Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

Kağıt Paralar E-Posta
 

Yazan: Mustafa Refik, Tarih: 30.07.2007 - 03:59

Okunma Sayısı : 831


Klasik fıkıh kitaplarımız, paranın altından ve gümüşten basıldığı de­virlerde yazılmıştır. O paralar dünyanın her yerinde de­ğerliydi ama kağıt para ancak, siyasi otoritenin kararı ve insan­ların kabulü ile bir değer kazanır. Bunun milli sınırlar dı­şında para olarak kabul edi­lebilmesi, uluslararası ilişkilere, o parayı çıkaran devletin itibarına ve insan­ların bunu ka­bul etme­le­rine bağlıdır.

Borç öderken alınan değerle verilen değer arasındaki denklik, para kullanımına ka­dar üç ölçü birimi ile hesabedilirdi. Bunlar tartı (vezn), ölçek (keyl) ve sayı (adediyat-ı mütekâribe) idi. 100 gr. altın borcu olan, aynı ayarda 100 gr. öde­yince borçtan kurtulurdu. Buğday borçlanan borcunu ölçek ile, yumurta borçlanan da sayı ile öderdi.

İnsanlar, üzerindeki rakama aldanarak kağıt parayı adedî (sayısal) mallardan saymaktadırlar. Ama o, böyle değildir. Adedî mal­lar, yumurta, ceviz ve belli standarttaki fabri­kasyon mallar gibi birimleri arasında önemli değer farkı ol­mayan mal­lardır. Onlar­dan her biri­ gerçek maldır ama kağıt para öyle değildir.

Kağıt para adedî mal olsaydı, bo­yutları aynı olan 1 ABD doları ile 100 ABD dolarının aynı değerde olması gerekirdi. Çünkü iki yumurtadan birine yazılan 100 rakamı, onu diğerinden değerli kılmaz. 100 TL. ile 100 doların aynı de­ğerde olmaması da onların maddesi ve yapısıyla ilgili değil­dir. Bu sebeple kağıt para adedi mal değil, satın alma gücüne göre işlem gören bir maldır. Bugün bütün dünyada kağıt para, altın ve gümüş paralar gibi adedi mal sayılmaktadır. Bu da para ile yapılan işlemlerde büyük haksızlıkların doğmasına sebep olmaktadır.  Bütün hukuk metinleri değiştirilmeli; kağıt paranın, üzerinde yazılı rakama göre değil, temsil ettiği satın alma gücüne göre işlem göreceği hükme bağlanmalıdır. O zaman,  bu yolla yapılan haksızlıklar büyük ölçüde önlenmiş olur.

Faizsiz finansman, ortaklık sisteminin en önemli ku­ra­lıdır. Sermaye birikimi ortaklık yoluyla sağlanır. Finans kurumu, emek-sermaye ortaklığı (mudarebe) ile kü­çük tasarrufları toplayıp ticaret ve sanayide kullanarak elde ettiği gerçek kârı, tasarruf sahibiyle paylaşır. Ban­kacılık hizmetleri de faizsiz olarak yapılır. Faizsiz finans kurum­ları bu konu­da belli bir başarı göstermişler ama beklenen düzeye ulaşamamışlardır.

Günümüzde, tahvil, hazine bonosu ve şirketlerin hisse senetlerinin alınıp satıldığı borsalar kurulmuştur. Gerek borsada satılan menkul kıymetler ve ge­rekse buralara menkul kıymet arzeden kuruluşlar müstakil bir inceleme konu­sudur.


Son Güncelleme : 30.07.2007 - 03:59

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Derlemeye Ekle
Yazdır
E-mail olarak gönder
Benzer Konular

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayıtlı üyeler bir konuyu yorumlayabilir. Lütfen üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.6 © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >
Kapa