| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 26.07.2007 - 00:19
|
Okunma Sayısı : 996 |
Mükellefin, onbeş günden az bir müddet ikamet ettiği yerdir. Yeryüzünün tamamı; niyet ehli olan bir mükelelf için, "Vatan-ı Asli, Vatan-ı İkamet veya Vatan-ı Sefer" olabilir. Malûmdur ki; yeryüzünün tamamı Allah’ındır. Dolasıyla Laik kültürün geliştirmeye çalıştığı "Vatan Müdafaası" kavramının, hiçbir temeli yoktur. Mü'minler; Allahu Teala'nın indirdiği hükümlerle hükmedilen ve kendilerinin galip olduğu "Darû'l İslâm'ı" müdafaa için cihad ederler. Ancak küfür ahkamı ile hükmedilen ve İslâm'ı savunduğu için insanları mahkum eden siyasi güçlerin galip olduğu beldeleri müdafaa etmezler!.. Çünkü bu fiilde küfrün daha da güçlenmesine yardım sözkonusudur. Bazı çevrelerin "Vatan sevgisi imandandır" hükmünü, bir Hadis-i Şerif gibi öne sürmeleri, cehaletlerini gösterir. Misafir olan bir mükellef; mukim olan bir imama iktida ederse namazını dört rek'at olarak eda eder. Ancak misafir imamete geçerse; iki rek'atı edâ ettikten sonra selam verir ve "Siz namazınızı tamamlayınız. Çünkü ben seferiyim" demesi müstehab olur. Yolculuğun meşrû veya gayr-i meşrû bir maksadla olması arasında; seferilik noktasından bir fark yoktur. Herhangi bir özre mebni olmaksızın, hayvan üzerinde farz namazı eda caiz değildir. Meşru özre gelince: Hayvan üzerinden inmesi halinde hayatından korkması, vahşi hayvanların veya kafirlerin saldırısından çekinmesi gibi hususlardır. Otobüs yolculuğunda da; mutlaka otobüsü durdurmak ve farz namazları hakkı ile edâ etmek gerekir. Bu hususlarda otobüs sahipleri de, hassas olmalı ve gerekli kolaylığı göstermelidirler. Sefere çıkan mükellefin; namaz saatlerini hesaplıyarak sefere çıkması daha uygundur.
Son Güncelleme : 26.07.2007 - 00:19
|