| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 09.11.2007 - 02:18
|
Okunma Sayısı : 539 |
Allahu
Teala'nın emrine kat'i olarak ittiba ve O'nun rızası için zekât'ı
vermek esastır. Zira bu bir ibadettir. Bu sebepten, zekâtı edâ eden
mükellef için ihlâs lâzımdır.
Niyet:
Malûmdur ki; zekât bir ibadettir. Her ibadette olduğu gibi niyyet
şarttır. Mükellef; zekâtını vermek için birisini vekil dahi tayin etse,
niyyet etmesi esastır. Şayet bu şahsı vekil tayin ederken değil de, bu
vekile zekâtı teslim ederken niyet etmiş olsa caiz olur. Bir mükellef;
başka bir şahsa zekâtını teslim edip, onu fakirlere vermesini emretse,
bu şahıs fakirlere verirken niyet etmese bu yine caiz olur. Çünkü bu
durumda amirin yani emir veren mükellefin niyeti bulunmaktadır. Sonuç
olarak; zekâtın edâsının ilk şartı; niyyettir. Niyyet; ibâdet ile âdeti
birbirinden ayırmak noktasından da, oldukça önemlidir.
Temlik:
Mükellefin; zekâtı müstehak olan kimselerden birisine "Temlik"te
bulunması, yani ona teslim etmesi de, edâsının şartlarındandır.
Ayrıca;
zekât verdiği kimseye, Allahu Teala'nın bu malı muhkem haberlerle
kendisine verdiğini beyanla, meselenin mahiyetini izah etmelidir. Ta
ki; hem zekât veren, hem de zekâtı alan, nefsine herhangi bir pay
ayırmasın!..
Son Güncelleme : 09.11.2007 - 02:18
|