hissini
yaşamaktadır. Haçlı Siyonist tufanın zararlarından ancak Allah'ın ipine
sarılarak ve ümmetin birliğini temin ederek korunabiliriz. Bu tufan
önlenemez ise zararını hepimiz çekeriz fakat bu durumda hükümetlerin
zararı, halkın zararından daha büyük olur...
"Bizler
sizlerden İsrail ile yaptığınız gizli açık tüm siyasal ve ekonomik
ilişkileri kesmenizi ve bizlere ölüm, yıkım, zillet ve tefrikadan başka
hiçbir şey getirmeyen 'Barış Evhamları'ndan vazgeçmenizi istiyoruz.
"Aynı
şekilde sizleri ulema heyetleri ve fetva komisyonlarının Siyonist
oluşumu tanımanın, Filistin topraklarından bir avucunun bile düşmana
tesliminin ve düşman İsrail ile ilişkileri normalleştirmenin haram
olduğunu bildiren fetvalarına uymaya çağırıyoruz. Biliniz ki gasp/işgal
edilen haklarımızı ancak Cihad ve direniş ile elde edebiliriz. Aynı
şekilde sizleri diğer ülkeler ve özellikle ABD ve BM ile ilişkilerde
başta Filistin davası olmak üzere temel meselelerimizin gerekleri
doğrultusunda hareket etmeye davet ediyoruz.
"Ayan beyan
ortadadır ki, İsrail varlığını ve zulmünü ancak ABD'nin ve onun
kontrolündeki BM'nin mutlak desteği ile sürdürmektedir. İsrail'in
yaptığı her şeyden aynı şekilde ABD de sorumludur.
"4-Beşer
olarak aynı geminin içinde bulunduğumuzun bilinci ile tüm dünya
ülkelerini ve halklarını, İsrail ve ABD'nin bu insanlık dışı
saldırılarını kınamaya ve buna karşı durmaya ve tüm beşeriyetin ortak
geleceğini, dünya barışını tehdit eden bu saldırıların önlenmesinde
bizlere yardımcı olmaya davet ediyoruz. Bu iki devletin yönetiminde
diğer tüm din, inanç ve milletlere düşmanlık güden son derece aşırı
gruplar bulunmaktadır. Şundan eminiz ki bu aşırı grupların önüne
geçilmediği takdirde tüm yeryüzü kan ve gözyaşına bulanacaktır.
Bilinmeli ki dünya bugün Hülagü ve Hitler'den daha beter saldırganlarla
karşı karşıyadır.
"Bizler İslam Ümmeti olarak barış ve
dayanışma elimizi, bizlere düşmanlık gütmeyen herkese uzatıyoruz.
Zulmün giderilmesi ve haklarımızın geri alınmasında yanımızda yer
alacak olan halkları hiçbir zaman unutmayacağız. Bunu dinimizin bir
gereği olarak söylüyoruz... ( Mümtehine, 8)
"5- Amerika ve
İsrail'e gelince: Biz onlara Allah'ın zalimlerden intikamının şedid
olduğunu hatırlatıyoruz. Kendilerinden önceki zalimlerden ders ve ibret
alsınlar. Şüphesiz Allah zalimlerden uzak değildir... (Hud, 102)
"Şu
bilinsin ki bizler Allah'ın izniyle halkımıza, değerlerimize ve
dinimize yönelen her tür saldırıyı püskürtmeye ve zulmü gidermeye güç
sahibiyiz... Zulüm geceleri ne kadar uzun sürerse sürsün elbette zafer
şafakları gelecektir... (Bakara, 214).
"Bizden zorla
gasbettiklerinizi/işgal ettiklerinizi elinizde tutamayacaksınız. Zaman
ne kadar uzarsa uzasın, bu hal devam etmeyecek ve ümmet haklarına sahip
çıkacaktır. Geçmişte ve yakın zamanda yaşanan Haçlı Seferleri ve sömürü
hareketlerini ve Filistin direnişimizi hatırlayın. Allah'ın izniyle
ümmet haklarına sahip çıkacak ve zulmü bitirecektir... (Araf, 128)
"Bizler
savaş, fitne ve ırkçılık çığırtkanlığı yapmayız fakat bununla beraber
zulme teslimiyet ve zilleti de asla kabul edemeyiz.
"Buradan
yeryüzündeki akıl sahibi Yahudiler ile özgür ve akıllı Amerikan
vatandaşlarına da sesleniyoruz: Sapkın dini hurafeler, sömürü ve
siyasal hedefleri uğruna tüm bir beşeriyeti felakete sürükleyen
liderlerinizin önüne geçin! Onlara engel olun! Liderleriniz sizlerin
Müslüman halklarla olan gelecek ilişkilerinizi tahrip ediyor, düşmanlık
tohumları ekiyorlar, gelecek nesiller bu cinayetlere engel olmadığınız
için sizlerden nefret edeceklerdir.
"Bizler özgürlük, adalet ve bağımsızlık davetçileriyiz.
"Bizler iman, güven ve barış davetçileriyiz.
"Bu değerleri benimseyenlere elimizi uzatıyoruz. Fırsat geçmeden önce bu çağrımıza kulak verecek yok mu?!"
Son Güncelleme : 06.12.2007 - 03:56
|
|
|