| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 15.11.2007 - 17:51
|
Okunma Sayısı : 486 |
İkinci
nevi de edâsının şartlarıdır. Bunların tamamı vücûb şartları ile
birlikte bulunursa, o kimsenin bizzat haccı edâ etmesi vacip olur.
Vücûb şartları tahakkuk eder de bunların bazısı bulunmazsa, bizzat
edâsı değil, yerine bedel göndermesi veya ölürken vasiyyet etmesi lâzım
gelir. Bunlar şu beş şarttır:
1.
Sıhhat: Hacının bedeni sağlam olacaktır. Yani seferde lâzım olan
şeylere mani olacak dertlerden salim bulunacaktır. Binaenaleyh kötürüm,
inmeli ve çok ihtiyar olup vasıta üzerinde kendiliğinden duramıyacak
kimselere körlere (yedek, yardımcı bulunsa bile) ve sultandan korkusu
olanlara bizzat haccetmeleri farz olmaz. Böylelerinin bedel
göndermeleri icabeder ve aczleri devam ederse, bedel onlara kâfidir.
Aczleri kalmazsa, bizzat haccı tekrar ederler. Bu sağlamken hacca kâdir
olmamakla kayıtlıdır. Eğer kudretli olur da, hacca diye yola çıkmadan
aciz kalırsa, boynuna borç olarak kalır ve bedel göndermesi lâzım
gelir. Hacca diye çıkar da yolda ölürse, vasiyyet etmesi vacip olmaz.
Çünkü icaptan sonra gecikmiş değildir. Böyleleri bizzat haccetmeyi göze
alırsa, üzerlerinden borç sakıt olur.
2.
Yol Emniyeti: Haccın edâsının şartlarından birisi de, yol emniyetinin
bulunmasıdır. Yol emniyetinin bulunduğu hususunda, zann-ı gâlibi olan
kimse üzerine hac farz olur. Aksi takdirde farz olmaz. Yağmacılık
olduğu ve eşkiyanın galip geldiği defalarca tecrübe edilmekle, korku
galip görülür veya bir eşkiya taifesinin yolu kestiği, hem kuvvetli
olduğu duyulur da, hacılar onların karşısında kendilerini zayıf
hissederlerse, hac vacip olmaz.
3.
Haccın edâsının şartlarından birise de hapsedilmemiş olmaktır. Hapiste
bulunanlara ve insanları hacca gitmekten meneden bir sultanın (Siyasi
yönetimin) teb'asından olanlara da, haccın edâsı farz değildir. Kezâ bu
gibi kimselerin bedel göndermeleri de farz değildir.
4.
Kendisiyle Mekke arasında üç günlük mesafe bulunan kadının (genç olsun,
ihtiyar olsun) haccı edâ edebilmesi için yanında mahreminin bulunması
şarttır. Üç günlük yol; seferilik hükmünü ortaya çıkarır. Bu ibaredeki
"Koca" veya "Mahrem" tabirleri ile, aşağıda gelecek "iddeti bulunmamak"
kaydı, kadına mahsus iki şarttır. Diğer şartlar erkekle kadın arasında
müşrterektir. Mahrem, akrabalık veya süt yahud damadlık dolayısıyla
kadını edebiyyen nikâhına alamayan erkektir. Yanındaki mahremin, hac
masraflarını kadının bizzat ödemesi gerekmez. Sırf hacc süresince
evlenme hadisesine gelince evlenmekle kadının maksadı hasıl olmuyor.
Çünkü kocası ona malik olduktan sonra, onunla hacca gitmekten
vazgeçebilir. O da (Kadın da) kendisini ondan kurtaramaz. Çok defa da
kocası ona uymaz; böylece ondan zarar görür.
Kadınlar birbirine güvenen bir cemaat halinde olursa, hacca gitmeleri caiz olur. Zira emniyet hasıl olmuştur.
Kadın mahremsiz haccederse kerahetle caiz olur. Bu kerahet tahrimidir.
Kadın
şartları haiz bir mahrem'i olduğu zaman, kocasının izni bulunmasa dahi
hacca gidebilir. Zira kocanın hakkı farzları iskat edemez. Hac ibadeti
ise farzdır. Ancak nafile hac hususunda kocasının izni olmadan, yola
çıkamaz. Zira kocasının nafile hac'tan menetme hakkı mevcuddur.
5.
Kadınlar için haccın edâsının şartlarından birisi de "İddet müddeti
içinde olmaması"dır. Kocası ölmüş veya kocası tarafından boşanmış olan
bir kadına haccın farz olması için; bu kadının iddetinin bitmiş olması
şarttır. Kadın ölüm veya talâk iddeti içinde iken hacca gidemez.
Üçüncü
nevi, edânın sahih olmasının şartlarıdır ki, dokuzdur: İslâm, ihram,
zaman, mekân, temyiz, akıl, özür hali müstesna olmak üzere fiilleri
kendi yapması, cinsi münasabette bulunmaması ve haccı ihrama girdiği
yıl edâ etmesi!..
Dördüncü nevi de; haccın farz namına olmasının şartlarıdır. Bunlar da dokuzdur: İslâm, İslâm'ın ölünceye kadar devamı, akıl,
hürriyet, bülûğ, kudreti varsa bizzat edâ etmesi, nafileye niyyet
etmemiş olması, haccı bozmamak ve başkası namına niyetlenmiş
olmamaktır.
Son Güncelleme : 15.11.2007 - 17:51
|