Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

Haberlerin Mahiyet ve Nevileri E-Posta
Yazar Mustafa Refik   
04 01 2008

Haber kelimesi, muhaddislerce sünnet ve hadis tabirleri­ne müradiftir. Ayni manada müstameldir. Maamafih haberin daha umumi bir mahiyeti vardır. Herhangi bir kimsenin sözüne veya başka­sından nakl ettiği söze, file haber denilir. Alelekser haberler, şu dört kısma ayrılır:

(1) : Doğru olduğu malum olan haberlerdir. Enbiyayı izamın ha­berleri gibi. Bu zevatı ailyenin yalandan beri, ismetle muttasıf oldukları kat'i deliller ile sabittir. Bu haberlerin hükmü, doğruluklarına itikat ile kendilerine imtisalden ibarettir. Nitekim: = pey­gamberin, size geürip haber verdiği şeyleri kabul ediniz, nehy ettiği şey­leri de terk eyleyiniz)  nazmı celili, bu imtisalin lüzumunu natıktır.

(2) : Yalan olduğu malum olan haberlerdir.    Firavnın rübubiyyet iddiası, gibi. Bunun hükmü de butlamna itikad ile kendisini red için li­san ile iştigaldir.

(3) : Yalana da, doğru olmaya da —birisi müreccah olmaksızın-muhtemil  olan haberlerdir.   Fasik   kimselerin haberleri   gibi.   Bunların haberleri,-dinleri ve akılları bakımından sıdka muhtemildir. Dinen mem? nu olan şeyleri irtikab etmeleri bakımından da kizbe muhtemil bulun­maktadır. Binaenaleyh bu gibi haberlerin hükmü tevakkuftur.

(4) : Doğru olması ciheti müreccah olan haberlerdir. Bunlar; akl, islamiyet, adalet ve güzelce zapttan ibaret olan rivayet şartlarım cami olan kimselerin haberleridir. Bunların hükmü, hakkiyetine kati surette itikat etmeksizin kendilerile amel edivermektir. Bütün muamelatta, bü­tün içtimai hayatta bu kabil  haberler ile amel  etmeğe ihtiyaç vardır. Esasen şahadetler de bu kabil haberler cümlesindendir. İşte usuli fıkıh­ta, usuli hadiste bahis mevzuu olan da asıl bu nevi haberlerdir.

Yukarıda bildirilen dördüncü nevi haberlerin üçer tarafı vardır. Her tarafında azimet ve ruhsat hali mevcuttur. Şöyle ki:

(1)   inci taraf;    semadır, yani   : dinlemektir,    okuyup     işitmektir. Bunun azimet haii; haberi, mesela: bir hadisi şerifi ya talib okur, şeyh = üstad = muhaddis dinler, -fukahaca evla olan budur -veya şeyh okur, talib dinler. -Muhaddislerce evla olan da budur —. Gaibin gön­derdiği mektub veya risalet dahi hitab mesabesindedir.

Semanın ruhsat hali de icazettir ve münaveledir.

İcabet, bir muhaddisin. bir zata: «Fülan zatın bana rivayet etmiş olduğu bu kitabı benden rivayet etmek için sana icazet.verdim.» deme­si gibi bir suretle olur.

Münavelede bir muhaddis, şeyhinden dinleyip yazmış oiduğu hadis kitabını bir zatın eline teslim edip: «Bu benim şeyhim felandan dinleyip yazmış olduğum kitaptır, bunu benden rivayet için sana icazet verdim.» demekle vücude gelir.

Kendisine böyle icazet verilen zata «mücazün leh» denir. Bu zat, o kitabın mündericaima vakıf ise bu icazet caiz olur. Ve illa olir.az. İmam Ebu Yusüf'e göre vakıf olması şart değildir. Elverir ki, o kitapta nok­san ve ziyade vücude getirilmemiş olduğuna emin olsun.

(2)      nci taraf; zabttır. Yani haberi güzelce kavrayıp hıfzdır. Bu­nun azimet hali; o haberi başkasına eda, yani:  rivayet edinceye kadar hafızada tutmaktır. Ruhsat hali de yazmak, bir kitaba dere etmek su-retile zapttır ki, bir müddet sonra bu kitaba bakıp bumı hatırlarsa bir hüccet olmuş olur. Artık kendisi bir müetehid ise bununla amel edebi­lir, bir muhaddis ise bunu başkasına rivayette bulunabilir.

Zamanımızda bu kitabet hali, azimet sayılır. Çünkü aradan asırlar geçmiş, hadisler kitaplarda tesbit edilmiş, zamanımıza kadar olan ra-vileri hafızada tutmak adeta muhal olmuştur.

(3)  üncü taraf; edadır, yani: haberi rivayettir. Bunun azimet hali, haberi olduğu gibi ibaresile nakl etmektir. Ruhsat hali de haberi mealen naki etmektir, manasını başka bir ibare ile rivayette bulunmaktır.

Nass, müfesser, muhkem denilen tarzdaki' ibareleri lügate vakıf olan kimselerin mealen nakl etmeleri caizdir. Zahir sayılan ibareleri de fakih olan zatın mealen nakl etmesi caizdir. Çünkü böyle bir ibareden ne kasd edildiğine ancak fakih olan zatlar muttali olabilir. Fakat «cevami-ülkelim» denilen ibarelerin mealen nakli caiz değildir. Zira bunların la­fızları az, manaları çoktur, bunları başka ibareler ile ifade muhal gibi müslümanlıkta zarar ve mukabele bizzarar yoktur)  hadisi şerifi gibi.

Hafi, müşkil, mücmel, müteşabih sayılan ibarelerin manalarını da başka ibareler ile nakl etmek caiz değildir. Velev ki, müctehid olsun.

 
< Önceki   Sonraki >
Kapa