| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 30.07.2007 - 04:01
|
Okunma Sayısı : 1698 |
Altın, gümüş, buğday, arpa, hurma ve tuzun bazı satış şekilleri faizli işlem sayılrak yasaklanmıştır. Bu yasaklar, ödüncü satış gibi gösterip faiz yasağını aşmaya engel olmaktadır. Bazıları bu hususu faizli ödünç kapsamında değil de alım satım kapsamında değerlendirenlerin ilk tepkisi şu olur: İnsanlar, altına karşılık altın, gümüşe karşılık gümüş, buğdaya karşılık buğday alma ihtiyacını neden duysunlar? O mallar kendilerinde varsa, onları neden misliyle değiştirsinler? Kimsenin yapmayacağı bir işlem, niçin faize sebep olsun? Ama hadis, faizli ödünç kapsamında değerlendirilirse bu tepkilere mahal kalmaz. Zira bu altı mal, en çok ödünç verilen mallardandır. Faizli ödünç, alım satım şeklinde de verilebilir. 11 altın almak üzere 10 altın ödünç verme yerine 10 altını, vadeli 11 altına karşılık satmak da mümkündür. Bunlardan birine faizli işlem, diğerine satış denirse alım satımla faiz karıştırılmış olur. Nitekim“Alım satım tıpkı faizli işlem gibidir” diyenler bu karıştırmayı yaparak şöyle söylerlerdi: “Bir malı 10’a alıp 11’e satmak helâlsa, 10 altını 11 altına satmak da helâl olmalıdır. Bu iki işlem arasında mantıki bir fark yoktur" Alım satımda bedeller az çok farklı olur. Bu fark sebebiyle bir kişi, diğerinin elinde olana sahip olma ihtiyacı duyar. Ama borçlar dengi ile ödenir. Alım satım esasen peşin yapılır ama ödüncün peşini olmaz. Alım satım şekli verilmiş ödüncün de peşini olmaz. Hiç kimse 10 adet Reşat altınına karşılık 10 adet Reşat altınını peşin olarak vermez. Çünkü bu, onun ihtiyacını karşılamaz. Onun ihtiyacı, 10 adet Reşat altınını belli bir süre kullanmaktır. Alım satım helâl, faizli işlem haram olunca faizli ödünce alım satım görüntüsü vermenin bir kafa karışıklığı meydana getireceği kesindir. İşte o altı madde ile ilgili yasaklar bu karışıklığı önlemektedir. Altın verip altın bilezik almak gerçek bir alış veriştir. Buğday ununa ihtiyacı olanın onu buğday vererek alması, deniz tuzuna ihtiyacı olanın da onu kaya tuzu vererek alması gerçek bir alış veriştir. Fakat o altı mal, en çok ödünç verilen mallardan olduğu için bunların değişiminde yeterli tedbir alınmazsa alım satım adı altında faizli ödünç işlemine engel olunamaz. İslam, ona açılan yolları tümüyle kapamıştır. Şimdi kapanan faiz kapılarını tek tek görmeye çalışalım. 1- Altı malı kendi cinsiyle peşin değişme, altın, gümüş, buğday, arpa, tuz ve hurmayı kendi cinsiyle değiştirirken değişimin peşin olması şarttır. Ödünç verilebilen bu malları kendi cinsiyle peşin değiştirme şartı, faize açılabilecek bir kapıyı kapamıştır. Buna göre altın bileziğe ihtiyacı olan onu altınla, gümüş kemere ihtiyacı olan da onu gümüşle alacaksa bedellerin elden ele peşin değiştirilmesi gerekir. Bu yasak 10 altını, vadeli 11 altına satmayı, faizli işlem kapsamına sokmuştur. Bu çok önemlidir; çünkü o, satış sayılırsa, o zaman faizli ödünçler satış şeklinde verilmeye başlanır. 100 lira, vadeli 110 liraya karşılık satılır ve faiz yerine bir ticari işlem yapılmış olurdu. 2- Altı malı kendi cinsiyle eşit miktarlarda değişme, bu altı malı kendi cinsiyle değiştirirken miktarların eşit olması şart koşulmuştur. Buna göre 10 adet Reşat altını verip peşin 11 adet Reşat altını almak da faizli işlem olur. Faizcinin asıl arzusu, verdiği 10 altına karşılık 11 altın alacaklı duruma gelmektir. Bu işlemi meşru yoldan yapabilirse onu borca çevirmek zor olmaz. Meselâ önce 11 altın ödünç verir, bunun için gerekli teminatları alır, sonra bir başka 10 altını verip borçludaki 11 altını satın alır. Bu iki işlem sonunda o, 10 altın vermiş, 11 altın alacaklı duruma geçmiş