| Yazan: Prof. Dr. Hayrettin Karaman,
Tarih: 06.12.2007 - 03:50
|
Okunma Sayısı : 419 |
"Bedbaht ona derler ki, elinde cühelânın
Kahrolmak içim kesb-i kemalü hüner eyler"
Evet
bunca okur yazarsınız, Müslümanların dini meselelerini, dinin maksadına
en uygun şekilde halletmek için geceni gündüzünüze katasın, sonra
cahiller çıkar, ileri geri söz eder ve insanı kahrederler. Buna
"haddini bilmezlik" diyelim ve bunu edep kusuruna kaydedelim.
Bir
de ahlak ve dindarlık bakımından kusurlular var; onlar bilmedikleri
konularda konuşmakla yetinmez, "sizin menfaat sağlamak için yanlışa
doğru, harama helal dediğinizi" söyler veya ima ederler. Bunların
hesabını da Allah'a havale etmek en iyisi olsa gerek. Bunlardan
bazıları "Hocam, ümmetin vebali omuzlarınızda" diyorlar da, kendi
yaptıklarının vebalini hiç düşünmüyorlar.
Her ne ise,insanların kafaları karışmasın diye bir daha açıklayalım:
"Bir
oturuşta, içişte, bir defada, bir bardağın etkisi geçmeden diğerini
içmek suretiyle belli bir sürede içilebilecek çok" sıvı insanı sarhoş
ediyorsa bunun azını içmek de caiz değildir. Mesela bir litre bira
içilince, bunu içen sarhoş oluyorsa biranın bir bardağı da içilmez.
(gerçi bu konuda da fıkıhçıların ihtilafı vardır ya buna girmek
gereksizdir ve benim tercihim yukarıda yazdığım gibi, "çoğu sarhoş
edenin azının da haram olduğu" yönündedir.
Ama bizim konumuz
bu değil, bizim konumuz, içilmesi haram olan (şarap gibi) bir şeyin,
içilmesi helal olan (su gibi) bir şeye karıştığı, karıştırıldığı veya
içinde oluştuğu takdirde içmenin helal olup olmadığıdır. Bu konuda
İslam alimlerinin söylediklerinin özeti şudur: Karışan veya helal
nesnenin içinde oluşan (alkol gibi) bir şey az, karıştığı helal nesne
(mesela su) çok ise bakılır; suyun rengi, tadı, kokusu karışan pis ve
haram olan şey gibi olmuş ise bu içilmez, olmamış ise, suda belli
olmuyorsa içilir.
Bu hükmün fıkıh kitaplarındaki ifadesine
örnek olmak üzere önceki yazımda İbn Âbidîn'den nakilde bulunmuştum.
Şimdi de yine Hanefî fıkhı kaynaklarından Bedâyiu's-sanâyi' simli
kitaptan alıntı yapacağım:
"Su akıcı (akan) su ise içine
düşen pis/içilmesi haram nesnenin rengi, kokusu, tadı belli olacak
kadar çok karışma olmadıkça akar su pis ve haram olmaz. Bir kimse bir
testi/kırba şarabı Fırat'a dökse, bir başkası da onun alt tarafında
(suyun aktığı yönde yakın bir yerde) abdest alıyor olsa, suyun rengi,
tadı ve kokusu değişmedikçe abdesti sahih olur (su pis ve haram
olmaz)... Eğer haram ve pis olan şeyin karıştığı sıvı akar değil de bir
kabın veya yerin içinde durgun/durmakta ise bu takdirde karışan az,
karıştığı sıvı çok ise yine karışım haram ve pis olmaz. Burada çok
suyun miktarı konusunda müctehidlerin farklı ictihadları/takdirleri
vardır. İmam Malik'e "renk, tad ve koku" değişmedikçe karışımda su
(temiz olan) çok sayılır. Şâfiî'ye göre temiz olanın iki kulle
(yaklaşık 200 litre) olması gerekir, Hanefîlere göre ise karışan haram
nesne, temiz olanın her tarafına ulaşıyor ise bu temiz (su) az sayılır,
ulaşmıyorsa çok sayılır. (Hanefiler, bu her tarafa ulaşmanın
gerçekleşmesi için temizin ölçüsü üzerinde farklı açıklamalar
yapmışlardır.)...(Beyrut, 1997 baskısı, C. I, s. 402-405).
Kefir,
boza, gazoz ve kolalarda, çoğunun içilmesi durumunda sarhoş etme
özelliği/etkisi yoktur. Bunlarda temiz olan su çok, içinde oluşan veya
aromasını eritmek için kullanılan etil alkol azdır, bunların içinde
alkolün rengi, tadı ve kokusu yoktur. Bunlara haram diyenler helal olan
bir şeye haram demiş olurlar ki, bunun da büyük sorumluluğu vardır.
Son Güncelleme : 06.12.2007 - 03:50
|
|
|