| Kendisinden Haber Verilen Hadiseler |
|
| Yazar Mustafa Refik | |
| 04 01 2008 | |
|
Efradı ümmet tarafından mütevatir ve meşhur tarikile değil,
ahad tarikile rivayet edilen haberler, hadislerin mahalleri, yani: bu
haberlerin mevzuunu teşkil eden hadiseler,
meseleler, ya hukukullahtır veya hukuki ibaddır. Hukukullahtan murad,
ibadetler ile ukubetlerdir. Hukuki ibaddan maksat da bir takım akdler,
muamelelerdir ki, aşağıda beyan olunacağı üzere üç kısma ayrılır.
İtikadiyat, haberi vahidin mahalli olamaz. Çünkü itikadı
meseleler, yakiniyyata istinat eder. Haberi ahad ise zannidir. Binaenaleyh
itikadı hususlar, haberi ahad ile sabit olamaz.
ilahi haklardan ibadetler, haberi vahid ile sabit olur. Şöyle
ki: gerek namaz, oruç, hac, zekat gibi bir ibadeti halise, yani: bizzat maksut
olan bir ibadet ve gerek abdest ve kurban gibi başka bir ibadet ve taat
maksadile matlup olan bir ibadet, rivayet şartlarını cami ve kitaba, sünneti
sabiteye muvafık olan her haberi vahid
ile sabit olur, onunla amel olunur.
Fasİklerin, halleri mestur olanların haberleri ise kabul
olunmaz. Yalnız diyanet hususunda, yani: ibadetlerin muteallaklarında taharri
şartile kabul olunabilir.
Binaenaleyh bir fasik, bir suyun temiz olup olmadığını haber
verse o suyun evsafı araştırılır, haberin doğruluğuna kanaat gelirse onunla
amel olunur, mesela: mevcut suyun temiz olmadığım haber vermiş, başka da su
bulunmamış olunca teyemmüm ile namaz kılmak caiz olur.
Çocukların, ma'tuhlann, gayri müslimlerin haberleri ise ne
ibadet ve ne de diyanet hususunda kabul edilemez. Bunlar da bu hususa dair
ehliyet yoktur, haberlerini kabul için bir zaruret de mevcut değildir.
«İbadetlerin bir kısmında ukubet ve meunet ciheti de vardır. Mesela:
keffareti katilde, keffareti yeminde, keffareti ziharda hem ibadet, hem de
ukubet ciheti vardır. Maamafih bunlarda galip olan ibadet cihetidir. Keffareti
savmde ise ukubet ciheti galiptir. Sadakai fıtır ile öşürde ise hem ibadet, hem
de meunet, yani: fukaranın nafakalarına yardım ciheti vardır ve bunlar da meunet
ciheti, ibadet cihetine galiptir. Bu cihetle de bunlar, çocuklara da,
mecnunlara da vacib olur, yani: onların da mallarından öşür ve —bir kavle
göre-sadakai fıtır icap eder.
İşte bütün bu kabil ibadetlerde haberi vahid ile amel
olunabilir.
Hukuku ilahiyeden olan ukubat} mahzaya gelince bunların haberi
vahid ile sübutünde ihtilaf vardır. Mesela: bir şahsın şarap içtiği veya sirkat
ettiği haberi ahad tarikile haber verilse bu haber, kabul olunabilir mi?. imam
Ebu Yusuf'ten rivayet edildiğine göre bu haber, kabul olunur. Çünkü bunların
beyyine ile, yani: iki kimsenin usulen şahadetüe sabit olacağında icnıa
vardır. Bu beyyine ise haberi ahad-dan başka değildir.
Fakat İmam Kerhiye ve müteehhir alimlere göre mücerred haberi
ahad ile ukubet sabit olmaz. Zira h,aberi ahad, zannidir, bunda şüphe vardır.
Hududı şer'iye adını alan ukubetler ise şüphe ile sakıt olur. Bu hususta
beyyine ile amel olunması kıyasa muhalif olarak: erkeklerinizden iki şahidin şahadetlerini
isteyiniz) nassı celilile sabit bulunmuştur. Böyle kıyasın hilafı üzerine varid
olan bir nass ise mevridine maksurdur, başkasına makisün aleyh olamaz.