olur. İstenmeyen bir durumun doğmaması için bu işlem ya evrak üzerinde yapılır, ya da faizcinin güvendiği bir kişi, borçluya vekil olup işlemleri yürütürdü. Bunun kurumları da oluşurdu. Ama bu malların kendi cinsleriyle değiştirilmesi halinde bedellerin eşit miktarlarda olması şartı bu kapıyı kapamıştır. Nitekim eskiden, ödünç işlemlerinde alacaklıya yasal bir menfaat sağlamak için muamele-i şer'iyye adı verilen göstermelik bir satış yapılırdı. Mesela ödünç alacak taraf bir malını, ödünç verecek kişinin önüne koyar ve "Bunu sana 10 altına sattım." der, o da onu satın ve teslim alır ve parayı öderdi. Sonra ona; "Bu malı, bedelini bir yıl sonra ödemem şartıyla bana 11 altına sat." der, o da satardı. Böylece o, alım satım görüntüsü altında, 10 altına karşılık bir yıl vadeli 11 altın borçlanmış olurdu. Bunun bir çok usulü vardı. Osmanlı döneminde kurulan bankalardan Emniyet Sandığı'nda bir cep saati varmış. Kredi alanların ödeyecekleri faizi yasallaştırmak için her gün defalarca satılır, Sandığ'a hibe edilirmiş. Eğer yukarıdaki yasak olmasaydı bu defa cep saati yerine bankada bir görevli bulundurulur, bu görevli kredi alacak kişi adına daha önce belirtilen işlemleri tamamlayıp onu 11 altın borçlandırdıktan sonra 10 altın verirdi. 3- Ödünç verilebilen yakın cinsleri peşin değişme Altın ile gümüş ve buğday ile arpa birbirlerinin yerine konabilirler. Bunların fiyatları arasında uzun süre büyük değişiklik göstermeyen oranlar bulunur. Bu malların birbiri ile değişiminde peşinlik şartının olması, faize açılabilecek bir kapıyı daha kapamıştır. Meselâ 1 dinar 10 dirhem değerinde olursa, 1000 dirhem 100 dinar değerinde olur. Bunları veresiye değiştirmek yasak olmazsa, faizci elindeki 1000 dirhemi bir yıl sonra ödenecek 120 dinara karşılık satıp alım satım perdesi altında %20 faizli ödünç işlemi yapabilir. İşte hadisler bunu satış değil, faizli işlem saydığı için bu kapı da kapanmıştır. Buna göre Türk lirası verip karşılığında vadeli döviz alınamaz. Meselâ 1000 Amerikan dolarının bugünki değeri kadar Türk lirası verip bir yıl sonra ödemek üzere 1200 Amerikan doları alınamaz. Çünkü bunlar birbirlerinin yerine geçebilen şeylerdir. Bu ancak faizdir. 4- Farklı paraları günün fiyatı (günlük kur) üzerinden değişme Altın ile gümüşü değişirken o günün fiyatıyla değişmek gerekir. Eğer böyle olmasaydı faiz yasağı yine delinebilirdi. Meselâ 1 dinar, 10 dirhem değerinde iken faizci önce 11 dinar ödünç verir, gerekli teminatları alır, sonra da elindeki 100 dirhemi, borçludaki 11 dinara karşılık satardı. Bu iki işlem sonunda o, alım satım görüntüsü altında %10 faizli ödünç vermiş olurdu. Bunun yasal kurumları da oluşturulabilirdi. Ama bedelleri günün fiyatı ile değiştirme şartı bu kapıyı kapamıştır. Böylece hadisler, alım satım adı altında faizli ödünce açılan tüm kapıları kapamış olmaktadır. Bu Ahkam İle Doğan Bazı Sıkıntılarla Alakalı Bir Fasıl İslamın bu ahkamı, alım satım görüntüsü altında faizli ödünce açılabilecek kapıları kaparken bazı sıkıntıların doğmasına da sebep olmuştur. Mesela kuyumcular, hurda veya has altın verip altın bilezik alma işini ancak bedellerin aynı ağırlıkta ve peşin olması şartıyla yapabilirler. Bunu kimse yapamayacağından bir sıkıntı doğacaktır. Ama bilezikler bir başka değerle, mesela kağıt para ile alınabileceği için işlerini yürütebileceklerdir. Hadislerle konan yasaklar bazı sıkıntılar doğurmakla beraber faiz kapısını sıkı sıkıya kapama gibi önemli bir menfaati de sağlamış olmaktadır. Sağlanan menfaat, verilen sıkıntıdan fazladır. "Def'-i mefâsid ise celb-i menâfi'den evlâdır." Yani zararlı şeyleri gidermek faydalı şeyleri elde etmeye tercih edilir.
Son Güncelleme : 30.07.2007 - 04:01
|