| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 31.12.2007 - 06:38
|
Okunma Sayısı : 1171 |
Suyun kullanılmasının
mekruh olduğu hususlara gelince bu, şu durumlarda olur:
a. Su, şiddetli derecede
sıcak veya soğuk olup ancak bedene zarar vermez ise kullanılması mekruh olur.
Bununla abdest almanın mekruh olmasının sebebi şundan ileri gelmektedir: Bu
suyla abdest alan kişi, sıcaklık veya soğukluğunun meydana getirdiği acı ile
meşgul olduğundan tam bir huşu içinde ibadetini eda edemez. Abdest alırken de
bir an önce, bu suyun meydana getirdiği ızdırabdan kurtulmak için işi aceleye
getirir ve istenilen şekilde abdest alamaz.
b. Su güneşte ısıtılırsa.
Bu suyun abdest veya gusül için kullanılması iki şartla mekruh olur:
1. Güneşte ısıtılan su,
altın ve gümüş dışındaki bakır, kurşun ve benzeri madenlerden yapılan kap
içinde bulunursa kullanılması mekruh olur.
2. Bu işlemin sıcak
ülkelerde yapılması halinde söz konusu suyun kullanılması mekruh olur.
Bu suyun abdest alma,
gusletme, elbise yıkamada kullanılması mekruhtur. Bu suyla yıkanan elbiseyi
ıslak iken bedene değdirmek de mekruhtur. Bazıları bu suyu kullanmanın mekruhluğuna
gerekçe olarak, bedene zarar verici oluşunu ileri sürmüşlerdir. Oysa bu, açıkça
görülmeyen bir sebeptir. Çünkü zarar verici oluşu, kesinlikle ortaya çıkarsa
kullanılması mekruh değil haram olur. Gerçek şu ki: Böyle bir zarar, ancak
suyun içinde bulunduğu kabın paslı olması ve dahili işte kullanılması halinde
açığa çıkabilir. Diğer bazı bilginler de bu suyun mekruh olduğuna gerekçe
olarak, bu suda insanı tiksindirici pis bir kokunun bulunuşunu göstermişlerdir.
Başka su bulunmadığı takdirde bu suyu kullanmak mekruh olmaz. Aksi takdirde
mekruh olur. Kullanılması mekruh olan diğer sular da, kullanılacak başka su
bulunmadığı takdirde mekruh olmaktan çıkarlar.
Şafi Uleması: Güneşte
ısıtılan suyun kullanılmasının mekruh olması için ek olarak bir şart daha ileri
sürmüşlerdir ki buna göre: Suyun üzerinde pis kokulu kir lekelerinin bulunması
gerekir. Bu lekelerin bulunmaması halinde sözkonusu suyu kullanmak mekruh
olmaz.
Hanbeliler ise: Her ne halde
olursa olsun, güneşte ısıtılan suyu kullanmak mekruh olmaz, demişlerdir.
Bu anlatılanlara ek olarak
fukaha, kullanılması mekruh diğer bazı suların daha bulunduğundan
bahsetmişlerdir.
Hanefi Uleması dediler ki:
Mekruh sulara şu suları da ilave etmek gerekir:
1. İçki içenin artığı olan
su. Örneğin bu kişi şarap içtikten sonra su dolu kupayı veya testiyi ağzına
götürüp içerse arta kalan suyla abdest almak mekruh olur. Tabii bunun için
şöyle bir şart da gereklidir: Eğer bu kişi içkinin peşi sıra tükürüğünü yutmak
veya dışarıya atmak suretiyle ağzında götürüp getirdiği andan sonra suyu
içmişse bu su mekruh olur. Ama içkinin geri kalan kısmını da içtikten sonra bir
miktarı ağzında kalır, bunu yutmaz veya tükürerek dışarı atmaz da testideki ya
da kupadaki suyu bunun üzerine içerse arta kalan su necis olur. Kullanılması da
sahih olmaz.
