Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

Bankalar ve Finans Kurumları E-Posta
 

Yazan: Mustafa Refik, Tarih: 30.07.2007 - 04:17

Okunma Sayısı : 1715


Banka, İtalyanca "banca" kelimesin­den alınmıştır. Para bozma gişesi, para bozma yeri an­lamına gelir. İslâm ülkesinde ilk banka, 1845 yı­lında İstanbul'da, İstanbul Bankası adıyla kurulmuş ve bir çok Batılı kurum gibi gün geç­tikçe yaygınlaşmıştır.

Bankalar, çeşitli yollarla elde ettikleri mevduatı, bazı kişi ve kuruluşlara kredi şeklinde tahsis eden; sermaye, para ve kredi ile ilgili her türlü işlemi yapan mali aracılardır. Çalışmalarında iki temel hedefleri vardır:

1- Bankacılık hizmetleriyle gelir ve itibarla­rını artırmak.

2 - Faizli işlemler yapmak

Bankacılık hizmetleri; havâle, çek kullandırma, kredi mek­tubu ve kredi kartı verme, mevduat kabulü, senet tahsili, is­konto ve reeskont işlemlerini yapma, teminat mektubu verme, emanet kabulü, akreditif açma vs.dir. Bankalar bir de para, al­tın, gümüş ve menkul kıymetlerin alım satımını yaparlar.

Bankacılık hizmetlerinin çoğu, belli bir komisyon karşılığında faizsiz olarak yürütülür. Bunlar, daha sonra anlatılacaktır.

Faizli İşlemlere gelince; Bankanın asıl işi, parası olanlarla paraya ihtiyacı olanlar ara­sına girerek birinden aldığı mevduatı, diğerine faizli kredi olarak tahsis etmektir. Bunun iki ayağı vardır; biri mev­duat, diğeri de kredidir.

Mevduat: Bankanın ödünç olarak topladığı paraya mevduat denir. Mevduat ya vadeli ya vadesiz olur. Vadeli mev­duat faizli, vadesiz mevduat ise faizsiz olur. Bazı ülke­lerde vadesiz mevdu­ata, kanun zoruyla faiz uygulansa da bu, sistemin mantığına uymaz.

Vadesiz mevduat, bankalara önemli imkânlar sağlar. Bu sebeple onlar, vadesiz mevduat toplamak için de çaba sarfederler. Çek, kredi kartı ve kredi mektubu gibi ödeme araçları, daha çok bunun için icad edilmiştir.

Kredi, faizli ödünçtür. Bankalar, top­ladıkları mevduattan kredi verirler. Çünkü mev­duat vadeli ise olağanüstü bir durum olmadan vadesinden önce çekilmez. Vadesiz mevduat her an çeki­lebilir ama onlar, tecrübeleriyle va­desiz mevduatta büyük bir değişiklik olmadı­ğını görmüşlerdir. Çünkü bazı hesap­lar çekilse de açılan yeni hesaplar kayıpları karşılamaktadır. Hal böyle olduğu için bankalar, vadesiz mevduattan da kredi verir­ler. Ama para taleple­rini karşılamak gayesiyle vadesiz mev­duatın belli bir kısmını kasalarında nakit olarak tutarlar. Buna kasa ihtiyatı veya  mun­zam karşılık denir.

Mevduat iki şekilde krediye çevrilebi­lir: Bu ya Nakit kredi ile olur ki Borçluya veya onun talebiyle üçüncü şahsa nakit olarak ödenen kredidir. Ya da Çekle kullandırılan krediyle olur ki; Banka, verdiği krediyi daha çok çekle kullandırmak ister. Bunun için borçlu adına bir vadesiz mevduat hesabı açar, krediyi oraya kay­deder ve borçluya bir çek ko­çanı ve­rir. O da krediyi çekle kul­lanır. Kullanmadığı kısım bankada kalır.

Günümüzde ödemelerin büyük kısmı çekle ve bankalarda açılmış hesaplar arası nakillerle yani havale ile yapılır. Bankadan çıkmayan ve vadesiz mev­duat olarak borçlunun hesabına geçi­ri­len kredi bir başkasına tek­rar kredi ola­rak tahsis edilir ve zincir hal­ka­lar ha­linde uzar gider.

Çek veren gibi, çeki alanın da bir bankada hesabı olabilir. Zaten çek alış verişi çoğunlukla çek kullananlar ara­sında olur. Böyle olunca alacaklı taraf, çeki nakit ola­rak tahsil etme yerine, gö­türüp hesabının bulunduğu bankaya ve­rir. Çünkü çeki böyle tahsil etmenin bazı koyalıkları vardır. Eğer borçlunun hesabı da aynı bankada ise banka, önce çekte yazılı meblağı borçlunun hesabından düşüp alacaklının he­sabına kay­de­der. Bankadan para çıkmadan işlem tamam­lanmış olur.

Hesapların ayrı bankalarda olması halinde de borç ve alacak işlemi yine araya nakit girmeden tamamlanabilir. Çünkü bu bankanın müşterisi nasıl karşı bankanın bir müş­terisine borçlu ise, o bankanın başka müşterisi de bu bankanın bir diğer müşterisine borçlu olabilir. Bu iki veya daha fazla borç karşılıklı takas edilir. Takas işlemle­rinin sonucuna göre bu bankaların birinden diğerine ya hiç para gitmez yada az bir para ile işlem tamamlanır.