Hukuki ;ibadm birinci kısmı, kendisinde ilzamı mahz bulunan
akidlerdir: bey, icare, rida, nikah, mülki yemin bu cümledendir. Bu akidlerde
ilzam vardır. Böyle bir akdin muktezasına riayet lazımdır. Mesela: bir kimse
bir malını satsa artık bundan dönemez, akd lazım ve nafiz olmuş olur.
Bu kısımda haberi ahadm kabulü için velayet, lafzı şahadet ve
mümkün olunca adet şarttır, rivayetlerdeki şartların mevcudiyeti de lazımdır.
Çünkü bu kısımda ilzam bulunduğundan ziyade te'kide ihtiyaç vardır.
Binaenaleyh bir satış muamelesinin vukuunu mahkemede haber verecek
kimselerde hem rivayet şartları aranır, hem de bunların en az iki kişi olup
haberlerini «şahadet ederiz» diye te'kid etmeleri iktiza eder. Böyle olmazsa
haberleri kabul edilmez.
Ancak bazı hadiselerde, mesela: çocuk doğurma hadisesinde müteaddit
kabilelerin bulunması mutad, örfen mümkün olmadığından bunda bir kabilenin
şahadeti de kabul edilir. Mesela: doğan bir çocuğun iki kadından hangisine ait
olduğuna dair bir ebe kadının haberi kabul edilerek o veçhile nesebi sabit
olur.
Hukuki ibadın ikinci kısmı, kendisinde asla ilzam bulunmayan
muamelelerdir. Hediyelere, vedialara yesair emanetlere ve bunlara benzer
hususlara dair olan vekalet ve risalet bu cümledendir. Bunlara ait
haberlerde muhbirin yalnız mümeyyiz olması aranır,
başka şartlar aranmaz. Bu hususta
mümeyyiz olan bir çocuğun, bir memlu-kün,
bir fasikin ve gayri müslimin haberleri kabul edilir. Çünkü bunlarda ilzam
yoktur ve bunlar, içtimai hayatta çokça vaki olan alelade şeyler olduğundan
bunlarda bir takım şartların
aranılması müşkilata sebebiyet
verir.
Binaenaleyh bir mümeyyiz çocuk, bir şeyin bir şahsa hediye veya
vedia olduğunu haber verse o şahsın bu habere mebni bunları kabz etmesi,
bunlarda tasarrufta bulunması caiz olur,
hakkında zaman lazım
gelmez.
Kezalik: bir mümeyyiz çocuk veya fasik, bir şahsa filan'kimse
tarafından şu hususa tevkil edildiğini haber verse o şahıs, bu habere mebni o
hususta vekalette bulunabilir. Bunda da bir ilzam yoktur. Çünkü bir kimse,
başkasının hakkı taalluk etmedikçe vekilini azl edebilir. Vekil de vekaleti
kabule mecbur değildir.
Hukuki ibadın üçüncü kısmı, kendisinden nün vechin ilzam
bulunan, min vechin ilzam bulunmıyan muamelelerdir. Vekili azl, me'zu-nu hacr,
şirketi fesh gibi. Dar-ı harbden henüz dar-ı İslama hicret etmiş bir mühtediye
ibadet ve itaat gibi şer'i vazifelerin vücubu da bu cümledendir.
Bu gibi hususlarda muhbir, fuzuli ise kendisinde hem akl, islam,
adalet, zapt gibi rivayet şartları aranır, hem tie adet veya adalet şart
bulunur. Fuzuli olmayıp vekil veya resul ise kendisinde aded ve adalet aranmaz.
Bunun mümeyyiz olması kafidir.
Mesela : bir zat tarafından bir işe vekil olan şahsın bu vekaletten
azl edildiğini kendisine adil bir kimse veya adil olsun olmasın iki kimse haber
verse artık o şahsm vekaleti nihayet bulur, vekalette devamı caiz olmaz.
Fakat bu haberi veren o zatın vekili veya resulü bulunsa
kendisinde yalnız temyiz aramr, adalet veya adet aranmaz, bunun haberile vekalet
nihayete ermiş olur.
Bu üçüncü kısım, İmamı azama göredir. Bu kısımda min vechin
ilzam bulunduğu için bu, ikinci kısım hükmünde değildir. imameyne göre ise bu
üçüncü kısım da ikinci hükmündedir. Binaenaleyh bu kısımda da mümeyyizin,
fuzuli olsun olmasın yalnız mümeyyiz olması kafidir. Çünkü bu kısmı da muamelattandır,
bunda da bu gibi haberleri kabule ihtiyaç vardır. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|