| Sünnetin Kısımları ve Hükümleri |
|
| Yazar Mustafa Refik | |
| 04 01 2008 | |
|
Sünnetler, ravilerin adetleri, kuvvetleri itibarile müteva-tir.
meşhur, ahad kısımlarına ayrılmıştır. Bu kısımların kuvvetleri, hükümleri
de bizzarure başka başka bulunmuştur.
Mütevatir sünnetler, yalan üzerine ittifakları adeta naza* ran
aklın caiz görmediği bir cemaatin Resulüekrem'den rivayet ettikleri sünnetlerdir.
Mesela: bana yalan yere
bir şeyi isnad eden, ateşten oturacağı yere hazırlansın) hadisi şerifi
müte-vatirdir. Bunu Nebiyyi Zişan'dan büyük bir cemaat işitmiş ve bu, her
asırda binlerce zevat arasında rivayet edilegelmiştir. Binaenaleyh bunun bir
hadisi nebevi olduğunda şüphe edilemez.
Mütevatir olan bir sünnet, bir hadisi nebevi, hüküm itibarile
kat1-iyye ifade eder, itikad hususunda da, ibadat ve muamelat hususlarında da
bir hüccet bulunur.
Tevatürde muhbirlerin, ravilerin muayyen adetleri yoktur. Bu
aded, hadiselere göre değişir. Elverir ki, insana yakın ifade etsin, insanda
kat'i surette bir vicdani kanaat husule getirsin. Hatta bu muhbirlerin
arasında çocukların, gayri müslimlerin bulunması da bunu kabule bir mani teşkil
etmez.
Tevatür, bir haberdir. Bir haberden zaruri bir ilim hasıl oldu
mu, artık o kuvvetli bir delildir. Ancak bir iki kişinin haberi hiçbir vakit
bir haberi mütevatir olamaz.
Namaz rekatlarının adetlerine, nakidler hakkındaki zekatın
kırkta bir olduğuna dair olan haberler, bütün tevatür yoliyie bize vasıl olmuştur.
Velhasıl: böyle bir tevatür neticesinde rivayet edilen haberin
veya mahsus bir hadisenin vukuu hakkında bizzarure yakini bir ilim husule
gelmiş olur.
Meşhur sünnetler,
bidayeten Resulüekrem
Efendimizden bir iki zat rivayet etmiş olduğu halde bilahare ümmeti
merhume arasında şöhret bulup ikinci ve
üçüncü asırlarda tevatür derecesini bulmuş olan sünnetelrdir.
Mestlerin üzerine meshin cevazı hakkındaki hadisi şerif, bu kabildendir. (amellerin
hükümleri niyetlere göredir) hadisi
şerifi de bu cümledendir.
Bu gibi meşhur haberler, zan mertebesinde bulunur. Fakat ümmeti
merhume arasında böyle kabul edilerek şöhret bulmuş olduğu cihetle ifade
ettikleri zan, kalbi tatmin edecek bir kuvveti haiz bulunur. Artık bunu inkar
eden, yani: bunun bir sünneti nebeviyye olduğuna kail bulunmayan kimse, ümmeti
merhume hakkında itimatsızlık göstermiş, onları tahtie eylemiş olacağı cihetle
fasik sapık sayılır.
Haberi ahad ile sabit sünnetler, bir zatın diğer bir zattan
veya bir zatın bir cemaatten veya bir cemaatin bir raviden rivayet etmiş olduğu
sünnetlerdir. Tevatür derecesinde olmayan ravilerin, mesela: iki üç zatm rivayet
ettikleri bir sünnet de haberi ahad kabilindendir.
Böyle bir sünnetin ravilerinde bazı şartlar aranır, raviler, bu
şartları haiz olunca rivayet ettikleri şey, galebei zannı icap eder, yalnız
iba-dat ve muamelat hususlarında muteber olur, kendisile amel edilir. Bunu inkar
eden, tekfir, tadlil edilmez. Fakat ehliyeti haiz olan ravileri tahtie ettiği
için bid'at ehlinden sayılır.
Bazı kimselere göre haberi vahid, ilim ifade etmediği cihetle
ameli de icap etmez. Çünkü amel için ilim lazımdır. Lazımın intifası, melzumun
da intifasını iktiza eder. = zandan başkasına tabi olmazlar) nazmı şerifi de
zanni şeylere itibaıu müstahsen olmadığını gösterir.
Maamafih bu zanna ittibam müstahsen ohnaması, en ziyade itikadı
ve cezai şeylere nazaran olsa gerektir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|