2. Delice ve karga gibi
yırtıcı kuşlarla, hapsedilmemiş tavuk gibi bunların hükmünde olan hayvanların
artık suları da mekruhtur. Hanefiler, bu suyun mekruhluğuna gerekçe olarak bu
hayvanların gagalarına pislik bulaşması ihtimalini göstermişlerdir. Yırtıcı
hayvanların artıkları olan sular böyle olmayıp necistir. Çünkü bu hayvanların
necis olan salyaları, içtikleri suya karışır. Eti yenmeyen bu hayvanların
terlen de artıkları gibi necistir. Mesela sırtlan ve benzeri bir hayvanın teri
bir elbiseye bulaşırsa veya az miktardaki bir suya damlarsa onları necis kılar.
3. Evcil kedilerin
artıkları. Evcil bir kedi az miktardaki bir sudan içerse o suyu kullanmak
mekruh olur. Zira, kedi, pisliklerden uzak durmaz. Artığının necis olmayıp
mekruh oluşu, etinin yenmemesinden ötürüdür. Ki bu hususta Peygamber (s.a.s.)
Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Şüphesiz kedi, necis
değildir. O, etrafınızda dolaşan erkek ve dişi hayvanlardan biridir.”
Bu hadisin açık anlamı, bu
hususta bir ruhsattır.
Katır ve eşeğin
artıklarının temizleyici olması hususu şüphelidir. Temiz oluşunda ise hiçbir
ihtilaf yoktur. Katır veya eşek, az miktardaki bir sudan içerlerse bunların
artıklarının içme ve yıkama gibi adet icabı işlerde kullanılması mekruh
olmaksızın caiz olur. Ama temizleyici olması, yani abdest ve gusül için
elverişliliği konuşuna gelince bu şüphelidir. Başka su bulunmadığı takdirde bu
suyla abdest almak ve gusül yapmak kerahetsiz olarak sahihtir. Başka su
bulunması halinde de yine aynı şekilde kullanılması sahihtir. Ancak ihtiyat
kabilinden başka suyla abdest almalı veya gusül yapılmalıdır.
Maliki Uleması Suları mekruh
kılan sebeplere üç tane daha eklemişlerdir:
1. İçine necaset karışan
suyu kullanmak mekruh olur. Ki bu mekruhluk için de beş şartın tahakkuku
gerekir:
a. Suya karışan necaset,
onun rengini, tadını ve kokusunu değiştirmemiş olmalıdır. Eğer suyun bu üç vasfından
biri değişmiş olursa kullanılması mutlak surette me^uh olur.
b. İçine necaset karışan
su, akar olmamalıdır. Eğer bir necaset akar-suya düşerse o su necis olmaz.
Ancak kullanılması mekruh olur.
c. İçine necaset karışan
su, kuyu suyu gibi artan bir su olmamalıdır. Bu su her ne kadar akar bir su
değilse de, üzerine herhangi bir su eklenmek-sizin kendiliğinden artıp
eksilmesi göz önüne alınarak pislenmez. İçine necaset düşmekle necis olmaz.
d. Suya düşen necasetin
miktarı, orta irilikteki bir yağmur damlası kadar olursa bu su pislenir. Ama
eğer necasetin miktarı bundan az ise zarar vermez. Böyle bir suyu kullanmak
mekruh da olmaz.
e. Bu sayılan durumlarla
mekruh olan sudan başka abdest alacak bir su bulunursa bu suyu kullanmak mekruh
olur. Aksi takdirde mekruh olmaz.
2. Temizleyici bir suyla
yapılması gereken bir işte kullanılan suyu, yeniden kullanmak da mekruhtur.
Mesela bir kişi abdest alırken, organlarından süzülüp damlayan bir suyu bir
yerde biriktirİrse bu suyla yeniden abdest almak mekruh olur. Kullanılan suyun
(ma-i müsta’mel) yeniden kullanılması şu şartlarla mekruh olur:
a. Suyun az olması: Bir
kişi çok miktardaki bir suyla abdest alırsa bu çok su, kullanılmış su hükmüne
girmez. Ve bu suyla abdest almak mekruh olmaz.
b. Kullanılmış sudan başka su
varsa, kullanılmış olanla abdest alınması mekruh olur. Yok, eğer başka su yoksa
kullanılması mekruh olmaz.
c. Bu suyu, farz olan
abdest için kullanmak mekruhtur. Sözgelimi uykudan uyandıktan sonra alınan
abdest gibi mendub bir abdest için kullanmak mekruh değildir. Malikiler,
kullanılmış suyla abdest almanın mekruhluğunu şu sebebe dayandırmışlardır: Bazı
İmamlar, kullanılmış suyla abdest almanın sahih olmadığım söylemişlerdir. Bu
ihtilaftan ötürü Malikiler bunun mekruh olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Yine onların kesin
görüşlerine göre seleften hiç kimse bu suyu ikinci defa kullanmamışlardır. Bu
da sözkonusu suyun mekruhluğu hususunda Malikiler için bir delildir.
