| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 30.07.2007 - 08:36
|
Okunma Sayısı : 801 |
Bir insan; ya Allahu Teala'ya iman eder ve Allahu Teala'nın indirdiği hükümlere göre hayatını düzenler, ya da Tağut'a teslim olup, O'nun (Tağut'un) heva ve heveslerine göre yaşar. Bu iki halin dışında üçüncü bir hal yoktur. İnsanlar; bu iki hal'den birini hergangi bir baskıya maruz kalmadan seçebilirler.
Bir kimse silah zoru ve baskı ile iman etse, daha sonra bu hali beyan ederek İslâm'dan dönse, Mürted'e tatbik edilen ölüm cezası tatbik edilmez. Zira kılıç zoru sebebiyle "kalbî tasdik" bulunmamıştır.
Yeryüzünde İslâm'ın hakim olması esastır. İslâm'a inanmayanlar; mü'minlerin "Ulû'lemr"i ile "zimmet akdi" yaparak bütün haklarına kavuşurlar. Hatta öyle ki; zimmi'yi (Gayri Müslim'i) şiirle hicvetmek dahi haram olur. Ayrıca zimmet ehli bir kimseyi (Gayr-i Müslim'i) öldüren bir müslüman; kısas edilerek öldürülür. Zîmmilerin herhangi bir musibet anında korunması da şarttır.
Cihad; kâfirlerin şerrini defetmek ve onların mukavemetlerini kırmak için meşru kılınmıştır. Mü'minlere karşı silâh çekmeyen veya bizzat savaşmayan kimseler, harb anında dahi öldürülmez. Dolayısıyla savaşın sebebi mücerred küfür değildir. Kafirlerin fitne ve fesadının ortadan kaldırılması esastır. Günümüzde kitle imhasına dayanan saldırılar bu zaviyeden bir kez daha muhasebe edilmelidir.
Bilerek, kadın ve çocuk olduğunu farkederek, kasden öldürülmemelidir. Müşrikler üzerine gece baskını yapmak ise sünnetle sabittir. Mâdem ki gece baskını ve hücûm sünnetle sabittir; öyle ise hiç kimse çocuk ve kadınların öldürülmeleriyle sonuçlansa bile gece baskını ve hücûm cevazını önleyemez. Hakkında mübahlık bulunan bir hususta, hiç kimsenin kınama yetkisi de olamaz. Ancak kasden ve teammüden kadın ve çocuklar muharib olmadıkları için öldürülmezler. Esâsen kadın ve çocuklar savaşırlarsa, öldürülmeleri caizdir. Zira savaşla birlikte, mü'minlere karşı ma'siyet işleyen "muhârib" durumuna geçmişlerdir.
Son Güncelleme : 19.10.2007 - 06:24
|