| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 01.11.2007 - 06:56
|
Okunma Sayısı : 329 |
Kur'ân-ı
Kerim'de: Âllâh ve O'nun melekleri Peygamber'e hep salât ederler. Ey
mü'minler, siz de Ona salât (ve dua) ediniz ve samimiyetle selam
veriniz" (el-Ahzab, 33/56) buyrulur.
Bu âyeti
kerimeyle, Peygamberimize salât ve selamlarımızla hürmetlerimizi sunmak
farzdır; her müslüman için yerine getirilmesi gerekli bir görevdir. Her
müslüman en kısa şekilde: Âllâhümme salli alâ Muhammed Allâhım
Muhammedi rahmetinle tebrik et ve esen kıl" diye salât getirir.
Rasûlü
Ekrem Efendimiz de, "Yanında benim adım anılıp da bana salât getirmeyen
kişinin burnu sürtünsün, hakarete uğrasın " buyurmuştur (et-Tâc, V,
145).
Namazlarda
oturduğumuz zaman tahiyyâttan sonra okuduğumuz "Allahumma Salli,
Bârik..." duâları da, Hz. Peygambere salât getirmeyi ifâde eder. Hz.
Peygambere salât getirmenin fazileti hakkında Rasûlüllah şöyle
buyurmuştur: Kim bana bir salât getirirse, Allah ona on salât
(mağfiret) eder" (et-Tâc, Vı 145).
Hz.
Peygamber'in ismi her işitildiğinde veya anıldığında salat getirilip
getirilemeyeceği hususunda bazı alimler; bir yerde, Hz. Peygamber'in
adı ne kadar anılırsa anılsın bir defa salât edilmesi yeterlidir
derken, ekser ulema, Hz. Peygamber'in adı her anıldığında salât
getirilmesi gereklidir demiştir. en doğrusu da budur. Nitekim hadis
ilmiyle uğraşanlar, Hz. Peygamberin hadislerini rivayet ederken,
sözleriyle, halleriyle en büyük saygıyı göstermişler; öğretimi
sırasında da Hz. Peygamber'in adı ne kadar çok anılırsa anılsın, her
anıldıkça, "Sallallahü aleyhi ve sellem" diyerek saygılarını
göstermişlerdir (Tecrid-i Sarih Tercümesi, XI,164; Geniş bilgi için bk.
Salvale). Allah en doğrusunu bilendir.
Son Güncelleme : 01.11.2007 - 06:59
|
|
|