Takas iki banka arasında değil, bütün bankalar arasında olur. Birinci banka, ikinci bankadan alacaklı, üçüncü ban­kaya borçlu; ikinci banka da üçüncü bankadan alacaklı ise bankala­rın karşı­lıklı borç ve alacaklarının eşit olması ha­linde hesaplar arasında kaydi ayarlama­lar yoluyla işlem bitirilir. Borç ve alacak­larda bir fazlalık varsa yal­nızca bu fazla­lık için, borçlu bankadan alacaklı ban­kaya nakit akışı olur. Bu işlemler ta­kas (clearing) odası aracı­lığıyla yürütü­lür. 

Özel Finans Kurumu ise, ortaklık siste­miyle fon toplayıp ticarî faaliyetler ve bankacılık hizmetleri yapmak üzere ku­rulmuştur. Bankanın faiz vere­rek topla­dığı parayı o, kâr ve zarara ka­tılma yani mudarebe akdi ile toplar. Finans ku­rumu kredi vermez, fonlarını akıllı ve ile­risini düşünen bir tüccar sıfatıyla kul­lanır.

Bankanın topladığı paraya mevduat, finans kurumunun topladığına da fon adı verilir. Fon, fransızca bir kelime­dir; büyükçe para, sermaye ve belli bir iş için gerektikçe öden­mek üzere ayrılıp işletilen para anlamlarına gelir.

İslâm, faizi kesin olarak yasakladığı için İslâm ekonomi­sinde sermaye, kredi sistemi ile değil ortaklık sistemi ile sağ­lanmıştır.

XVI. asırdan beri Ame­rika ve Afrika kıtasında ve daha başka yer­lerde edine ­geldikleri sömürgelerine 20. asrın başla­rında bir çok zengin İslâm ülkesini de katan Batılılar, sömürge­le­rinden elde et­tikleri gelir­leri bankalarda birleştirmiş ve büyük yatırımlar, yeni kalkınma hamle­leri gerçekleştirmişlerdir. Batılı iktisatçılar, yazdıkları kitaplarda dikkatleri yapılan sömürüden başka yöne çekmeye ve kalkınmalarının, ban­kacılık sistemiyle sıkı ilişkisi olduğunu vurgulamaya özen göster­mişlerdir. Bu ve benzeri görüşler İslâm âleminde batı tesiriyle kurul­muş iktisat fa­kültelerinin ders kitaplarında da yer almıştır.

Onlara göre kalkınmak için sermaye birikimine ihtiyaç var­dır. Sermaye biri­kimi sadece bankalar yoluyla sağlanabi­lir. Bankacılık sistemi de ancak faizle yü­rür. Faiz yasağı, ban­kacı­lığı ve dolayı­sıyla kalkınmayı en­gellemektedir. Varılmak iste­nen sonuç ise faizi yasak­layan İslâmın ihtiyaçlara ce­vap ve­reme­diğidir. Bir çok müslümanın zihni bu ko­nuda hâlâ karışık­tır.

Halbuki, kredi sisteminin karşısında ortaklık sistemi vardır. Bu sistem, faizin doğurduğu sakıncaları ortadan kaldıra­rak sermaye birikimi sağlamaya elverişli ve öteden beri bili­nen ve uygu­lanan bir sistemdir. İslam faizi kabul et­meyince kredi sistemini devre dışı bırakmış­tır. Son iki asırdır, batılıların etki­siyle dik­katler kredi sistemi üzerinde yoğunlaştığı için ortaklık sistemi unutulmaya yüz tutmuştur. Halbuki, bugün yaşanan ekonomik krizlerin, gelir ve servet dağılımındaki uçurumun or­tadan kalkmasında ve bozulmuş dengelerin yeniden kurulma­sında ortaklık sistemi büyük bir rol üstlenebilir. Bu sistemi bü­tün açıklığı ile insanlığa sunmak gerekir.

Batılıların kredi sistemine getirdikleri iki yenilikten söz edi­lebilir. Bunlardan biri, küçük tasarrufları toplayıp büyük serma­yeler oluşturmak için banka kurmuş olmalarıdır. Bankalar bugün, in­sanların günlük işlerinde kullanacakları paralara va­rıncaya kadar bütün parayı ekonominin emrine vermeyi ba­şarmış­lardır. Parayı vucuttaki kana benzetirsek bunun bir yerde birikmeyip dolaşmasının önemi kolayca anlaşılabilir. Kan dola­şımı önemli olduğu gibi kanın kalitesinin bozulma­ması ve mikroplardan arındırıl­mış olması da önemlidir.

Küçük tasarrufları toplayıp büyük sermayeler oluşturma işi  ortaklık sistemi ile de yapılmaktadır. Bu sistemde faiz ol­madığı için faizin sebep olduğu olum­suz­luklar da yoktur.

İkinci yenilik, kaydi para üretim me­kanizmasını kurmaları­dır. Bu mekanizma bü­tün dengeleri bozmuş, çağdaş insanın hayatına en­flas­yonu, gelir dağı­lımındaki adaletsizliği, sosyal sınıfları, te­rörü ve daha bir çok sıkıntıyı yerleştirmiştir. Artık zenginler alabil­diğine büyümüş ve devletlerin yerine geçmeye başlamıştır.


Son Güncelleme : 30.07.2007 - 04:17

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Derlemeye Ekle
Yazdır
E-mail olarak gönder
Benzer Konular

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayıtlı üyeler bir konuyu yorumlayabilir. Lütfen üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.6 © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >
Kapa