3. Defalarca olsa bile
köpeğin, dilini içine soktuğu ve yaladığı su. Köpeğin dilini soktuğu bu su az
ise kullanması mekruh olur.
İçki içmeyi adet edinen
kişinin içtiğinden artakalan su da bu hükme tabidir. Alkolik birinin içtiğinden
artakalan suyla abdest almak şu şartlarla mekruh olur:
a. Bu su az olursa
kullanılması mekruh olur. Yok, eğer çoksa mekruh olmaz. Ki azlıkla çokluğun
izahı ileride gelec ktir.
b. Başka su bulunursa bunu
kullanma mekruh olur.
c. Alkoliğin ağzını veya
başka bir organını bu su ile yıkarken, ağzının veya yıkadığı organın temiz olup
olmadığında tereddüde düşülürse bu suyu kullanmak mekruh olur. Ama eğer pisliği
muhakkak olan bir şey, ağzında vardı da yıkama esnasında o pislik, suyun
vasıflarından birini değiştirdiyse bu suyla abdest alınması sahih olmaz. Çünkü
bu su necis olmuş oluyor. Ama vasıflarından biri değişmemiş ise bu suyla abdest
alınması sadece mekruh olur.
Kuş, tavuk ve yırtıcılar
gibi necasetli şeyleri yemekten sakınmayan hayvanların artık suları da bu
grupta mütalaa edilirler. Bunların artıklarını kullanmak mekruhtur. Ancak kedi
ve fare gibi hayvanların artıklarını, sakınılması zor olduğu gerekçesiyle
kullanmak mekruh değildir.
Şafiiler: Şu
anlatacaklarımızı da kullanılması mekruh sulara eklemişlerdir: Yanında
kendisine bitişik bir maddeden ötürü vasfı değişen bir su. Bitişiğinde bulunan
bu madde ister yağ gibi katı bir madde olsun, İster gül suyu gibi sıvı bir
madde olsun hüküm aynıdır.
Katı yağın yanında bulunan
su, yağ dolayısıyla vasfı değişirse kullanılması mekruh olur. Mekruh olmasının
şartı, vasfı değişen bu sudan su isminin kaldırılmamış olmasıdır. Ama diyelim
ki yanında ve bitişiğinde bulunan yağ dolayısıyla donup akıcılığım kaybederse
veya bitişiğinde bulunan gülsuyu dolayısıyla gül kokusu kendisine galip gelirse
ve böylece su olmaktan çıkarsa zaten abdest veya gusül için kullanılması doğru
olmaz.
Hanbeliler de Yukarıda
sayılan mekruh sulara yedi çeşit suyu daha ilave etmişlerdir:
1. Necasetli olduğu galip
zanla bilinen su. Böyle bir suyu kullanmak mekruhtur.
2. Necis bir yakıtla
ısıtılan su. İster ısıtma esnasında alınsın, ister ısıttıktan sonra alınsın bu
suyu kullanmak da mekruhtur.
3. Mendub abdest alma gibi
vacib olmayan bir işte kullanılmış olan su. Bununla ikinci defa abdest almak
mekruhtur.
4. Sudan elde edilmiş tuzla
vasıflarından biri değişen su.
5.
a.
Gasbedilmiş bir toprakta bulunan kuyudaki su.
b. Başkasının mülkünde
gasben kazılan kuyudaki su.
c. Başkasına zorla bedavaya
kazdırılan kuyunun suyu. Bu kuyulardaki suları kullanmak mekruhtur. Bunlarla
abdest almak ve gusül yapmak sahih değildir.
6. Mezarlıklardaki
kuyuların suyunu kullanmak mekruhtur.
7. Gasbedilmiş bir yakıtla
ısıtılan suyu kullanmak da bu hükme tabidir.
Son Güncelleme : 31.12.2007 - 06:38
|