| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 31.12.2007 - 06:40
|
Okunma Sayısı : 162 |
Bazen suyun rengi, tadı ve
kokusu değişir ama bununla beraber yine de temiz kalabilir. Böyle bir suyu ibadetlerde
kullanmak sahih olur. Mesela bu suyla abdest alınıp gusül yapılabilir. Ancak bu
suyu kullanmaktan ötürü maddi bir zarar doğmayacaksa kullanılabilir. Sözgelimi
bu suyu kullanmakla kişinin organlarından birinde zarar meydana gelecekse
bununla abdest almak caiz ve helal olmaz. Çöl ve yaban yerinde yaşayanlar,
başka su bulamadıklarında, vasfı değişik olan bu suyu kullanmak mecburiyetinde
kalıyorlar. İslam Dini, zararlarından emin olmaları halinde bu suyu
kullanmalarına müsaade etmiştir. Ki Buhari'nin bu manada rivayet ettiği bir
haber de buna delalet etmektedir. Şöyle ki: Müslümanlar Mekke'den Medine'ye göç
ettiklerinde çokları sıtmaya yakalandılar. Müslümanların o günkü düşünürleri,
“Bathan” denilen bataklığın kurutulması gereğine işaret ettiler. Bataklık
kurutulduktan sonra sıtma hastalığı ortadan kalktı. Bunun üzerine Hz. Aişe (r.a.)
şöyle demişti: “Bathan, değişik bir su akıtıyordu.” Sağlığın muntazam olması
için sıhhi su tesisatlarının çekilmesi, yerlerde ve ovalardaki su birikinti
yerlerini kapatmak gerekir. Zira bu çukurlardaki sular, kirlenip vasıflarını
değiştiriyorlar. Ki bu da zararlı oluyor.
Bu önlemleri almak, İslam
dininin sağlam hedeflerinin gereğidir. İslam dininin ilkeleri, “faydaları temin
edip zararları bertaraf etmek” esasına dayanmaktadır.
Bazı fıkıhçılar, suyu
temizleyici olmaktan çıkarmayan vasıf değişikliğine ilişkin bazı örnekler
vermişlerdir. Ki bunları şöyle sıralayabiliriz:
1. İçine yerleşmiş olduğu
yer veya içinden geçtiği yol dolayısıyla vasıflarının tümünün veya bir kısmının
değişmesi. Birincisine örnek: Göller, eski sarnıçlar ve su birikinti
yerlerindeki sular gibi. İkincisine örnek ise, tuz ve kükürt gibi madenlerin
üzerinden geçip gelen sular gibi.
2. Çok beklemekle suyun
vasfının değişmesi. Matara veya kırba gibi kaplarda uzun müddet beklemekten
ötürü vasfının değişmesi, suyu temizleyici olmaktan çıkarmaz.
3. İçindeki balıkların
doğurmasından veya yosunlardan ötürü vasfının değişmesi halinde su, temizleyici
olmaktan çıkmaz. Yosun içindeyken kaynatılmadıkça veya kaynatıldıktan sonra
içine atılmadıkça suya zarar vermez.
Hanbeli Uleması: Yosun,
suyla birlikte kaynatılsa bile suyun temizleyici olmaktan çıkmayacağını ve
fakat suya zararı olabileceğini söylemişlerdir.
4. Katran, selem ağacı ve
benzeri maddelerle dibağ edilmiş kapların içindeki suların vasıfları değişirse
de, bu sular temizleyici olmaktan çıkmazlar. Dibağ edilmiş bir kırbaya konan su
değişse bile temizleyici olmaktan çıkmaz.
5. Rüzgarların kuyu ve
benzeri gibi, içinde su bulunan yerlere savurdukları tozlar. Saman parçacıkları
ve ağaç yaprakları gibi sakınılması zor olan şeylerden ötürü vasıfları değişen
sular da temizleyici olmaktan
çıkmazlar.
6. Bitişiğinde bulunan
şeylerden öturu vasıfları değişen sular da temizleyici olmaktan çıkmazlar.
Mesela bir leş, su kenarına konulur da onun pis kokusundan dolayı suyun vasfı
değişirse bu, onu temizleyici olmaktan çıkarmaz. Ama bu cahil köylülerin
yapmakta oldukları en çirkin işlerden biridir. Hayvan leşlerini su kıyılarına,
hem de kullanmakta oldukları suyun kıyısına atmakta ve bundan çıkan pis kokular
da etrafa yayılmaktadır. Şeriat sahibi her ne kadar bu sulardan abdest almaya
ve gusül yapmaya müsaade etmişse de, diğer taraftan, kullanılması halinde zarar
doğuracaksa bu suları kullanmayı yasaklamıştır.
Son Güncelleme : 31.12.2007 - 06:40
|