Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

Mürsel E-Posta
Yazar Mustafa Refik   
04 01 2008

Mürsel, munkati denilen sünnetler, hadisler dört nev'e ay­rılır. Şöyle ki:

(1): Mürseli sahabedir ki, eshabı güzinden bir zatın va­sıtadan bahsetmeyerek doğrudan doğruya Resulü Ekrem'e isnat etmiş olduğu hadistir. Mesela: İbni Abbas Hazretlerinin rivayet ettiği hadis­lerden birçokları bu kabildendir. Bu zat, zamanı nebevide pek genç ol­duğundan kendisinin bizzat femi saadetten dört veya on şu kadar hadis işitmiş olduğu mervidir, mütebaki hadisleri Hazreti Ömer'den, Hazreti Ali'den vesair sahabei güzinden işitmiş olduğu halde bunları: (Kalenne-biyyü sallallahü aleyhi vesellem) diye mürsel olarak rivayet etmiştir.

Sahabei kiramın böyle mürsel olarak naklettikleri hadisler, bilicma muteberdir, makbuldür. Çünkü onların hepsi de uduldür, adaletle, is­tikametle maruftur. Naklettikleri hadisleri Resulü Ekrem'den ya biz­zat veya kendileri gibi adaletle, istikametle muttasif olan diğer bir sa-habi veya müteaddit sahabe vasıtasile telakki etmişlerdir. Artık onların rivayetlerinde şüpheye mahal yoktur. Onları bizzat Resulü Ekrem Haz­retleri tezkiye buyurmuştur.

(2) : İkinci, üçüncü karinelerdeki zevatın irsalidir. Sabinin, ibni Müseyyebin, Hasanı Easrinin vasıta olan sahabiyi, mesela: İmam Aliyi zikretmek sizin doğrudan doğruya (Kale resulullah..) diye rivayet et­mesi gibi.

Bu nevi mürseller, Hanefiye indinde hüccettir. İmam Malikin ve iki rivayetten  birine  göre  Ahmet  ibni Hanbeün  ve  ekseri mütekelliminin mezhepleri de budur. Zahiriyeye ve eimmei hadisden bir cemaate göre böyle mürsei bir hadis asla kabul edilmez. İmam Şafiiye göre de böyle mürsel bir hadis, bir ayet ile veya meşhur bir sünnet ile veya kıyasa mu­vafakatle teeyyüt ederse veya ümmet tarafından telakki bilkabule maz-har bulunmuş olursa veya bu irsale şeyhleri muhtelif iki adi ravi de iş­tirak ederse veya bunun başka bir tarik ile ittisali sabit bulunursa mak­bul olur.

Bu kabil mürselleri kabul eden zevat diyorlar ki: İkinci ve üçüncü karnler = asırlarda adalet, istikamet galiptir. Vasıta bizce meçhul ise de ravice malumdur. Ravi, adi ve istikametle maruf olduğundan sika ol­mayan kimseden hadis rivayet edeceğine ihtimal verilmez. Bu cihetle­dir ki, bu karnlerdeki mürsel hadislerin kabul edilmeleri hakkında ade­ta bir icma vaki olmuş gibidir.

(3) : Üçüncü karnden sonraki asırlardan herhangi birinde adaletle muttasif bir ravinin irsalidir. Bunun makbul olup olmaması hakkında Hanefi imamlarının ihtilafı vardır.  İmam Kerhi,  bunun makbuliyetine kaildir. Çünkü ravi, adi ile maruf olunca itimada layık olmayan bir va­sıta ile hadis nakletmez. Böyle bir zat, vasıtanın halinden gafil sayıla­maz.

İsa ibni Eban gibi bazı zatlar da müteakip asırlarda sui ahlakın şu-yuunu nazara alarak bu'kabil mürsellerin kabulüne taraftar bulunma­mışlardır. Meğer ki, bir takım sikat, ravinin müsnedini rivayet ettikleri gibi mürselini de rivayet ve kabul etmekte bulunmuş olsunlar. Çünkü bu rivayet, onun hakkında bir tadildir ve o mürselin Resulullaha ittisa­line bir şahadettir.

(4) : Min vechin mürsel, min vechin müsnettir.  Mesela:   (La ni-kahe illa biveliyyin = nikah ancak veli vasıtasiyle akdedilebilir)  hadi­si şerifini İsrail ibni Yunus müsnet olarak rivayet etmiş, Şu'be ile Süf-yanı Sevri ise mürsel olarak nakl eylemiştir. Binaenaleyh bu hadisi şe­rif, Hanefiyeee esasen makbuldür.  Şu kadar ki bu, bir haberi ahad-'dir. Akil bir baliğenin nefsini bizzat tezviç edebileceğini ise ayeti kerimesi natıktır. Bu cihetle bu hadisi şerif, daha kuvvet­li bir delile muhalif görüldüğünden bu babda umumi üzere kabul edil­memiştir.

Mürsel hadisleri kabul edenler, bu dördüncü nev'i de kabul etme­mişlerdir. Mürsel hadisleri kabul etmeyenler ise bu nev'in kabul edilip edilemeyeceğinde ihtilaf göstermişlerdir. Bir kısmına göre bu nevi de, makbul değildir. Madem ki, min vechin inkıta vardır. Bu, merviyyün anhi cerhe delalet eder. Min vechin isnat tadildir. Cerh ise tadilden evladır. Diğer bir kısma göre ise min vechin irsal halinde merviyyün anhin hali meskut bırakılmıştır. Min vechin isnat ise merviyyün anhin halini natıktır. Artık sakit, natıka muarız olamaz.

Yaktile muhaddisini  kiram tarafından süneni  nebeviyyc, ahaöisi şerife tamamen zapt edilmiş olduğundan artık öteden beri mu­teber bulunan bir hadis kitabında münderiç, maruf bir hadisi  şerifi   : (Kale  Resulullahi   =   Rcsuluilah demiştir.)   veya      (rüviye   aninnebiyyi ~   peygamberimizden mervidir)   diye rivayet etmek caiz ve makbuldür. Fakat böyle   bir kitapta   yazılı bulunmadığı   halde:   «Resulullah   şöyle buyurmuştur, veya ondan şöyle rivayet olunmuştur»  diye rivayet edi­lecek bir hadis, kabul edilemez ve böyle mazbut olmayan bir hadisi ar­tık asrımızdan zamanı  nebeviye kadar bir  senet ile,  bir an'ane  ile ri­vayet etmeğe de imkan kalmamıştır.

Son Güncelleme ( 04 01 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
Kapa