| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 06.08.2007 - 04:00
|
Okunma Sayısı : 1030 |
Taharetin, Şari tarafından takdir edilen itibari bir nitelik olduğunda ulema ittifaketmiştir. Bu nitelik, namazın sahih olması için bir şarttır. Bu nitelik, kapların kullanılması ve yemeklerin yenebilmesi için bir cevaz şartıdır. Şari’, kişinin namazının sahih olabilmesi için bedeninin taharet niteliğiyle nitelenmesini, bir yerde namaz kılabilmesi için o yerin taharet niteliği ile nitelenmesini (temiz olmasını), yiyeceği yemeğin dahi helal olması için taharet niteliğiyle nitelenmesini şart koşmuştur. Taharetin aslı ise hakikatta tek şeydir. Ancak hades ve Necaset gibi kendisine izafe edilen veya kendisinin sıfat olarak takıldığı şeyler dolayısıyla iki kısma ayrılmaktadır. 1- Necasetten taharet 2- Hadesten taharet Necasetten taharet, Şari’ tarafından namaz kılana (ve diğer ibadetleri yapana) şart koşulmuştur. Buna göre namaz kılacak kişinin vücudu ve elbisesi pisliklerden (necasetten) arındırılmış olacaktır. Buna ek olarak vücudu hadesten de taharet içinde, temiz olmalıdır. (İbadet, yapabilmesi için) bu iki durumda da temiz bulunmak gerekli olmaktadır. Bu itibarla taharetin bu birinci kısmı kendi arasında iki şıkka ayrılmaktadır. Necasete gelince bu, ileride de açıklanacağı üzere kan, sidik ve benzeri şeyler gibi şer'an pis sayılan cisimlerdir. Necaset; elbiseye, bedene veya herhangi bir yere isabet etmiş olabilir. Ayrıca taharet, kendisinin sıfat olduğu şeyler grubunda da iki şıkka ayrılmaktadır: 1- Asli taharet, 2- Arızi taharet Asli taharet; Temiz olan eşyaların yaratılışlarında bulunan taharettir. Toprak, su, demir ve diğer madenler gibi. Bunlar ileride de açıklanacağı gibi asli yaratılışlarında temiz olan cisimlerdir. İlk yaratıldıklarında temizlik niteliğini kazanmışlardır. Arızi taharete gelince; Temiz olan eşyalara necaset bulaştıktan sonra o necasetin temizlenmesine arızi taharet denir. Arızi denmesinin sebebi, ileride necasetin giderilmesi bahsinde de görüleceği gibi bu, temizliğin su toprak ve diğer temizleyici unsurlar sayesinde elde edilmesinden ileri gelmektedir. Hadese gelince, bu da itibari bir nitelik olup şeriat sahibi, cünüblük esnasında insan bedeninin tümünü bu sıfatla nitelendirmiştir. Su akıtmak, yellenmek ve abdest bozucu diğer durumlardan birinin vuku bulması esnasında bedenin (abdestle ilgili) bazı organları da bu sıfatla nitelendirilmiş olur. Bunlardan birincisine “büyük hades hali”, ikincisine de “küçük hades hali” denir. Birincisinden temizlenmek gusül ile mümkün olur. Aybaşı ve nifastan sonra lohusalık hali de bu statüye tabidir. Sari bu iki hali, bedenin tüm organlarıyla ilgili hükmi bir sıfat olarak takdir etmiştir. Bu iki halde cünüplükte olduğu gibi namaz kılınamaz; diğer ibadetler de yapılamaz. İkincisinden (küçük hades halinden) temizlenmek de abdest almakla mümkün olur. Su bulunmadığı veya bulunup da kullanılamadığı zaman bunların yerine teyemmüm yapmak yeterlidir.
Son Güncelleme : 06.08.2007 - 04:00
|